28 Ocak 2014 Salı

Grammys 2014: Red Carpet.

Her sene beklediğimiz birkaç ödül töreni olur bloggerlar olarak. Grammy ise belki de bunların en hası en bekleneni. Diğer müzik ödülleri benim için pek de bir anlam ifade etmese de Grammy'nin yeri ayrı. Farklı bir duruşu dikkate alınası bir saygınlığı var. İsminde büyük bir prestij saklı aslında. Hiçbir ünlü "ben neden Kids Choice Awards alamadım bu sene?" diye üzülmez ama hepsi hayatlarında bir tane de Grammy almak için çoğu şeyini vermeye hazırdır. Tıpkı Oscar gibi bir durum söz konusu anlayacağınız. Bu sene de diğerleri gibi gayet şık, gayet elegant ve bir o kadar da iddialı bir Grammy var karşımızda. Şovlarıyla büyüleyen, asaletiyle konuşturan Grammy'de kimisi dudakları ısırttı kimisi de bu ne şimdi dedirtti. Acısıyla tatlısıyla Grammys 2014 huzurlarınızda.


Alicia Keys, Armani Prive bir elbise içerisinde. Fotoğraftan parlament mavisi gibi görüyorum elbiseyi eğer yanlışım varsa lütfen düzeltin. Topuzunu çok beğendiğim Alicia'nın elbise seçiminde hatalar gördüm. Göğüs dekoltesi fazla iddialı ama kendi göğüsleri maalesef o kadar iddialı değil. Degajenin hemen altındaki siyah bantlar ise demode görünüyor. Ayrıca basenleri inanılmaz göze batmış bu elbisede.


Beyoncé, kırmızı halı şıklığı olarak her zaman favorilerimden biri olacak. Şu ana kadar birkaç falso dışında onu hiç rüküş görmedim. Michael Costello imzalı elbisesi her ne kadar çok ekstrem bir model olmasa da gayet hoş görünüyor. Saçları inanılmaz havalı duruyor ve bu beyaz işlemeli transparan elbise ona çok yakışmış.


American Girl ile tanıdığımız Bonnie McKee ise Randa Salamoun bir elbiseyle karşımızda. Bu senenin favori mavi tonunu kullanan Bonnie'den tek ricam saçlarını bu şekilde kullanmaması. Saç rengi dolayısıyla bu şekilde yatırdığında saçlarını dipleri inanılmaz göze batıyor. Dikişlerde birkaç potluk da görür gibiyim ama es geçiyorum.


Büyük usta Cyndi Lauper ise Alexander McQueen bir takımı Jimmy Choo ayakkabılar ile taçlandırmış. Yaşına göre hala çılgınlığını kaybetmeyen Lauper'ı yıllar sonra kırmızı halıda görmek ise beni inanılmaz mutlu etti.


Katy Perry, Valentino imzalı nota temalı elbisesiyle her ne kadar şirin görünse de inanılmaz eğreti duruyor. Biri bu kadına vücudunu kullanmayı ve yerine göre giyinmeyi öğretmeli. Böyle bir elbisenin giyileceği son yer sanırım Grammys.


Lorde ise yaşına göre giymesi gereken en son kıyafetle Grammy'de boy gösterdi. Gerek kıyafetin kötülüğü, gerek makyajın bedbahtlığı gerek de elbisenin kalça bölgesinde "poposu ters dönmüş" görüntüsü bana kalırsa çok kötü. İlk Grammy ödül törenine bu kadar kötü bir stil ile gelen 17lik Lorde'ye vamp görüntü kazandırmaya çalışan stilisti bulunup linç edilmeli.


Fazla söze gerek yok sanırım. Ralph Lauren takımı içerisinde gerçekten etkileyici görünen Madonna gittikçe daha da gençleşiyor ve bu insanı çıldırtıyor. Tek sevmediğim şey ise kullandığı diş aksesuarlarıydı o gece. Bana bu görüntüsüyle Britney Spears ile söyledikleri Me Against The Music'in klibini fazlasıyla anımsattı.


Pop müzik tarihin en kötü şarkıları arasına girebilecek iki şarkısı (Nothing In This World, Stars Are Blind) olup da hangi yüzle Grammy'e katıldığı bilinmeyen Paris Hilton, Haus of Milani elbisesiyle gerçekten fena görünüyor. Ne sesi ne de şıklığı ile geceye hiçbir şey katamayan Paris Hilton'u bir daha görmemek üzere.


Pink, Joanna Johanson elbisesi ve havalı saçlarıyla gerçekten çok hoş görünüyor. Gerek elbisenin straplez oluşu gerek de göğüsten ve kalçadan aşağı inen şeritleri bence çok güzel. Bu kadın da gittikçe güzelleşiyor mu yoksa bana mı öyle geliyor?


Beyonce ve Jay-Z'den sonra gecenin en tatlı çifti ilan ettiğim Calvin Harris ve Rita Ora gerçekten çok hoş görünüyor. Lanvin elbisesiyle bir anda o çılgın tavrını bir köşeye bırakıp inzivaya çekildiğini bas bas bağıran Rita Ora da gecenin en hoş kadınlarındandı. Demek ki keramet kocayı bulmakta.


Ryan Lewis ve Macklemore, gecenin en şık beyefendileriydi bana kalırsa. Ryan'ın karizması, Macklemore'un tarzı gecenin atmosferini epey etkilemiş olmalı. Ha ikisinden birini seç ama derseniz ben bayıldığım takımı ve cool slipperlarıyla Macklemore diyorum.


Rahmetli John Lennon'un oğlu Sean Lennon ve eşi Yoko Ono çok uyumlu görünüyor. 


Son zamanlardaki gidişatıyla her gün biraz daha beğendiğim ama artık her yerde görmekten bunaldığım Taylor Swift, Gucci elbisesiyle etkileyici görünüyor. Keşke saçlarına da küçük bir dokunuş yapsaymış. Her katıldığı Grammy'de bir ödül almazsa ölecek hastalığına yakalanan Taylor Swift, yine eli boş dönmeyenlerden oldu.

26 Ocak 2014 Pazar

Moschino "Jacket-Bags" by Jeremy Scott.

Moda'da yenilik yaratan her daim saygı görür diye bir durum söz konusu. Coco Chanel, pantolon giyen ilk kadın olarak, Yves Saint Laurent ise aynı pantolona bugünkü modern kalıbını kazandırdığı için moda dünyasında asla saygısını yitirmeyecek örneklerin başını çekiyor. Tabii bazen durum bu şekilde işlemiyor. Bazı denemeler moda dünyasında acımasızca eleştiri alabiliyor. Bu olayın da son zamanlardaki en büyük örneği Jeremy Scott'ın Moschino için ürettiği Jacket-Bags. 



Jeremy Scott bir çoğunuza yabancı gelebilir ama moda dünyası onu özellikle Adidas ile özdeşleşmiş olarak tanıyor. Adidas'ın kanatlı sneakers koleksiyonunu hazırlayan Scott aynı zamanda Cara Delevingne ve Rita Ora gibi isimler için de özel Adidas ayakkabılar üretti. Özellikle Cara için ürettiği King Kong'u andıran sneakerlar ile ciddi eleştiriler almıştı zaten. Yakın zamanda Creative Director olarak başına geçtiği Moschino için yarattığı yeni çantalarıyla ise asıl bombasını patlattı diyebiliriz. Daha önce Britney Spears'ın Toxic videosu için hazırladığı kıyafetler ve Lady Gaga için hazırladığı aksesuarlarla zaten ilgiyi üstünde toplayan Scott, çanta dünyasına getirmeye çalıştığı yeni bakışla büyük bir beğeni toplarken, eleştiri oklarını da üstüne çekti. 

 

 Milano Moda Haftası'nda Pre Fall 2014 koleksiyonu adı altında tanıtılan çantaların en dikkat çekici yanı küçük birer deri cekete benziyor olmaları. Koleksiyonu yaratırken Chanel'den etkilendiğini dile getiren Scott, Moschino'ya futüristik bir bakış açısı getireceğe benziyor. Fikir olarak ben de her ne kadar yenilikçi ve yaratıcı bulsam da uygulamada beğenmediğimi dile getirmeliyim. En azından alıp takmak biraz yürek ister derim. Fiyat olarak 700 ila 1000 $ arası değişiyor çantalar ve şimdiden alıcısı bir hayli fazla görünüyor. 

24 Ocak 2014 Cuma

Parfüm Önerileri: Invictus, Made to Measure, Elite Gentleman

Uzun zamandır parfümlerle ilgili bir yazı yazmadığımı fark edince aklıma takılan, koklamaya doyamadığım ve en yakın fırsatta edinmeyi düşündüğüm parfümlerden size bir derleme yapayım dedim. Seçtiğim parfümlerden ise kış kokularını eleyip üç tane ayrıntılı inceleme yapalım istedim. Parfüm konusu her ne kadar kişisel olsa da bu konunun uzmanları bu parfümleri eleştirip elbette hafif olgusal bir yorum yapıyorlar. Ben de bu üç parfümü seçerken hem eleştirileri hem de kendi fikirlerimi sizler için harmanladım. Hemen şöyle bir göz atmak gerekirse geçen sene boyunca çok fazla orijinal parfüm çıkmadı piyasaya özellikle de erkekler için. Özellikle de Hugo Boss, Calvin Klein, Lacoste gibi markaların seri devamı niteliğinde parfümler çıkardığını baz alırsak bu inceleyeceğimiz üç parfüm orijinal yapılarıyla fazlasıyla göze çarpmakta.

Invictus by Paco Rabanne


Paco Rabanne'nin One Million'dan sonra ikinci büyük atılımı olduğunu düşündüğüm Invictus belki de senenin en çok göze çarpan parfümü benim için. Paco Rabanne, One Million gibi bir bomba (tüm dünya çapında o kadar sevildi ki kült olmaya aday) yarattıktan uzun bir süre sonra üzerinde çalışarak Invictus isimli parfümünü piyasaya sürdü. Tasarım olarak bir kupayı andıran parfüm eleştirmenler tarafından citrus (narenciye) bir koku olarak nitelendiriliyor. Bir gündüz kokusu olan Invictus, üst notalarında narenciye ve okyanus, orta notalarında çiçek, en alt notalarında ise odunsuluk bulunduruyor. One Million'a nazaran daha iddialı ve daha fresh bir kokuya sahip olan parfümün kalıcılığı çok yüksek olarak değerlendirilmiş. One Million kadar sevilir mi orası muamma ama parfüm piyasasında büyük bir yer edineceği kesin.

Made to Measure by Gucci 


Made to Measure ise geleneksel Gucci yaklaşımına biraz daha aykırı bir parfüm aslında. Gucci gibi bir parfüm devinin çıkardığı belki de en farklı erkek parfümü. Gucci'nin erkekler üzerinde yarattığı otoriter ve metropol tutumun yanı sıra bu sefer Made to Measure'a marjinalliği de eklemiş. Hani "ya seversin ya nefret edersin" denen parfümler vardır ya bu da onlardan biri bana kalırsa. Hem gündüz hem de gece kullanımı uygun görülen Made to Measure, fresh spicy (taze baharat) ana hatlarında bir parfüm. Meyve ve çiçek esanslarının ağırlığını hissettiğimiz parfümün en üst notalarını bergamot ve lavanta, orta notalarını erik, nilüfer ve baskın olarak tarçın, alt notalarını ise çok keskin bir çizgiyle deri kullanarak sağlamlaştırıyor. Yüksek derecede kalıcılığı bulunan parfüm benim için bu üç parfüm arasından en özel olanı. Klasik Gucci erkeğine sofistike bir bakış atan Made to Measure by Gucci, tam anlamıyla bir başkaldırı.

Elite Gentleman by Avon


Engin Altan Düzyatan'ın Türkiye yüzü olduğu Avon'un son zamanlardaki en iyi parfümü olduğu iddia edilen Elite Gentleman, diğer iki parfüme göre daha uygun fiyatlı bir seçenek aslında. Bir parfüme yüzlerce lira vermek istemeyenler için ideal bir seçim olduğunu düşündüğüm parfüm, piyasadaki benzerlerine göre gayet ideal bir opsiyon. Bana kalırsa Avon genelde çok kalıcı olmayan birbirini fazlasıyla andıran parfümlerle ortak beğenilere nokta atışı yapan bir marka bu konuda. Elite Gentleman ise diğer Avon parfümlerine kıyasla daha kalıcı, daha erkeksi, daha modern ve biraz daha sıradışı. Bir gündüz parfümü olduğu belirtilen Elite Gentleman woody (odunsu) bir koku. Notalarında kullanılan küçük bir ayrıntıyla benzerlerinin arasından sıyrılan Elite Gentleman, en alt notasında sakladığı konyak esansı ile alışagelmişin dışında bir deneyim sunuyor sizlere. Onun yanı sıra üst notalarında yoğun olarak bergamot, orta notalarında ladin ve en alt notalarında ise konyak ve sedir ağacının mükemmel uyumunu taşıyor. Orta derecede kalıcı olan parfüm özellikle konyak esansı ile en etkili silahınız olacak.

18 Ocak 2014 Cumartesi

Kendi'nin "Aşka İnanmaz" Stili

Ülkemizde müzik sektörünün her gün biraz daha ileri gitmesi elbette modaya da yansıyor. Moda tarihi boyunca müzik ile stilin her zaman paralel olarak gittiğini gördük. Müzik akımlarının devasa moda akımları haline gelmesi de bunun en büyük kanıtı bence. Bugün bir şarkıcı sokakta veya davetlerde giydikleri dışında kliplerde giydikleriyle de adından söz ettiriyor. Bunun için zaten şarkıcılar iyi stilistlerle ve başarılı modacılarla çalışmaya gayret gösteriyorlar. Bugün de sizlerle seksi şarkıcı Kendi'nin yeni klibindeki başarılı stylinginden biraz bahsedeceğiz. 

Kendi'yi uzun zamandır tanırım ve eskiden de stilini çok beğendiğimi dile getiririm ama bu halini bir başka sevdim ne yalan söyleyeyim. Nisan 2013'te Boxer okuyucuları tarafından "2013'ün En Seksi Kadını" seçildikten sonra belki de hayatında bir dönüm noktası yaratan Kendi, insanların yıllarca ondan bunu beklediklerini düşündüğünü dile getiriyor. Erkek hayranları "yıllardır bu kız ne yapmış böyle kendine" diyorlarmış. Uzun bir süreden sonra çok sağlam bir parçayla geri dönen Kendi, taa Bulgaristan'dan bir parça bulup ülkemize getirmiş. Klip ve single için imajını neredeyse tamamen yeniledikten sonra dehşet bir ekiple kamera karşısına geçmiş. Eda Şerefli ile kostümde, Ramazan Tunç Gülşen ile stylingde çalışan Kendi, hayatımdan pembeleri attım diyor. 


Klipte bizi ilk olarak bu görüntü karşılıyor. Kırmızı bir mayoyla siyah şifon bir kumaşın kullanıldığı stilde lame geniş bir kemer ve yine kırmızı hafif boleroyu andıran bir parça kullanılmış bunun yanı sıra ayakkabı seçimi ise siyah bir stiletto ile tamamlanmış. Kullanılan geniş kemer beli daha ince gösterirken, straplez ile seksepalite daha da arttırılmış.


Devamında ise karşımıza bu dore stil çıkıyor. Yine mayoyu andıran ve streç hatlarda kullanılan elbisede bu uzun ayrıntılar ise dikkat çekiyor. Ön bölgede kullanılan işlemelerin boğazı çevrelemesi ise çok hoş. Arkadaki dansçıların siyahlar içerisinde olması ve kıyafetin fon ile uyumu çok şahane olmuş. Klip boyunca Kendi'yi daha güçlü ve daha seksi görmemizin bir nedeni de styling kesinlikle. Makyaj genelde nude tonlardayken, daha kısa bir saç modeli Kendi'ye daha olgun bir hava katmış. 


Ve benim en sevdiğim en son stil karşımızda. Mayo hatlarıyla kullanılmış,kadife görünümlü üstü uzun ve hafif vatkalar kullanılmış bu elbise. Kollar ve boyun kapatılarak kıyafet dengelenmiş ve dikkat bacaklara çekilmiş. Toplu saç ise daha uzun göstermiş. Tabii bu elbiseleri giymek kolay değil hele ki konu mayoysa. Bence Madonna ve Kylie Minogue kadar mayoyu iyi taşıyan başka iki isim yok daha şu müzik aleminde. Sonuçta giymesi kadar taşıması da olay. Ama ben derim ki bir üçüncü de bizim Kendi olmuş, ne dersiniz?

Benim seksi minniem Kendi'ye kocaman başarılar dilerken, sizi de kliple başbaşa bırakıyorum



14 Ocak 2014 Salı

Golden Globes 2014: Red Carpet

Aslında Golden Globes hakkında bir şey yazmamaya yeminliydim. Çünkü beni çeken hiçbir şey yoktu bu seneki ödül töreninde zaten o yüzden de hiçbir kelime yazasım yoktu bu etkinlik hakkında. Fakat gel gelelim o kadar çok "ya Ali bir altın küre yazsan da okusak" isteği, serzenişi aldım ki ufak tefek bir şeyler karalayayım dedim. Hazırsanız karşınızda sosyetenin birbirine hava atmaya geldiği film galalarından farksız bir kırmızı halı var!


Karşımızda Zac Posen tasarımı tuvaletiyle Lena Dunham. Girls dizisini izlemeye her ne kadar üç yüz kez niyetlendiysem de her seferinde ya ilk bölümde ya da ikinci bölümde bıraktım, şu diziye bir türlü ısınamadım. Lena Dunham bu tuvalet içerisinde patlayacakmış gibi görünüyor. Özellikle göğüs kısmı gerçekten can çekişiyor. Sarıyı hiç sevmem ama Lena Dunham'da daha da sevmedim.  


Emma Watsons'ın inanılmaz derecede eleştirilen Christian Dior elbisesine gelelim isterseniz. Bence arkadan gayet de dünyanın en cool elbisesi gibi görünürken ön tarafı gerçekten de içler acısı. Eğer daha şık bir ön tarafı olsaymış elbise tadından yenmezmiş. Pantolonu ve derin sırt dekoltesi çok hoş, ayakkabılar ise rengi açısından idare eder. Saçından ise artık iyice irrite olmaya başladım. Emma Watsons'ın saçlarını kısa veya toplu değil de uzun ve dalga dalga salınırken görmek en büyük dileğim.


Ralph Lauren elbisesiyle Lupita Nyongo gecenin en şık kadınlarından biriydi tartışmasız. Bana Cameron Diaz'ın Met Gala 2013'de giydiği mavi tuvaleti andırmadı değil. Kendisinin kim olduğu hakkında hiçbir fikrim olmadığından cahilliğime veriyorum fakat o çikolata tenine o elbisenin muazzam gittiğini de belirtmekten geri kalmıyorum.


Taylor Swift'i diğer moda bloggerlarının aksine sevenlerdenim ben. Hatta kendisini sokak stili ikonu olarak bloguma konuk da etmiştim. Carolina Herrera tasarımı bu elbiseyi de beğendim ama nedense Taylor'ın üstünde beğenemedim. Biraz çiğ geldi bana saçından mıdır başından mıdır. Hele ki şu bukle bukle 1930 model saçları hiç ama hiç olmamış. Üzgünüm Swiftie.


Heidi Klum'a da ayrı bir sempati duyarım. Benim şu hayatta en beğendiğim modellerin başında gelir Heidi Klum. Victoria's Secret denince aklına Adriana Lima değil de Heidi Klum gelenlerdenim ben. Marchesa tasarımlarını gerçekten çok iyi taşıdığını düşündüğüm Heidi maalesef bu gece geçerli not alamadı benden. Özellikle şifon ve floral kumaşları gerçekten gözümü yaktı. Daha modern floral desenler ve daha sofistike bir kesim elbiseyle Heidi hak ettiği şıklığı yakalayabilirdi bana kalırsa.


Türkiye'deki neredeyse herkesin AVON'un yüzü olarak tanıdığı ama aslında başarılı da bir oyuncu olan Reese Witherspoon var sırada. Calvin Klein tasarımı elbisesi gayet sade fakat rengi siyah olsa çok daha şık olurdu sanırım. Şu görüntüsüyle Zahide Yetiş'e benzettiğim Reese Witherspoon olmasa da olurdu dediklerimden.


Kırmızı halının güzel annelerinde sıra. Olivia Wilde, Gucci tasarımı payetli yeşil tonlarında kapalı elbisesiyle gerçekten çok hoş görünüyor. Ayrı bir sevgi ve saygı duyduğum Drew Barrymore ise Lhuillier tasarımı elbisesiyle çok ama çok tatlı görünüyor. Hadi allah analı babalı büyütsün.


Yine bir Zac Posen elbiseyle Sofia Vergara var sırada. Eteğinin abartılı kabarıklığı dışında bence gayet hoş görünüyor fakat bana kalırsa saçlarını biraz kısaltmalı. Kadınlar saçlarına her ne kadar kıyamasa da son senelerde daha kısa kesimli saç modelleri çok daha modern ve revaçta. 


Gurung tasarımı tuvaletiyle Sandra Bullock sanırım hayatının en kötü kırmızı halı görünümlerinin biriyle kırmızı halıda arz-ı endam etti. Gerek kumaşı gerek uyumsuzluğu gerek modeli gerek de inanılmaz göze batan elbise dikişleriyle bu elbise Bullock'u çok kötü göstermiş. Rustik ayakkabı modeliyle ise üstüne tüy dikmiş.


Benim yine inanılmaz sevdiğim Julia Roberts ve maalesef gözleri kör edercesine rüküş Dolce&Gabanna elbisesiyle hayatının en büyük hatalarından birini yapmış olabilir. Fazla söze gerek yok sanırım, yaşıtlarından Nicole Kidman'ın kırmızı halı şıklığından biraz örnek almasını öneririm.


Amber Heard ile Versace'nin muhteşem uyumu diyorum ve susuyorum. Bana kalırsa gecenin açık ara en şık kadını.


Zoey Deschanel ile Oscar de la Ranta'nın işbirliği gerçekten olmasa daha iyi olurmuş. Ben Zoey'nin rüküşlüğünden bıktım usandım o bu aykırı rüküş tavrından bıkmadı. Saçına taktığı tokası, tütüyü ve bluzu andıran elbisesi ile Zoey yine benden geçer not alamadı.


Jennifer Lawrance, Dior'u çok seviyor bunun hepimiz farkındayız ama Dior sanırım onu o kadar da sevmiyor. Sosyal medyanın en çok eleştirilen ve dalga konusu olan görünümüyle karşı karşıyayız. Lawrance'in saç kesimi yüzünden elbise de inanılmaz sırıtmış. Ben straplez elbiselerde uzun saçı her zaman tercih ediyorum. Bantlar olmasa daha iyi olurmuş gibi ne dersiniz?


Kapanışı ise Emila Wickstead tasarımı elbisesiyle Caitlin Fitzgerald tarafından yapmak istedim. Ayakkabıların tatlılığı ve elbisenin ciciliği gerçekten inanılmaz sevimli. Saçı ve makyajı ise çok uyumlu. Tamam kabul Golden Globe için ne kadar uygun ne kadar değil tartışılır amma ve lakin yüzümde harika bir gülümseme bıraktığı bir gerçek. 


12 Ocak 2014 Pazar

Modanın Bıçkın Delikanlıları: Pitti Uomo "2014-2015 Fall/Winter"

Yılın en sevdiğim aktivitesi geldi çattı. Modanın bıçkın delikanlıları da yeni yılın bu ilk günlerinde Pitti Uomo'da sergiye çıktı. Bilmeyenler için kısa bir özet geçelim isterseniz. Pitti Uomo her sene Floransa'da düzenlenen bir moda fuarı. Diğer moda fuarlarına nazaran küçük bir farkı var. Pitti Uomo, erkek modasının kalbinin attığı bir davet. Her sene yılda iki kez düzenlenen bu fuar bir sonraki yılın koleksiyonlarının görücüye çıktığı bir etkinlik aslında. Ünlü veya ünsüz dünyanın dört bir yanından tasarımcı kendini tanıtma imkanı buluyor bu fuarda. Sanırım bu sene bizden sadece iki tasarımcı Pitti Uomo'da boy gösterdi bu yıl. Emre Erdemoğlu ve Serdar Uzuntaş. Gönül ister ki erkek modasına gönül veren herkes burada kendini dünyaya tanıtabilsin ama talep yükseldiğinden belli kriterler ölçüsünde seçim yapılarak tasarımcı olarak katılma şansı yakalıyorsunuz. Bu tabii ki bir handikap tasarımcılar için. Tasarımcılarımızın dışında ise sosyal medyada fuar boyunca en çok konuşulan Türk markası olduğununu düşündüğüm AVVA gibi isimler de vardı. Türklerin moda konusunda bu denli iddialı olmaya başlaması emin olun göğüs kabartıcı! 




Pitti Uomo'da söylediğim gibi bu 2014-2015 Fall&Winter koleksiyonlarını gördük. Size gelecek senenin trendlerinden uzun uzun bahsetmek isterdim ama sevgili moda yazarı Alexander Kokoskeriya, Vatan'daki yazısında fuarı harika bir gözlemle baştan sona tüm detaylarıyla ele almış. Yazı için lütfen tık tık. 




Gelelim asıl konumuz olan davetlilerin ve tasarımcıların fuarda nasıl giyindiğini biraz irdelemeye. Beni bilen bilir moda haftalarında kimin neler giydiğine bakmak en büyük hobilerimden biridir. Özellikle Paris ve Milano bu konuda favorilerimdir. Benim için bir moda fuarında koleksiyonlar kadar katılımcıların giydikleri kıyafetler de çok özeldir çok önemlidir. Maalesef İstanbul Moda Haftası bu konuda her ne kadar sınıfta kalsa da çok daha iyi olacağına eminim zamanla. Pitti Uomo, bana daha çok ciddi bir imaj verir diğer moda haftalarına göre. Bu sene de bu imajı görmekte hiçbir zorluk çekmiyoruz. Casualın büyük bir ağırlığının olduğu fuarda uzun kaşe kabanlar, büyük el çantaları, klasik ayakkabılar, pamuklu blazerlar ve fit kesimli chinolar en fazla göze çarpan temel hatlar oldu diyebilirim. Bunun yanı sıra yuvarlak hatlı kemik gözlükler, renkli bileklikler ve çoraplar, kıvrık paçalar ve zarf çantalar da unutulmaması gereken detaylardan oldu.




Umarım bir gün Pitti Uomo'nun o mükemmel havasını canlı canlı tadabilme imkanı buluruz hepimiz.

6 Ocak 2014 Pazartesi

Trend Alert: Suit with New Balance

Hayatımda yapacağım belki de en son şeylerden birini yapıp bir spor ayakkabı hakkında yazı yazıyorum. Evet yanlış duymadınız spor ayakkabılardan nefret eden ben şu an son zamanların en popüler ayakkabısı New Balance hakkında yazı yazıyorum. Ama durumu kurtaran bir şey var elbette. Bunu yaparken yanına takım elbiseleri de ekliyorum. Böylece olayı daha çok kendi lehime çekmiş oluyorum. Evet bahsettiğim gibi takım elbise ile spor ayakkabı giymek bu senenin en dikkat çekici trendi olmaya aday. Geride bıraktığımız yılın sonlarına doğru baş veren bu akım yavaş yavaş yayılmaya başlıyor. Zaten moda dergilerinin yeni sayılarında da bu akımı fazlasıyla görmeye başladık. Eğer bir trendi biz GQ gibi Esquire gibi dergilerde görüyorsak bilin ki o büyük bir trend alarmı olmaya aday.


Casual giyimin böylesine spor bir hava kazanması aslında çok cazip. Ofiste hem şık hem de rahat olmanızı sağlayacak bu form, eğer doğru kullanılırsa okulda veya günlük hayatta dahil çok güzel. Özellikle smart casual bir stile sahip beyler, bu trendi çok sevecek. Siz benim takım elbise dediğime bakmayın ince bir blazer, altına fit bir chino ve kontrast renkte New Balance ile bu akımı yakalamanız olanaksız değil. Bahsettiğim gibi genelde ince blazerlar, skinny formda chinolar ve de kontrast renklerde New Balance'lar ile oluşturulan bu akımda kemik çerçeveli gözlükler, büyük veya zarf çantalar ve uçuk renkte saatler de stiliniz tamamlayıcısı olacak. Lafı çok uzatmadan birkaç örnek vermek istiyorum ve de en yakın zamanda bir New Balance sahibi olup stilime stil katmayı diliyorum!