29 Mayıs 2014 Perşembe

Parfüm İncelemesi: Elite Gentleman Untailored by AVON

Daha çok kısa bir süre önce parfüm incelemesi girdiğimin farkındayım. Siz de içinizden "moda blogu mu parfümeri mi belli değil" diyorsunuzdur muhakkak, hak da veriyorum. Ama AVON'un yeni çıkardığı parfümü Elite Gentleman Untailored bugün elime geçince sıcağı sıcağına bir kritiğini yapmak istedim. Eğer siz de hazırsanız, karşınızda AVON'un yeni kozu Elite Gentleman Untailored.


AVON, kış döneminde serinin ilk parfümü olan Elite Gentleman'ı piyasaya sürmüştü. Parfüm o kadar beğenildi o kadar sevildi ki yaz için bir de tamamlayıcı gerek diye düşünüp Elite Gentleman Untailored piyasaya sürüldü. Elite Gentleman incelemesi için buraya tıktık. Haziran kataloğunda ilk olarak boy gösterilen parfüm babalar günü özel kampanyasıyla 32 liradan bu ay satışta. AVON'un da bizleri düşünüp denememiz için birer tane yolladığı parfümü görünce her ne kadar içim yansa da babama hediye ettim, ne de olsa babalarımıza hediye. Parfüm #centie hashtagiyle sosyal medyada lanse ediliyor. #centie adı üstünde centilmen erkeğin selfiesi. AVON, selfienin sosyal medya gücünü parfümle birleştirip hem başarılı bir pazarlama taktiği uygularken hem de size "Untailored sıkmadan çektiğin selfie, selfie değildir" diyor. Şişe tasarımı serinin bir önceki parfümüne benzer şekilde klasik ve buzlu yeşil bir camdan oluşuyor. Parfümün detayları ise hemen aşağıda.


Elite Gentleman Untailored, 2014 yazı için tüm dünyayla birlikte aynı anda Türkiye'de satışa sunuldu. Bir önceki parfümde olduğu gibi reklam yüzü ise Engin Altan Düzyatan oldu. Söylediğim gibi parfüm Haziran ayı kataloğunda babalar gününe özel olarak 32 lira. Parfümün üç notası var. En üst nota fesleğen, orta nota selvi, en alt nota ise kaşmir odunu. İlk sıktığınızda hafif bir baharatla başlayan kokular gün sonunda teninizde odunsu hatlar bırakıyor. Parfüm eleştirmenleri tarafından 5 üzerinden 4.5 puan alan parfüm, bir yaz kokusu olarak nitelendirilmiş ama tercihen baharda kullanıma da uygun. Bir gündüz kokusu olan Untailored, kalıcılık olarak 5 üzerinden 3 puan alıyor. Koku bir kısım tarafından fresh spicy (taze baharat) diğer bir kısım tarafından ise woody (odunsu) olarak kategorize edilmiş. Bana kalırsa Calvin Klein'ın Touch for Men, Yves Saint Laurent'in L' Homme Libre'sine göz kırpan bir koku. Bir yüzlerce lira harcamak istemeyen beylerin bu yaz favori tercihi olacağına inandığım parfüm, benden tam not alıyor.


26 Mayıs 2014 Pazartesi

What's In My Man-Bag? #SpringEdition

Youtube'da en sevdiğim videolar sanırım yabancı youtube kullanıcılarının hazırladığı "what's in my bag? what's in my purse? what's in my backpack?" tarzı videolar. Özellikle erkeklerin hazırladığı "What's In My Man-Bag?" videoları gerçekten çok eğlenceli. Fakat bizim Türklerde dehşet failler var lakin, tabii bir grup başarılı vloggerımızı bunların dışında tutuyorum. Hazır yaz gelmişken ben de bir çantamda ne var postu hazırlamaya karar verdim. Bakalım çantamızda neler varmış?


Çantamı Fransız İhtilali kadar eski bir dönemde Koton'dan almıştım. O zamandan beri de kullanmaktayım. Genelde çantalarım deri olduğu için bu sıcakta daha keten, kumaş tarzı çantaları tercih ediyorum. Fiyatı o zaman 70 lira mıydı neydi zaten artık da yok ama bu bavul görünümlü tatlı çantayı daha on sene severek kullanabilirim. Bu arada Calvin Klein'ın şu küçük postacı çantalarından bir tane alayım diyorum. Siz ne dersiniz?


Tüm odamı çantamda taşıdığım gerçeği doğrudur. 

  • Pre-Faculty Extra Grammar and Vocabulary Materials: PIE yani Proficiency In English sınavım yani ve yani bitirme sınavıma bir ay kaldığı için boş bulduğum anları grammar çalışarak değerlendiriyorum. Örnek öğrencilik budur.
  • Ehliyet Kitapçığı: Malum ehliyet almaya hazırlanıyorum, onun da testlerini zaman buldukça çözüyorum. Her yerde bursluluğumu konuştururum.
  • Kulaklık: Markasını dahi bilmediğim bir kulaklık. Urbanears kulaklıklarım servisten gelene kadar bunlarla takılıyorum.
  • The Body Shop Absinthe Hand Cream: Vücudumun kabul ettiği tek krem, yağlı ciltler için emilimi çok yüksek, piyasadaki en başarılı el kremlerinden.
  • The Body Shop SeaWeed SPF15 Moustrizer: Benim gibi akneye meyilli, sorunlu bir cildiniz varsa bir de açık tenliyseniz ayvayı yediniz. Bu leş gibi sıcak ve güneşli günlerde muhakkak güneş koruması içeren bir nemlendirici kullanın. Bu konuda ısrarcıyım.
  • Moschino Forever: Canım parfümümün çanta boyu. Vazgeçemiyorum. İncelemesi burda. 
  • Nature's Bonty Sublingual B-12: Tatsız sebeplerden dolayı sağlam kilo kaybettiğim için onları geri almaya uğraşıyorum bu aralar. B-12 vitamini ise büyük yardımcım. Her öğünden yarım saat önce bir tane.
  • Toni&Guy Men Styling Putty: Yanımızda zor zamanlar için her zaman bir pomade bulundurmalıyız beyler. O saçlar hizaya gelecek. İncelemesi burda.
  • Ray-Ban RB 41-47: Rayban'ın yeni sezonda çıkardığı daha yuvarlak hatlı ve daha büyük wayfarerlarından ben de bir tane edindim. Bu devasa surata gözlük bulmak zor.
  • Zara Man Wallet: Devasa cüzdanların erkekler için de moda olması en büyük sevindiricim allah razı olsun kim akıl ettiyse. Bu kadar çok kartı, ıvır zıvırı bir tek bunlar topluyor.
  • Kalemlik/Şarj/Sakız: Muhteşem Combo.


21 Mayıs 2014 Çarşamba

My Daily Hair Routine #Spring2014

Ülkemizde yaşanan faciaların sonu gelmezken normal hayata nasıl adapte olabiliriz konusu özellikle bizim gibi "sosyal medya bağımlıları" için gerçekten çok zor oldu. Bizim gibi bağımlılar derken hayatını check-in yapmaya adayan, instagramda sürekli #girlsnightout tagleriyle fotoğraflar paylaşan, twitterda exlerine laf sokan kızlardan bahsetmiyorum tabii. Sosyal medya üzerinden iş yapmaya çalışan insanlardan... Bu nedenle yavaştan "life goes on" deyip, acıları bir kenarda tutup biraz kafa dağıtmaya ihtiyacımız var ülkecek.


Son zamanlarda aldığım "saç bakımı" konusundaki çok sayıda mailin de etkisiyle bir günlük saç bakım rutini postu hazırlamaya karar verdim. Instagramdan beni takip edenler saç kesimimi değiştirdiğimin farkındadır zaten. Yeni saçlar nasıl? Yorumları bekliyorum.


Biz Türk erkekleri olarak nedense bakım konusunda hep çok çekingeniz. Bunda ise her türk erkeğinin bakımlı olduğu zaman da eşcinsel olacağı düşünceleri hakim sanırım. Bu yüzden de piyasa saçlar 3e vurulmuş, kirli sakallı erkekten geçilmiyor. Beyler üzgünüz ki bu tarz 10unuzdan sadece 2nize anca yakışıyor. Bu nedenle kafa şeklimize ve stilimize en uygun saçı bulmak durumundayız. Berberler yerine artık Hair Style Studiolar tercihimiz olmak durumunda. "Yaa ben en çok kendi berberimde rahat ediyorum" deyip yamuk yumuk saç kesimleriyle dolaşmayı istemiyorsanız İzmir için önerim Bostanlı, Mavişehir ve Karşıyaka'da da şubeleri olan KEY zinciri. 

Üstteki kutuda benim düzenli olarak kullandığım saç bakım ürünlerini görmekteyiz, isterseniz hepsini detaylı olarak incelemeye başlayalım.


  • Toni&Guy Deep Clean Shampoo for Men



Toni&Guy piyasadaki en pahalı saç bakım ürünlerinden buna hiçbirimizin itirazı yok ama performansı gerçekten bu fiyatı hak ediyor. Benim uzun süredir kullandığım bu şampuan hep temel taşımı oluşturuyor. Genelde tek şampuan değil iki şampuan kullanırım saçlarımı daha iyi beslemek için. Bir tanesi her ay değişirken Toni&Guy'ın Men serisi için özel olarak hazırladığı Deep Clean Shampoo her daim stabil kalıyor. Hacimsiz ve yağlı saçlar için ise ideal. 35 TL.


  • Urban Care Natural's Tea Tree Oil&Keratin Shampoo

Son zamanlarda çok çok blogumda söz ettiğim marka Urban Care'den favori şampuanım ise bu sıralar Tea Tree Oil. Yağlı ve kepekli saçlar için özel olarak üretilen şampuan da daha uzun zaman bayılarak kullanacağım bir ürün gibi duruyor. 20 TL.

  • Down Under Natural's Argan Oil


Down Under Natural's Argan Oil, zamanında rastegele alıp dehşet memnun kaldığım bir ürün. O kadar bereketli ki aylardır kullanmama rağmen yarısına bile gelemedim. Çünkü ürün her gün kullanılacak bir şey değil. Ara sıra saçınıza duştan sonra bir bakım yapmanız yeterli. Ben de saçlarımı fön makinesiyle devamlı şekillendirdiğim için yüksek ısıya maruz kalan saçlarım dökülmesin diye severek kullanıyorum. Ürün artık piyasada yok ama Urban Care Natural's bünyesindeki bir marka olan Down Under Naturals'ın benzer ürünlerini Urban Care'da bulabilirsiniz.

  • Urban Care Natural's Biotin Serum

Bir erkeğin başlıca görevlerinden biri dayı, amca ve babaya bakıp aralarında kel var mı diye bir pazar araştırması yapmaktır. Eğer ki varsa o da dikkat etmeli saçlarını şimdiden korumaya başlamalı. Ben de bunu bildiğimden saçlarımda muhakkak dökülmeye karşı etkili Biotin serisinin serumunu kullanıyorum. Kokusu o kadar güzel ki insanın vücuduna sıkıp parfüm niyetine kullanası geliyor yemin ederim. 20 TL.

  • Toni and Guy Styling Putty for Men

Saç şekillendirmede her erkeğin yaptığı en büyük hata kesinlikle saç spreyi kullanmak. Bir döneme kadar bu hatayı ben de yapıyordum kabul ama artık asla. Saç spreyi kısa saçları yıprattığından erkeklerde çok fazla dökülmeye neden oluyor. Bu nedenle artık sadece pomade kullanıyorum. Toni&Guy Styling Putty de bu konuda piyasanın en iyisi. Benzer ürünlerini daha uygun fiyatlara bulabilirsiniz ama bu kadar mat duruşlular mı orası tartışılır. Sürdükten iki dakika sonra matlaşan pomade benim vazgeçilmezim. 32 TL.


  • Toni&Guy Sea Salt Spray

Toni&Guy'ın saç bakım sektöründe "devrim" niteliğinde olduğu söylenen ürünü Sea Salt Spray gerçekten çok güzel bir ürün ama o kadar da abartmamak lazım. Hani denizden çıktığınızda saçlarınızda güzel bir dalgalanma, buklelenme olur ya işte bu ürün de içerisindeki formülle size bunu vaat ediyor. Ben genelde saçımı şekillendirdikten sonra en son adım olarak bu spreyi kullanıp çok daha doğal bir görünüm kazanıyorum. Size de öneririm. 16 TL.

  • John Frieda Dry Shampoo 


Son dönemin en çok konuşulan ürünlerinden kuru şampuanlar benim de uzun süredir severek kullandığım bir ürün grubu. Bu konuda favorim ise her ne kadar fiyat olarak diğerlerinden fazla olsa da John Frieda. Normalde yağlı saçların yağını almak için kullanılan ürünü ben temiz saçlarıma hacim kazandırmak için kullanıyorum. İçerisindeki pudra saçın dibine nüfuz edip hem yağlanmayı emiyor hem de saça  hacim kazandırıyor. 24 TL.



  • Schwarzkopf Taft Power Gel No:5

 

Jöle ise çok ama çok nadir kullandığım bir ürün olduğundan ona en son değinmek istedim. Pomade bir süre sonra yenilenmezse saçta tamamen emiliyor ve saç bozulmaya meyilleniyor. Eğer tüm gün dışarıdaysam ve yanımda pomade taşıyamıyorsam Shcwarzkopf Taf Power Gel No:5 en sevdiğim. Piyasanın en güzel jölesi olduğuna da bahse geçerim. 12 TL.

11 Mayıs 2014 Pazar

Parfüm İncelemesi: CK One Shock

Parfüm merakımı, sevdamı, aşkımı siz de çok iyi biliyorsunuz. Yaz parfümü arayışlarım hızla sürerken çok fazla opsiyon denedim. Fakat aklıma en çok yatan açıkça belirtmek gerekirse CK One Shock oldu. Tam da bunalımlara sürüklenirken en sevdiğim online alışveriş sitesi MIZU imdadıma yetişti. Hazır elime bu güzel parfüm geçmişken ben de deneyip hemen sizlerle fikrimi paylaşmak istedim.


CKOne Shock, diğer yaz parfümü seçeneklerime göre biraz daha farklı bir parfüm. Genelde aqua, citrus, floral 3lüsü etrafında şekillenen yaz parfümlerinin aksine tobacco (tütün) kategorisinde çok hafif bir koku. Üstündeki graffitiden de anlayacağımız üzere özgür erkeklerin imzasını taşıyan parfüm, güçlü ve asi erkekleri hedef kitlesine alıyor. Yine sarışın ve açık kumrallara daha iyi gideceğini düşündüğüm parfüm Calvin Klein'in büyük beğeni toplayan ONE serisinin en iddialısı diyebiliriz.


CK One adı altında 2011 yılında piyasaya sürülen Shock ailesi bir kadın bir de erkek parfümden oluşuyor. Asi, güçlü ve özgür erkekleri hedef alan parfüm, tobacco (tütün) esanslı bir parfüm. Fakat uzun süre üstünüzde kaldıktan sonra fresh spicy (taze baharat) bir koku bırakıyor. Genel olarak herkesin sevebileceği tarzda notalara sahip parfüm 212, One Million gibi kokulara olan benzerliğiyle de çok fazla iddialı değil maalesef. Üst notalarında baskın mor lavanta, salatalık, kılementin, orta notalarında karabiber, fesleğen, kakule ve osmanthus, en alt notalarında ise amber ve çok belirgin bir şekilde tütün var. İlk sıktığınmda daha bir citrus (narenciye) kokusu aldığım parfümde sanki gizli bir deri ayrıntısı da var gibi. Benim çok severek kullanmaya başladığım ve bütün yaz da vazgeçemeyeceğim CK One Shock'ı sizlere gönül rahatlığıyla önerebilirim.  Şu anda indirimli fiyatıyla 200lüğünü 89 liraya MIZU'dan temin edebilirsiniz. :)


7 Mayıs 2014 Çarşamba

Red Carpet: Met Gala 2014

Met Gala 2014, bu sene de şahane bir törenle moda koridorlarında yine adından bol bol söz ettirdi. Her sene farklı bir konseptle düzenlenen gece, dünyadaki en büyük yardım organizasyonlarından biri aslında. Geçen sene punk temasıyla düzenlenmesine karşın, ünlülerin konsepti rezil ettiği geceyi incelemek isterseniz Dostlar Galada Görsün: Met Gala 2013 yazımı inceleyebilirsiniz. Bu sene tema olarak Charles James: Beyond Fashion seçilmiş. Gerçekten konsept hakkında hiçbir bilgiye sahip değilim, giyilen kıyafetlerden de bir çıkarım yapamadım ama abiye ağırlığı var nedense. Cahilliğime verin lütfen. Gerek Met'e katılmayı reddeden, gerek ilk kez katılanlarıyla bol dedikodulu bol şahşahlı bol ihtişamlı bir Met Gala bizleri bekliyor. Lafı uzatmadan sırayla geceyi mercek altına alalım!



Anne Hathaway, Calvin Klein imzalı kırmızı bir tuvaletle karşımızda. Geçen seneki rüküşlüğünü üstünden atmış bir havası var. Yanılmıyorsam elbise iki parça bu ayrıntıyı sevdim. Tek eksisi ise straplez olan elbisesini kısa saç stiliyle kullanıp omuzlarını çok açıkta bırakması.


Ah Adriana ah... Annanem der ki evde durmayan kadının çatısı akar, kocası başkasına bakar. Azıcık evinin kadını olsaydın n'olurdu be? Givenchy imzalı elbiseni de hiç beğenmedim. Acılı aşkların kadınım benim.


Anna Wintour, Chanel imzalı bir elbiseyle karşımızda. Her ne kadar kırlent kumaşlarını andırsa da elbise Wintour'ın bir bildiği vardır muhakkak. 


Son çıkardığı albümünden sonra nedense çok kıl olmaya başladığım Beyonce geçen sene çok iyi ama çok alakasız görünürken, bu sene de çok alakalı ama çok kötü görünüyor bence. Givenchy imzalı elbisesini hiç beğenmedim ve Beyonce'nin dehşet kilo almaya başladığını da fark etmedim sanmayın. Bu kızın sonu kötü.


Kocayı buldu ağzı çarık gibi açıldı isimlerden Blake Lively, Gucci elbisesiyle çok naif duruyor. Hatun evlendiği günden beri her objektife gülümsüyor. Hayattaki tek hedefi evlenip kocayı kapmak olan kızlara döndü iyice.


Gram günahım kadar sevmediğim Cara Delevingne, çok iyi görünüyor ya. Yiğidi öldür hakkını yeme yani. Ne kadar alakalı tartışılır ama ben bu kombine bayıldım. Bir beyaz pantolon bir kadına bu kadar mı yakışır. O üstündekinin hoşluğu nedir böyle. Stella McCartney'nin ellerine sağlık.


 Rosie Huntington, konumuzla çok alakasız ama çok seksi duruyor. Yanlışlıkla katıldı sanırım davete. Balmain'in emeğine yazık valla billa kızım bu ne gladyatör müsün sen burası Collesium mu?


Charlize Theron, Dior tuvaletiyle gayet hoş duruyor. Straplez elbise giyip üstüne ceket attığından topuz kullanmış sanırım. Elindeki clutchın ton uyumu çok alakasız bence çok parlamış. Onun dışında hiçbir eksisi yok kötü kraliçenin.


50 Shadows of Grey'in başrolünü kapan Dakota Johson, daha şimdiden gümbür gümbür ayak sesleriyle geliyor. Fakat istediği kadar gelsin ekime kadar yolu var çok afedersiniz. Jason Wu imzalı elbisesi gerek renkten gerek stilden gerek de materyal uyumsuzluğundan büyük bir hayal kırıklığı.


Yine bir hayal kırıklığı daha. Milenyumdan kalma bu üst kesim neden hala kullanılıyor? Hadi o kullandı diyelim sen neden alıp giyiyorsun sevgili Diane Kruger? Bu rengi de hiç sevmem zaten. Hugo Boss, bu sene Met Gala'da sınıfta kaldı.


Gariplerin garibi, Shameless'ın Fiona'sı Emmy Rossum'un her ne kadar hayranı olsam da Carolina Herrera imzalı bu stili sevmedim. Fakat sorunun saçta olduğunu düşünüyorum. Ne kadar kötü bir saç kesimi veya saç toplama şekili o ya. Hiç olmuş mu bu ne hal? Azıcık silkelenin kendinize gelin rica edicim.


Emma Stone, elimde büyüdü gibi geliyor yahu nedense. Bir ayrı seviyorum bu hanım kızı. Fakat bu onu kayıracağım anlamına gelmez. Kızım bu ne hal Barbie bebek gibi giyinmişsin Anna Wintour görse kafanı kırar yemin ederim. İki parçadan oluşan pembe kusan Thakoon elbisesiyle Stone sınıfta kalanlardan oldu.


Gisele Bündchen, hep güzel daima güzel. Balenciaga elbisesi de fena durmuyor tabii kadrajın altından fırlayan ayak parmakları dışında. Böyle ayrıntılar önemli hanımlar benim gibi bir uyuz çıkar rezil eder sizi sonra. Milenyumun en iyi mankenlerinden olması bu ayıbını örtemez, üzgünüm.


Jessica Alba, Diane von Furstenberg tuvaletiyle birlikte Helen gibi dolanıyor etrafta. Çok naif böyle tam bir kibar kız hanım kız. Yıllardır 18lik çıtır gibi ortalarda dolanması bizleri her ne kadar sinirlendirse de onu seviyoruz.


Oooo Johnny Depp ve Amber Heart da buradaymış. Kate Moss da olaydı da eski manitası ne hale geldi göreydi. Adam iyice Tim Burton'a evrildi ya çok üzülüyorum. Giambattista Valli imzalı elbisesiyle boydan her ne kadar hoş görünse de yüzde kaybeden Amber Heart'a manitasıyla ilelebet mutluluklar dilerim.


Allaah, yeminle korktum. İşte insan n'oldum demicek n'olucam dicek. Hey gibi Katie Holmes bu ne hal kız? 60lık ninelere dönmüşsün. Marchesa bile kurtaramamış bu halini. Sana allahtan acilen botox, detox diliyorum. Tom Cruise'dan sonra çöktü kızcağız çöktü.


Kardashian'lar sürekli üreyip ortaya yeni modellerini sürmeye devam ederken Kendall Janner, 18 yaşında Met Gala'ya üvey ablası Kim Kardashian'ın seks kasetleri sayesinde katılmaya hak kazandı. Allah daha kötü şöhret vermesin inşallah. Fakat Topshop'tan tuvalet yaptıracak kadar ucuza kaçmasının sebebi nedir bilinmez. Elbisenin dikişlerinde bir potluk var zaten dehşet kötü duruyor. Seneye kapısında gireme bu davetin inşallah kaknem. 


Geçen seneki Met Gala faciasından sonra yine kocişkonusu da alıp gelen ama bu sefer harbi harbi gelen Kim Kardashian, Lanvin tercih etmiş bu sene. Çok da iyi olmuş güzel olmuş ortalığın tozunu sağlam attırmış. Sonunda o çirkin nişanlıdan bozma kocası Kanye West ile Vogue'a da çıkmayı başaran gudubet Kardaşyan'ı allaha havale ediyorum.


Karolina Kurkova, otuz metre kumaştan yaptırdığı Marchesa tuvaletiyle heyebetine heybet katmış maşallah. Sırf kumaş parasını verse zaten trilyar ödemiştir bu elbiseye. Bu elbiseye o saçma kolye o saçlar olmuş mu siz söyleyin allah için.


Ay ay ay prensesim de burdaymış. Kız seni yerim ben Kylie Minogue. Götü başı açmadan her daim seksi olmayı bilerek Marchesa elbisesinin içerisinde salınıyor benim güdük prensesim. 


Kristen Stewart lütfen UZA. Ne saçın ne başın ne elbisen yani olmamış be canısı. Chanel diye almışsın da çakma çıktı heralde, e-baydeki çinlilerden mi sipariş ettin gülüm sen bunu? 


Kate Upton, gerçekten çirkin göğüsleri ve facia elbisesiyle kaçarak uzaklaşmalı. Dolce and Gabanna da olsa bazen olmaz be canısı üzülme.


Lena Dunham'ı bu etkinliğe neden davet etmişler bilinmez. Kendisinin ne bir stil ikonluğu ne de dehşet bir magazinsel hayatı var. Zaten alışmadık kıçta don durmaz misali geldiği etkinlikte de alakasız G. Valli elbisesiyle çok sırıtmış. Ayakkabılar güzel de bacaklar bi' yamuk sanki.


Yılların kankası Blake Lively gibi bu da kocayı bulunca bir rahatladı bir huzura erdi. Leighton Meester ve Emilio Pucci elbisesi gayet hoş gayet zarif. Sakin ve sessiz, kıyamam. Biz senin fettan hallerini sevdik Queen B. Azıcık kendine gel bir silkelen, yether. 


Off şöhret buna çok ağır geldi. Lupita Nyong'o iyice kabile yerlilerine döndü kız bu ne hal atalarına mı özendin. Prada da hangi akla hizmet böyle bir elbise yaptı o da insanı şaşırtıyor ama bu nedir arkadaş siz n'apıyorsunuz. Bu kız birazdan Ayna programında Evreşe Yollarını söylücek gibi yazık ya.


Yıllar sonra Naomi Campbell'ı görmek ne kadar güzel bir şeydir yahu. Benim için hala dünyanın en büyük modellerinden biri olup bugün bile Adrianaların, Mirandalrın eline su dökemeyeceği Naomi Campbell'ı biraz çökmüş görmek biraz üzmedi değil. Ama özlemişiz be ablacım. Ne de güzel olmuşsundur beyazlar içinde sen. Givenchy'ne kurban.


Naomi Watts ve anlam veremediğim Givenchy elbisesi hakkında yorum yapamıycam. Söz meclis-i şahanenin.


N'oldu canım n'oldu? Moda dünyası böyle ucuzluk görmedi be. Kıçını başını açtın çat instagramdan da tepkiyi yedin. Jacob&Co elbisenle her ne kadar gecenin en şık hatunlarından olsan da sana öfkem büyük Riri. İyi ki şarkıcı olmuşsun yoksa sonun pavyonlarda biterdi kesin. Ayrıca içine sutyen neyin bir şey giy.


Rita Ora, hiç ama hiç olmamış. Yani azıcık bile olmamış bu nedir aga. Donna Karan imzalı elbisen hadi belki de o ayakkabı nedir kaçıncı yüzyılda yaşıyoruz kızım ya.


Reese Witherspoon'u artık AVON bile istemez sevmezken biz neden sevelim di mi? Git kendine bir başka vasıf edin ve sonra katıl bu törene kanki. Stella McCartney giymek benim hakkım canım, seneye görüşürüz bye. 


Selena Gomez de nefretlik insanlar sıralamamda gittikçe tepelere çıkmakta. Anasını babasını evden kovdu dedikoduları yüzünden gözümde babasını ölüm döşeğinde terk eden Bendeniz'e döndüğünü bilmeni ister yaşına göre bir şeyler giy derim. Her ne kadar Diane von Furstenberg olsa da sünnet annesi gibi giyinmişsin canım bunu bil. 


Sarah, Sarah, Sarah... Sana yıllardır Carrie Bradshaw'ın hatrına tahammül ettik ama sınırları zorluyorsun. Geçen sene de çok kötüymüşsün baktım ama bu sene daha fenasın. Arkadaki Oscar de la Ranta imzanı da al defol cehennem ol.


Allah seni kör kuyularda merdivensiz bıraksın kız bu ne hal? Bu ne kuyruk sen gelin misin sen nedime misin Taylor Swift? Seni sokak modası ikonu diye yazdığım günlere lanet ettirme bana kırmızı halıda artık nasıl giyinilmesi gerekiyor öğren gel. Ve ne ilginçtir ki bu kuyruk da Oscar de la Ranta'ya ait. Adam takmış kuyruğa.


Gecenin en cool çifti olarak Beckhamlarla yazımızı noktalıyoruz. Victoria'nın kendi tasarımını giydiği törende kocasını bir gram yanından ayırmaması da gözden kaçmadı. Tut adamı kız aferin kaparlar sonra. Yalnız ne biçim poz vermişsin ablacım be.


Bu seneki favorilerim Cara Delevingne, Rihanna ve Charlize Theron.
Peki ya sizinki?
Yorumlar aşağıyaa!