25 Haziran 2014 Çarşamba

Ürün İncelemesi: Nivea Q-10 Energy Eye Roll-On

Siz de benim gibi şişik göz altlarından artık illallah ettiyseniz bu postu sonuna kadar okumanızı tavsiye ederim. Gerek okul zamanı çok az uyuduğumdan gerek de tatillerde çok fazla uyuduğumdan göz altlarım daimi olarak ya şiş ya çökük ya da mor. Erkek olduğumuz için çoğumuz da piyasadaki BB Krem içeren göz roll-onlarını kullanmaktan çekiniyoruz bu da bir gerçek. Erkek bakımında piyasanın öncülerinden olan Nivea da erkeklere özel bir göz roll-on'u üretti, bana da incelemesi kaldı. Çok da memnun kaldığım için size de önermek istedim.


Nivea'nın "yoğun iş temposunda cildine değer veren metropol erkekleri" için ürettiği Skin Energy serisi aslında dört farklı üründen oluşuyor. Diğer ürünler için buraya tık tık. Fakat bizim bu postta inceleyeceğimiz ürün, piyasadaki diğer ürünlerden sıyrılan göz roll-on'u olacak. İçerdiği Q10 Keonzimi sayesinde cildin derinlerine nüfuz ederek dokuyu sıkılaştırıp canlandıran ürün piyasada kadınlara yönelik olarak üretilen kapatıcı içerikli göz roll-onlarından bu yönüyle sıyrılıyor. Çok küçük olduğu için cüzdanınıza dahi sığabilecek ürün, uzun vadeli bir performans vaad ediyor. Ürünün market ve kozmetikçilerdeki satış fiyatı ise 20 ila 25 lira arasında değişmekte.


Benim ürüne genel olarak yaklaşımım gayet olumlu. Yapısının çok ince olması sayesinde çok çabuk emildiğinden göz altınızda kremsi bir his bırakmıyor. Göz altlarındaki yorgunluğu dakikalar içerisinde alan ürünü bana kalırsa 2 ila 3 saat sonra tazelemek gerekiyor. Kokusuz ve renksiz olması büyük bir artı iken, çok küçük olması ve cüzdanların bozuk para cebine dahi sığması da gayet cezbedici. Siz de göz altlarınızdan ufak da olsa rahatsızlık duyuyorsanız kimi zaman bu ürünü öneriyorum. Fakat ciddi ciddi göz altlarında bariz morarma ve şişkinlikler yaşayanlar maalesef kafein içeren kapatıcılı ürünleri tercih etmeli, boşuna bununla zaman kaybetmemeli.

Sizin son zamanlardaki favori ürününüz hangisi? Merakla bekliyorum!

19 Haziran 2014 Perşembe

Dizi Önerileri: Mom & Orange is The New Black

Popüler olan her şeyden nefret ediyorum desem yalanın daniskası olur kabul etmeliyim fakat konu diziler olunca gerçekten çok popüler olan diziler bende antipati uyandırıyor. Başıma bir şey gelmeyecekse söylemeliyim ki Game of Thrones, Dexter, Breaking Bad, Sherlock gibi artık fenomen olmuş dizileri daha bir bölüm bile izlemedim. Dizi konusunda biraz daha sevilmeyen veya keşfedilmemiş dizileri seviyorum sanırım. Ha elbette büyük bir tutkuyla bağlı olduğum 2 Broke Girls, Shameless gibi popüler diziler de var ama genel yapım böyle n'apalım. Ben de bu nedenle sizlere bu sefer bir film değil de iki dizi önermek istedim. Biri komedi biri dram olarak son zamanlardaki iki favorim Mom ve Orange is The New Black'i izlemeyen kalmasın!

Mom


Mom, 2013 yapımı bir sit-com. 1 sezon 22 bölümü geride bırakan dizi IMDB'de şu an 7 gibi güzel bir puanla karşımızda. Bir sit-com için 7 iyi bir puan zaten bakıldığında. Mom'ın başrollerinde piyasada yeri büyük iki hatun var. Anna Faris, Christy karakterine Allison Janney ise Bonnie karakterine hayat veriyor. Anna Faris benim yaş grubuma nedense tanıdık gelecektir. Fakat siz bu sarışın kızın siyah saçlı halini hatırlıyorsunuz gençler. Hala tanımadınız mı? Anna Faris, bir dönemin fenomeni Scary Movie serilerinin başrolünde Cindy karakterini oynayan hatun işte. Sırf bu bile izlememize bir sebep. Bonnie karakterini canlandıran Allison Janney ise Masters of Sex dizisinin yakından tanıdığı bir isim. Yapımcı olarak karşımıza Two and a Half Men, The Big Bang Theory gibi dizilere imza atan Chuck Lorre var. Mom, kadınların dünyasını hiçbir tabu olmadan tüm açıklığıyla ortaya döken şahane bir komedi. İzlerken Two and a Half Men tadı alacağınız dizi, şimdiden fenomen olmaya aday.


Christy (Anna Faris), tek başına dul bir kadın olarak iki çocuğunu büyütmektedir. En büyük hatası ise 17sinde hamile kalmaktır. Annesi Bonnie'yi (Allison Janney) asla affetmemekle birlikte kızının da aynı hayatı yapmaması en büyük isteğidir. Ama ne yazık ki kızı Violet (Sadie Calvano) da aynı yaşta hamile kalır. Birbirinden hiç hoşlanmayan üç kuşağın aynı evde yaşadıkları ve yaptıkları aynı hatalarla yollarına bir bütün olarak devam ettikleri dizide, erkeksi mevzulara kadınların dünyasınından sağlam mizahi bir bakış atılıyor.

Orange is The New Black


Orange is The New Black, 2013 yapımı bir drama. Aslında komedi mi drama mı tartışmaları sürerken, Golden Globe jürisi tarafından drama olarak kategorilendirilince bize de drama demek düşer. Normalde dramalardan nefret etsem de Shameless gibi Orange is The New Black gibi drama ve komedinin harika sentezlerine bayılıyorum. IMDB puanı 8.5 olan dizi, 2 sezon 26 bölümü geride bıraktı. Efsane dizilerden Weeds'in yapımcısı Jenji Kohan'ın elinden çıkan dizi, gerçek bir hikayeye dayalı olmasıyla da ilgimizi çokça çekmekte. Piper Kerman'ın bir dönem hapishanede yaşadıklarını anlatan dizide ana karakter Piper Chapman ismiyle Taylor Schilling tarafından canlandırılmakta. Daha çok Piper ve Alex üzerinde dönen hikayede ilk sezon boyunca Taylor Schilling'e Alex Vause rolüyle Are You There, Chelsea?'den tanıdığımız Laura Prepon eşlik ediyor.


Piper Chapman (Taylor Schilling), nişanlısı Larry (Jason Biggs) mutlu mesut yaşayan bir kadındır. Gençliğinde bir ilişki yaşadığı Alex Vause (Laura Prepon), yüzünden bulaştığı uluslararası bir uyuşturucu şebekesi yüzünden seneler sonra hapse girmesi gerekir. Hapishaneye ait olmayan bu kadının yaşadığı zorluklar yetmezmiş gibi içeride bir de hoş olmayan bir sürprizle daha karşılacaktır. Alex Vause yani eski lezbiyen kız arkadaşı içeride onu beklemektedir. Orange is The New Black, bir kadın hapishanesini tüm çıplaklığıyla anlatan bir bakıma tez çalışması niteliğinde bir dizi. Bizdeki Parmaklıklar Ardında gibi dizilerden ziyade bu kadınların hiçbirinin masum olmadığını anlatan dizi, flashback tekniğiyle karakterlerin devamlı geçmişine giderek onları bu hale getiren sebepleri de gözler önüne sürüyor. Lezbiyenliğin, gardiyan tacizlerin, hapisane zorbalığının, ırk ayrımının ince ince işlendiği dizi farklı baş yapıtınız olacak.

Sizin son dönemdeki favorileriniz neler? Önerilerinizi bekliyorum! 


13 Haziran 2014 Cuma

Şort Giyme Kılavuzu

Yazın tam anlamıyla gelmiş olduğunu gece basan sıcaklardan, ne zaman elimizi uzatsak yakan yatağın soğuk taraflarından, en küçük adımda bile terlememizden anlayabiliyoruz. Eee biz de hala laik (!) bir ülke olduğumuza göre sokaklarda özgürce şort giyerek kutlayabiliriz bu sıcakları. Siz siz olun bol bol şort giyin derim, yarın ne olur kimse bilemez...

Şort giymenin de malumunuz bir adabı var. Fakat bu konuda millet olarak adabı falan bitirmiş durumdayız. Hala sokaklarda kaprilerle gezen insanlar görüyorum. Ülkemizde şort / kapri / bermuda tarzı bir ayrım olmadığından her cinse şort diyor, kapri, bermuda, gabardin falan aynı şey sanıyoruz. Ama elbette değil. Türk erkeğinin şort giyme zevksizliğinden gerçekten fenalıklar geçirdiğim için bazen yaz hiç gelmesin istiyorum. Kışın en azından biraz daha kurtarıyorsunuz beyler, üzgünüm. Bu nedenle ibret-i alem ve kutsal kitap niteliğinde olan bu postu hazırlamayı kendime vatani bir borç bildim.

Bu postta öncelikle sıklıkla yapılan şort giyme hatalarını, daha sonrasında beş ana başlıkta şort türleri ve vücut tiplerini, en son da eğitici videolarla şortlarımızı değerlendirmeyi öğreneceğiz.

Part I : Bunları Giyecek Kadar Ne Yaşadınız?

-Fazla Rahat



Rahat şortları birazdan Jersey adı altında inceleyeceğiz ama bu tarz şortlar gerek boylarının kötülüğü, gerek zevksiz tasarımları gerek de içerdikleri devasa logolarla gerçekten giyilmemesi gerekenler listesinde.

-Fazla Bol


Ne giyersek giyelim şık görünmemiz için ilk kural vücudumuzu doğru tanıyor olmamız. Bizde genel olarak yapılan hatalardan biri de bu. Benim gibi ince bacaklıların bu kadar geniş kesimlere yönelmemesi gerek. Bacaklarınız kıyafeti taşıyamadığı için nazi kamplarındaki yetimlere dönersiniz.

-Fazla Kısa


Ülkemizde çok rastlanan bir durum değil çünkü toplumuzun kendine biçtiği "ahlaki giyim anlayışı" özellikle erkeklerin bu tarz şortlardan uzak durmasına neden oluyor. Meclisinde her vekilin 1 karısı 13 kuması olduğu bir ülkede ahlaki giyim anlayışının olması da ayrı bir konu tabii. Konumuza dönecek olursak erkek fiziği bu kadar kısa şortlar için uygun olmadığından (vücut kıvrımları sebebiyle) bu şortları da eliyoruz.

-Fazla Rustik


Şöyle lastikli, belden bağlamalı modelleri artık yakıcaz beyler. Evinizin bahçesinde bunları yakın ciddiyim. Bu kadar babanne modeli şortlar giymenizin ne size ne de dünyaya bir yararı var hatta göz zevklerini eksi puanlara düşürdüğünden zararı çok daha büyük.

-Fazla Karmaşık


Son olarak da ülkemiz gençliğinin en sevdiği akımdayız. Baskılı, yazılı, şekilli şukullu olsun da ne olursa olsun diyenlerden misiniz? O diliniz kopsun inşallah. Üstünde ne yazdığını bile anlamadığınız ve genelde çok kötü kumaşlardan üretilen bu şortları da daha fazla piyasada görmeye tahammülümüz yok. Nazilli pazarı esnafı ve müdavimlerine duyurumdur.

Part II: Vücuduna Göre Şortunu Seç

I. Cargo


Cargo bir dönem hepimizin en az bir kere giymiş olduğu yegane şortlardan. Normalde diz üstü ve daha rahat kesimde giyilmesi gereken şortları bizim erkeklerimiz genelde dizin üç karış altında ve çok bol olarak kullanıyor. Düz tişörtlerle ve yazlık gömleklerle kombinlenmesi gereken cargolar, büyük popolu, kalın bacaklı ve geniş baldırlı erkekler için uygun.

II. Chino


Chino ise yazın muhakkak en büyük kurtarıcılarından. Her vücut tipi için artık her tarzda üretilen chinoları ister regular ister skinny ister super skinny olarak bulabilirsiniz. Desensiz düz renk bir chino seçtiyseniz tişörtünüzün veya gömleğinizin biraz daha hareketli olması size ekstra iyi bir görünüm kazandıracaktır. Chinoları bu sene kıvrık paça olarak kullanamız da trendy görünümünüze bir tık level atlattıracak.

III. Denim


Şort dünyasının ağa babası sayılan denimler, bu sezon taşlanmış, yırtık ve genelde koyu renklerde vitrinlerde boy gösterecek. Denim giyerken dikkat etmemiz gereken konu ise fit kesimlere yönelmemiz. O yüzden bu sezonun denimlerine bakarak küçük popolu ve ince bacaklı arkadaşların bol bol giymesini öneriyorum. Fakat siz siz olun denimlerinizi çok kısa seçmeyin. Şu üst sırada ortada bulunan siyahın aynısı bende var, en fazla o kısalıkta olması gerek bana kalırsa.

IV. Jersey


Gündelik veya rahat diye de tabir edebileceğimiz jerseyler,  son zamanlarda çok fazla revaçta. Aslında bildiğimiz gündelik her yerden temin edebileceğimiz şortlar ZARA gibi markaların dokunuşlarıyla maalesef kapitalizm kurbanı oldu. Jerseylerde ince bacaklılara kısa ve biraz daha dar kesimleri, kalın bacaklılara da hepsini öneriyorum. 

V. Tailored


Türkçe'ye özel olarak dikilmiş, terzi işi diye de çevirebileceğimiz tailoredlar son iki sezonun bana kalırsa en en en güzelleri. Causala olan sevgimi biliyorsunuz malum bu yüzden bunlara da bayılıyorum. Aslında ilk çıkış amacı yazları ofisinde geçiren kesimi mutlu etme amacıyla olsa da beni de çok mutlu ediyorlar. Yurtdışında fashionista abilerimiz bu şortları blazerlarla dahi tercih ediyor ama bize gelene kadar ohoo. Bu nedenle biz loafers, slippers, oxfords tarzı ayakkabılarımız, şık kemelerimiz ve güzel gömleklerimizle bu şortları seve seve giyebiliriz.

III. Do It Yourself (D.I.Y)

Jairwoo'yu tanıyan var mı bilmem? Ama benim en sevdiğim erkek youtuber olduğu kesin. Male Fashion Guru olarak nitelendirilen bu amerikalı çekik gözlü çocuğun videoları hepimiz için birer hazine. Size Jairwoo'nun eski kotlarınızı nasıl şort yapabileceğinizi ve kotlarınızı nasıl yırtabileceğinizi anlattığı iki videoyu buraya bırakıyorum. İzlemeden geçmeyin derim.


 



Umarım zevksiz kaprilerden ve acayip şortlardan uzak bir yaz geçirirsiniz.
Sorular aşağıya. :)

4 Haziran 2014 Çarşamba

5 Gün / 5 Kombin

Havaların İzmir'de dahil kafayı yediği şu günlerde ne yaza girebildik ne de bahardan çıkabildik. En son hatırladığım Gezi'nin yıl dönümü olan 31 Mayıs sabahı önce dehşet üşümüş ardından da cayır cayır yanmıştık. Ben de hem yaza bir giriş olsun hem de bu dönemi biraz daha "ne giyicem?" derdinden uzak geçirin diye size haftanın beş günü giyebileceğiniz beş farklı kombin hazırladım. Tabi ki bunları tamamen kendi zevkime ve kendi fiziksel özelliklerime göre düşündüm. (örn; skinny jeans, kısa şort vb.). Hazırsanız detaylı bir beş güne beş kombin hazırlayalım birlikte.


Her ne kadar kendi fiziksel özelliklerim desem de bana hiç yakışmadığı halde bu kombine bir Rayban Clubmaster ekledim.  İki yazdır kendimin de kullandığı bandanalardan da bir tane koyuverdim. Beyaz basic bir tişört, açık renkli taşlanmış bir kot ve kontrast bir New Balance. Bordo ve beyazın aşkı bu yaz da sinemalarda. Pazartesi sendromlarına bye bye.

 

Bana hiç yakışmadığı halde yine buraya Rayban Wayfarer koydum. Çünkü erkek güneş gözlükleri arasında büyük bir kült oldu. Boy London benim yavaş yavaş ısındığım bir marka, bir tane tişört alıp ön yargımı kırdım. Ergenlerin eline düştü be diyenlere tavsiyemdir. Geçen sezondan beri moda olan diz üstü şort ve bilekli converse modası ise hala kullanılabilir durumda. Geçen yaz yazdığım detaylı incelemesi için tıktık. Bu arada şortu bu sezonun trendine uygun olarak yırtık seçtim. En sevdiğim saatlerimden Casio marka bu saati de kombine son anda patlattım.


Çarşamba biraz daha casual. Hatta ve hatta benim için bu bile fazla casual. Öncelikle ben ne yarım kollu gömlek giyerim ne de bu kadar büyük bir saat ve bu denli ağır bir bileklik takabilirim. Fakat bu loaferlar varsa işin içinde bunlar takılır be. Loaferların FUCK ayrıntısı şahane, tabi iddialı beylere. Beyaz chino da öyle. Hele ki sağlam pazularınız varsa yaza girerken bu gömlekler sizi über seksi göstericek. İddialı beyleri piste alalım!


İşte budur. Thank God, It's Thursday! (ne?). Superga son yılların en büyük ayakkabı buluşu kesinlikle. Gerek görüntüsü gerek de rahatlığıyla benim favorim. Ee tabii ki favori rengim griyle birleşince bir başka oldu. Bu kombinde çok ince sarı bir ayrıntısı olan Fred Perry poloyu seçtim. Çünkü sezonun en trend rengi sarı malumunuz. Ben hiç sevmesem de sarıyı, buraya küçük bir ayrıntı ekleyeyim dedim. Benim de buna benzer siyah bir kotum vardı, onu zımparalanmış ve yırtılmış hale getirdim. Yavaş yavaş alıştığım caplere de en ünlü markalardan Vans'ın bir tane şu güzel turkuazlı ve gri-siyahlısını ekledim. Şık bir yüzük, renkli bir Casio. Bir fıs da en fresh yaz kokularından David Beckham Homme. Bu kombin hem sokaktan hem de şık.


Haftanın en güzel günü olan mübarek ve tatlış cumaya geldi sıra. İçinizden "ali yine mi yırtık kot lan nerden bulucaz biz bunları" diyenleriniz var mı? Eğer fazla istek olursa size sevmediğiniz kotlarınızı nasıl cart curt yırtabileceğiniz hakkında bir post da yazarım. Malum floraller bu kadar trendken ben de kullanmamak olmaz deyip bir tişört ekledim. Böyle olunca geri kalan detayları da toprak tonları seçtim. Kaliteli bir kemer, güzel gözlükler ve buram buram yazlık kokan bir Toms. Birkaç da yüzük. Hafta sonuna hazır mıyız?


Detaylı sorularınız için aşağıya yorum bırakmanız yeterli. :)
Bu yaz en güzel "yaz aşkları" sizin olsun!