20 Aralık 2014 Cumartesi

Youtube Camiasının Küçük Ayşegül'ü: makyajmidedin

Ayşegül Kaplan namı-ı diğer makyajmidedin, youtube camiasında son dönemlerde adından en çok söz ettiren isimlerden. Gerek tarzı, gerek makyaj stili gerek de duruşuyla camianın diğer vloggerlarından sıyrılıp kendine yavaştan bir yer edinen Ayşegül'ü yeni yıla yakın bloguma konuk edip şöyle birlikte çok eğlenceli bir sohbet edelim istedim!

Ladies and gentleman, please welcome, Ayşegül Kaplan!


"klişeyi sevmeyen kız!"

Ali Rıza T.: Youtube'da kısa süre önce yayınladığın "Gelin Tanış Olalım" videonu tüm Türkiye biliyor artık. Ben de en az 10 kere izlemişimdir. Bunun yanı sıra bana  3 kelimeyle Ayşegül Kaplan'ı tanımlamanı istesem ne söylersin?
Ayşegül: Klişeyi sevmeyen kız! (Tuncher'im sen yapmasaydın :)))

Ali Rıza T.: Nasıl başladı bu vlog macerası? Bir sabah yataktan kalkıp "ya hadi bir makyaj yapıp videosunu da Youtube'a koyayım" mı dedin?
Ayşegül: Yıllardır hem makyaj içerikli hem de farklı içeriklerdeki yabancı youtuber'ları izleyip artık evde televizyon izlemediğimi fark ettim. Oldum olası özel ya da kamu sektörünün bana yapıştırdığı içi boş sıfatları da sevmedim. Bir sabah bu saçma diktadan sıkılıp neden keyif aldığım şeyi yapmayayım dedim. Aslında böyle başladı diyebilirim.

Ali Rıza T.: Yaklaşık 20.000 abonen var ve en çok izlenen videodan da 35.000'i görmüş fakat sen çok da eski sayılmazsın. İnsanlar makyajmıdedin'i neden sevdi sence?
Ayşegül: Sanırım enerjik ve canlı olmamı sevdiler. Yani bu sorunun yanıtını ben de tam bilmiyorum. Klişeye düşmemeye çalışıyorum. Bir şeyi "başkası yapsa ben nasıl izlemekten keyif alırdım" diye düşünüp öyle çekmeye çalışıyorum. Makyaj yapıyorum ama her şeyden bahsediyorum. Kendimi izleyici gibi düşünüp, kendi ilgimi ayakta tutacak şeyleri yansıtmaya çabalıyorum. Umarım işe yarayan budur. Değilse ben bu işi çok yanlış anladım demektir.Tabii %100 çalışıyor diyemem. Ben, kendim gibi zevkleri olan takipçilerle yoluma devam ediyorum.



"kafama ne eserse, ortam ne gerektirirse"

Ali Rıza T.: Ben seni gerçekte de tanıdığım için gönül rahatlığıyla stilini de çok sevdiğimi söyleyebilirim. Sen makyajla stil arasında nasıl bir bağlantı kuruyorsun?
Ayşegül: Aliciğim çok hoşsun gerçekten. (gülüyor) Ben kendi üzerimde makyaj ve stil arasında pek bağlantı kuramıyorum. Bir stilim var mı onu da bilmiyorum. Daha çok buna "kafama ne eserse, ortam ne gerektirirse" stili diyebilirim. Çünkü maalesef moda, kıyafet kapsamındaki şeyler pek ilgimi çekmiyor. Yapabilen insanlara çok öykünüyorum. Benim makyaja gösterdiğim özeni, tepeden tırnağa gösterebilen insanlara gerçekten hayranlık besliyorum. Ama benim doğamda aşırı rahatlık olduğu için, kendimde bu ilişkiyi çok kurcalamak rahatsızlık veriyor.

Ali Rıza T: Günlük hayatında bolca tercih ettiğin sneaker tipi ayakkabılarınla ünlüsün sen aslında, rahat da bir kızsın. Peki genel "beauty vlogger" imajının aksine çok daha sportif bir imaj çiziyor olman senin için bir artı mı yoksa eksi mi?
Ayşegül: Şimdi sen böyle sorunca beni de bir düşünme aldı açıkçası. Ne kadar zor sorular bunlar Ali. (gülüyor) Standart bakış açısıyla düşünürsem benim kadar rahat bir "beauty vlogger" normal şartlar altında pek de iş yapmazdı zannediyorum. Çünkü "beauty vlogger" dediğin şeyin güzelliği temsil etmesi gerekirken ben çoğu zaman rahatlığı temsil ediyorum. Ama benim taş bebek olmak gibi bir amacım da yok. Hem makyajın, hem hayatın benim cephemden görünen tarafını aktarıyorum. Bu işin tek bir oluru olsaydı, birden fazla da "beauty vlogger" a ihtiyaç olmazdı sanıyorum.

Ali Rıza T.: Çalıştığın ajansla bir sorun yaşadın kısa dönem önce ve onlardan bağımsız olarak videolarını artık evinde çekiyorsun. Hangisi daha avantajlı senin için? Ev ortamı mı ofis mi?
Ayşegül: Bu iş için kurulmuş özel bir stüdyo kullanmak tabii ki güzel bi' şeydi. Ama ben kesinlikle doğru kararı verdiğime inanıyorum. Evin rahatlığı ve doğallığı esas olarak "makyajmidedin" kanalımla örtüşen şey zaten. Tek çekincem görüntü kalitesinden yana olmuştu. Onu da aştım çok şükür.

Ali Rıza T.: Sosyal medyada "cildi çok parlayan vlogger" gibi entrylere oldukça maruz kaldın bir dönem, bunun nedeni kullandığın yapay ışıklar mıydı?
Ayşegül: Bu yorumlar beni rahatsız etmediği için maruz kalmak diyemem aslında. Ben parlak ve canlı cilt duruşundan hoşlanıyorum. Farkettiğim ise bu kalıbı olumsuz motivasyonla kullanan kişilerin makyajda porselen görünümünden hoşlandıkları oldu. Tarz meselesi. Tabii kullandığım aydınlık ürünlerin üstüne stüdyo ışıkları aşırı derecede ekleme yaptı, onu kabul etmem lazım ama rahatsız olmuş olsam, videoyu editleyen benim, yayınlayan benim. Yayınlamaz çöpe atardım. Yapmadım, çünkü rahatsız olmadım.



"tek taşımı kendim aldım..."

Ali Rıza T.: Ee Ayşegül'ün instagramında ne zaman tektaş fotoğrafı görüyoruz bakalım?
Ayşegül: Ahaha tek taşımı kendim aldım, demek istersem de bin yıl sürer. Koca bulayım desem de...

Ali Rıza T.: Ayşegül'ü tanımlayan koku hangisi peki?
Ayşegül: Yasemin!

Ali Rıza T.: Bana asla vazgeçemeyeceğin 5 kozmetik ürününü sayabilir misin?
Ayşegül: Guerlain Meteorites Pudra, Mac Ruby Woo Ruj, Chanel Vitalumiere Aqua Fondöten, Lancome Hypnose Maskara ve Mac Prep+Prime Aydınlatıcı!

Ali Rıza T.: Hayatından MAC'i çıkarabilir misin? Yoksa sen de bir MAC Addict misin?
Ayşegül: MAC'e özel bir hayranlığım yok. Aynı kalite ve renk skalasındaki mat ruju ve farı başkası yapsın, gidip onun kölesi olayım.

Ali Rıza T.: Son olarak ömür boyu sadece bir makyaj stili kullanmak zorunda kalsan bu hangisi olurdu?
Ayşegül: Kesinlikle bordo ruj ve naturel göz makyajı! Benim bebeğim gibi bi' şey.

Ali Rıza T.: Bana zaman ayırıp, yılbaşına yaklaştığımız bu günlerde bu güzel röportajı kabul ettiğin ve bloğuma konuk olduğun için çok teşekkür ederim, başarılın çok kocaman devamını dilerim!
Ayşegül: Ben teşekkür ederim beni bloguna konuk ettiğin için tatlı çocuk!




30 Ekim 2014 Perşembe

Elif Kaya ile biraz kariyer biraz stil.

Elif Kaya, geçen sene bu zamanlarda Veliaht isimli yarışma programında Hande Yener'in veliahtı ünvanıyla karşımıza çıkmıştı. Yarışmadan kısa bir süre sonra da Karanlık Dünyam isimli teklisiyle müzik kanallarında ve listelerde boy göstermeye başlayan Elif Kaya ile hem kariyeri hem stili hem de moda üzerine harika bir sohbet gerçekleştirdik.

Ladies and gentleman, please welcome, Elif Kaya!


"...gelecek vaadeden bir emanetim."

Ali Rıza T.: Öncelikle çiçeği burnunda bir şarkıcı olmasının dışında Elif Kaya kimdir bir kendi ağzından dinleyelim derim. Ne dersin?
Elif K.: Teşekkür ederim. Tatlı bir enerji alıyorum derim ve hemen anlatmaya başlarım. Müziğin peşine takılıp duyguların elinde koşan gelecek vaadeden bir emanetim.  Küçük yaşlarda üretebildiğimi hissedip bu sevgiyle yolculuğun tamda tanışma aşamasındayım. Çocukluğumda en yakın dostum ve beni birgün keşfediceğini düşündüğüm iki ardaşım vardı; yıldızlar ve radyom... Hayata gelirken yaşadığımız bekleme süresi ve nerelerden geldiğimizi bilemediğimiz gibi bir duygu kendimi müziğin içinde bulmak. Beni de seçtiği için çok mutluyum. Profesyonel müzik hayatıma Mustafa Sandal ile yaptığımız "Var Mısın Yok Musun" isimli şarkıyla başladım. Daha sonra kısa bir dönem başarılı şarkıcı Hande Yener'e vokal yaptım. Bunların yanı sıra Selim Çaldıran'ın stüdyosunda yapılan birçok albümde back vokal yapma şansım oldu. Ferhat Göçer, Sibel Can, Yıldız Tilbe, İzel, Orhan Gencebay, Kutsi ve daha bir çok başarılı ve sevdiğim isme vokal yaptım. Yaşamın öğrenmek, öğrendiklerimizi unutmak ve tekrar öğrenmek üzere bizleri tekerrüre dahil ettiği noktada aynılaşmaktan kaçıp kendi küçük kalbimce müziği ve özümüzü unutmamak adına yüreğimden gelen herşeyi yapmaya hazır yola çıktım.



"Tüm kalplere dokunabilmek istiyorum."



Ali Rıza T.: Albümün ve ilk teklinin yanı sıra imjaın ve özellikle de saç stilin çok ön plana çıktı. Stilistin de benim yakın dostum Deniz Can Kutlu. Harika bir enerjiniz var gibi. İmajı yaratma süreciniz nasıldı?
Elif K.: Bu imaj basın&pr danışmanım Selim Akar'ın fikri. Çok güzel bir buluş ve çok özel bir çalışma olduğunu düşünüyorum. Hem kendi ruhsal ikilemlerim hem de pr adına akılda kalma vesilesi için şahane bir fikir. Alıştım ve çok seviyorum. Tüketim çağında hatırlanmak adına çok keyifli bir buluş. Sevgili Deniz Can Kutlu ile "Karanlık Dünyam" isimli şarkımın klibinde tanıştık. Klibin stylingi ona ait. Harika enerjisi tatlı dili sakinliği ve yaratıcı fikirleri beni ona daha bir yaklaştırdı. Şimdi beraber çalışıyoruz.


Ali Rıza T.: Geçen sene bu zamanlar seni ATV'de yayınlanan Veliaht isimli programda Hande Yener ile birlikte izledik. Hatırladığım kadarıyla yarışmadaki diğer veliahtlara göre hem daha özgün hem de tartışmaların odağındaydın. Bunu nasıl değerlendiriyorsun? 
Elif K.: Albümüm yaklaşık dört yıldır hazırdı. Veliaht yarışmasına katılmamı Yapımcım Polat Yağcı ve  Özgün yaratıcı başarılı şarkıcı Hande Yener istedi. Hande Yener' e bir dönem sahnede vokal yaptım ve bu teklif kendisinden gelmesi benim için mutluluk ve büyük bir şanstı.
Her müzisyen kendi özgün müziğini yaşamak ve yaşatmak ister. Her nekadar yarışmanın formatı gereği Hande Yener'in harika şarkılarını söyleme fırsatım olsada kendisi ile tarzımız çok farklı. Esasında Nükhet Duru'nun eleştirisini benim müziğime yapılmış bir eleştiri olarak düşünmüyorum. Bilindiği gibi bu tarz programlarda, heyecan yaratmak adına bazı malzemeler kullanılabilir. Kendisini severim. Büyüğümdür. Zaten yarışmadan hemen sonra bu konu ile ilgili gönlümü aldı.Yaşam sürecimizce öğrenme ve farketme yağmurlarında ıslanıp kuruyoruz. Önemli olan öğrenmenin daim olduğunu unutmamak. 

Ali Rıza T.: İlk klibin hem çok nostaljik hem de bir o kadar eğlenceli. Şarkının ruhunu da şahane yansıtmış. İçine sinen bir proje oldu mu?
Elif K.: Elbette içime sindi. Duyguların bütün olduğu ve insanın türlü türlü hallerini yansıtan bir albüm oldu tıpkı mevsimlerin aynı dünyada farklı renkleri gibi... Nereden bilebilirdim beklediğim için üzülüp ağlaştığım yılların bana bu kadar özel şarkılar ve kıymetli dostlar ve harika bir klip sunacağını.


"...dişi enerjisiyle yaşamayı seviyorum."

Ali Rıza T.: Elif Kaya'nın kariyeri çok parlak görünüyor ilerisi için bunda hem fikiriz peki onun idealleri neler bu konudaki?
Elif K.: Müziğin içinde varolmaya devam etmek ve tüm kalplere dokunabilmek istiyorum. İçimde çocukluğumdan beri sunmak istediğim şifacı bir ruhum var.  Sanatçıların devlet büyüklerinden bile daha güçlü olabildiğini düşünüyorum. Albüm yapmak, popüler olmak gibi düşünceler içinde kaybolmak yerine dünyaya hatırlatmamız gerekren çok şey olduğunu hissediyorum. Sanatın; şiddet, savaş, ayrımcılık ve doğa katliamı gibi nice kör olmuş duyguya ışık tutabileceğini düşünüyorum. Öncelikle farkında olmak ve barışa katkıda bulunmak. Müzik de yavaş yavaş bu taşlaşmadan nasibini alıyor. İnsanları umutlandırmak, mutlu etmek ve dertlerine yoldaş olmakla çıktığım bu yolda sandıkta bekleyen nice şarkılarımı paylaşmak istiyorum küçük kalbimce.

Ali Rıza T.: Gelelim stiline. Tarzını bana tek kelimeyle anlatmanı istesem ne dersin?
Elif K.: Gökkuşağı.

Ali Rıza T.: Eminim ki büyük ve rengarenk bir gardrobun var. Peki bu gardrobun en pahalı/değerli parçası nedir?
Elif K.: Öyle çok pahalı eşyalarım yok. Yetecek kadar şeye sahip olabilmenin değerli olduğunu düşünüyorum.

Ali Rıza T.: Günlük tarzın da bir o kadar şık mı? Yoksa daha mı salaş ve rahatsın? Sıradan bir gün için kombin seçimin ne yönde olur?
Elif K.: Retro çok seviyorum. Rahat giyinmekten hoşlanıyorum ama bir günüm bir günüme uymaz. Üst üste çok rahat giyindiğim günlerden bazen sıkılıp topukluların üzerine çıkıp dişi enerjisiyle yaşamayı seviyorum.


"...seçimlerim ruh halime göre değişiyor."

Ali Rıza T.: Makyaj konusunda ne durumdasın? Doğalcılardan mısın fondötenim olmadan aslacı mı?Elif K.: Doğalcılardanım fakat son zamanlarda fondötenim olmadan asla dediğim de oluyor.

Ali Rıza T.: Senin kokun hangisi? Parfümünü umarım çoğu okuyucu merak ediyordur.
Elif K.: Çok fena bir espiri yapasım geldi, neyse... (gülüyor) Çiçek ve temiz sabun kokularına bayılıyorum. Özellikle hanımeli ve bal karışımına... Yıllar önce aromaterpi eğitimi almıştım ve kendi kokumu kendim yapmaya bile başlamıştım. Kokuları birbiri ile karıştımayı seviyorum. Bu konuda da seçimlerim ruh halime göre değişiyor.

Ali Rıza T.: Bana zaman ayırdığın ve bloguma konuk olduğun için çok teşekkür ederim. Ben sorarken çok eğlendim, umarım sen de cevaplarken keyif almışsındır. Seni daha uzun yıllar izlemek, dinlemek dileğiyle.
Elif K.: Ben de teşekkür ederim. Gülücükler yüzümde cevapladım, çoook keyifliydi. Tekrar karşılaşmak sohbetleşmek dileğimle. Sevgiler ve iyiliklerle...



28 Ekim 2014 Salı

Ekim Favorileri / October Favorites

Yepyeni bir yazı dizisiyle karşınızdayım. Bundan sonra ben de bauty vloggerlar gibi her ay bir favoriler yazısı gireceğim. Zaten groomingdiarybyart instagram hesabımdan da o ay en çok kullandığım ürünleri her gün paylaşıyorum. Oradan da göz atabilirsiniz ara sıra. 

  • Zirh Corduroy

Hemen bir önceki post içerisinde yazısını bulabileceğiniz Zirh Curdoroy hakkında yorum yapmama gerek yok sanırım uzun uzun. Ben Ekim içerisinde çok severek kullandım ve büyük de bir parfüm olduğu için en azından Kasım boyunca da kullanıcam gibi. (Gratis: 45 TL)

  • Burt's Bees Lip Balm with Mango Butter

Burt's Bees ne yalan söyleyeyim özellikle fiyatı nedeniyle hep önyargıyla yaklaştığım bir dudak ürünüydü fakat önyargımı yıkıp bunu denedikten sonra kararım tamamen değişti. Kokusu ve yapısı muazzam, koruyuculuğu ve nemlendiriciliği de gayet başarılı. Bence fiyatını en azından 10 liraya çekerlerse çok daha güzel olur. (Gratis: 13.90 TL)

  • Dirty Works Eye Cream

Dirty Works özellikle ambalajlarıyla insanı kendinden geçirten bir marka. Ben de çok az uyuyan ve göz altlarından az da olsa çeken bir insan olarak hafif bir nemlendirici arayışındaydım gözlerim için ve de bu ürünü öylesine aldım. Çok da memnun kaldım. Eğer siz sorunlu göz altlarına sahipseniz siz de hiçbir işe yaramaz benden söylemesi ama ince yapısı ve kolay emilimiyle benim gibileri çok mutlu edecek bir ürün. (Gratis: 14.90 TL)

  • Neutrogena Pink Grapefruit Oil Free Moisturiser

Nemlendiricilere bu hayatta harcadığım paranın cidden haddi hesabı yok. Çoğu marka nemlendiricilere geldiğinde hem çok pahalı fiyatlar çekiyor hem de büyük şeyler vaad ettiği halde bir sonuç sunmuyor. Buna rağmen bu ürün hem çok uygun fiyatı hem de vaad etmedikleriyle işini çok iyi yapıyor. Kozmomarketlerden yaklaşık 10 liraya alabileceğiniz bu su bazlı nemlendirici yağlı ciltlere gerçekten ilaç gibi gelecek. Emilimi ve kokusu ise inanılmaz, lütfen denemeden geçmeyin. (Gratis: 9.90 TL)

  • Toni&Guy Men Styling Glue

Saçlarım çok ince telli olduğu için benim wax veya pomade kullanabilecek bir lüksüm yok. Çünkü bu tarz ürünler saçlarımı inanılmaz ağırlaştırıyor ve hacmini yitirmesini sağlıyor. Fakat glue, gel gibi daha hafif yapılı ve sıvı kıvamda ürünler benim gibi ince telli ve kolay şekillenebilen saçlar için ideal. Styling Glue da benim severek kullandığım ürünlerden oldu, favorim mi değil mi şimdilik bilemiyorum ama şu ana kadar kullandığım en iyi şekillendiricilerimden olduğu kesin. (Gratis: 29.90 TL)

  • Batiste Dry Shampoo Original

Batiste, açık ara bugüne kadar kullandığım en iyi kuru şampuan. İngiltere'nin en çok tercih edilen kuru şampuanı olarak nitelendirilen Batiste, rakiplerine (Toni&Guy, John Frieda, Elidor vb.) taş çıkartacak bir performansa sahip. Benim saçlarım yağlı olduğundan ben Original olanı kullanıyorum ama siz isterseniz kokusuna isterseniz de saçınızın cinsine göre serinin diğer ürünlerine de göz atabilirsiniz. (Sephora: 24 TL)

  • The Body Shop Lip Peeling

Dudak peelingi konusuna değinmiştim zaten birkaç yazı önce. Ben çok severek kullanıyorum, uzun süre de severek kullanamaya devam edeceğim bu dudak peelingini. (The Body Shop: 29.90 TL)

  • The Body Shop Body Scrub with Cacao Butter 

Vücut peelingi konusuna hiç hakim değilim, aslında pek de yapmayı sevmiyorum ama vücuttaki ölü derininin de öyle veya böyle atılması gerektiği düşünüldüğünde haftada bir veya ayda iki kez vücut peelingi yapmak mantıklı. Bu konuda da kakao yağı kokusundan her ne kadar iğrensem de bu ürün hiç irrite etmiyor beni. Sanırım yine bittiğinde yine alacağım bir ürün ama bu sefer gözüm yaban mersinlide. (The Body Shop: 7.90 TL)

  • The Body Shop Tea Tree Cleansing Wipes

Bazı geceler olur da cildinizi temizleyecek dermanınız olmaz veya bazı zamanlar olur da cildinizi temizleyecek zamanınız olmaz. İşte öyle anlar için harika bir çözüm bu ürün. The Body Shop'ın çıkardığı çay ağacı özlü temizleme mendilleri hem sivilce bakımına iyi geliyor hem de cildi akne, siyah nokta ve fazla yağdan arındırıyor. Fakat bu ürünü makyaj temizleyici mendillerle karıştırmamak gerek. (The Body Shop: 19.90 TL)

26 Ekim 2014 Pazar

Parfüm İncelemesi: Zirh Corduroy

Zirh Corduroy, 2005 yılında ünlü Amerikan erkek bakım markası Zirh tarafından piyasaya sürülmüş bir parfüm. Genel Zirh parfümleri kategorisinden teması ve kokusuyla sıyrılan Corduroy, benim rastgele denk gelip hiç koklamadan (testerı olmadığı için) öylesine satın alıp sonrasında çok sevdiğim bir koku. Dilerseniz Zirh Corduroy'u detaylıca inleceyelim.


Zirh Corduroy, 125 ml. olarak satışa sunulan bir parfüm. Amerika'da satış fiyatı $58 olan parfüm çok ilginçtir ki Gratis'te 45 TL gibi bir fiyata satışa sunulmuş. Ben de geçen bayram indiriminden sadece 25 TL'ye satın aldım bu parfümü. Fiyatlar arasındaki bu dengesizlik biraz acayip de gelmedi değil doğrusu.


Parfümün teması ve kokusu biraz daha farklı dedim biraz önce. Zirh'in genel parfümleri deri baskınlığı taşırken, Corduroy farklı olarak odunsu oryantal. Başlangıçta turunçgil notalarıyla açılış yapan parfüm, birkaç saat sonra hafif bir vanilya kokusu bırakıyor teninizde. Üst notalarda mandalina, greyfurt, beyaz lavanta ve kakule, orta notalarda defne romu, tarçın ve maskut, alt notalarında ise sandal ağacı, tonka fası ve vanilya barındırıyor. Bana ilk kokladığım andan beri CK Free'yi inanılmaz anımsatması da iki parfümün aynı laborantın elinden çıktığını kanıtlar nitelikte.


Zirh Corduroy, koku olarak çok başarılı çünkü hiç sentetik değil ve bıktırmıyor insanı. Koyu bir temaya sahip parfüm, burun turunçgil kokularını sevenler için de birebir. Fakat kalıcılık ve fark edilirlik açısından maalesef çok zayıf olan parfüm sürekli tazelenmeyi gerektiriyor. Türkiye'deki satış fiyatını düşündüğümüzde tüketiciye istediğini az çok verebilen Corduroy'u ben çok sevdim, sadece Gratis'te bulabileceğiniz bu güzel kokuyu şiddetle öneriyorum!


Bu arada artık parfümden cilt bakımına tüm kozmetik deneyimlerimi bir erkeğin gözünden instagram.com/groomingdiarybyart hesabından paylaşıyorum, şöyle bir göz atabilirsiniz! :)


24 Ekim 2014 Cuma

Keep Your Lips Healthy: Lip Peeling

Soğukların başlamasıyla benim gibi dudaklarıyla her daim başı dertte olanların yardım çığlıkları adeta kulaklarımda çınlamaya başladı. Eğer siz de benim gibi yaz kış dudakları çatlayan, kuruyan hatta ve hatta kanayan biriyseniz bu postuma kulak verin muhakkak! Size dudaklarınızı hem sağlıklı tutucak hem de bu soğuklarda koruyacak bir önerim var. Dudak peelingi!



Dudak peelingi aslında hem çok etkili hem de çok basit bir yöntem fakat çok fazla kullanılmıyor veya bilinmiyor. Zaten özellikle erkeklerimiz dudak balmı bile kullanmaktan çekindiği için maalesef dudak peelingine yanaşmıyor. Fakat gerek hazır olarak bazı markalarda bulabileceğimiz gerek de evde kolayca yapabileceğimiz dudak peelingiyle çok daha sağlıklı dudaklara sahip olabiliriz. Unutmayın, kimse çatlamaktan kabuk tutmuş dudakları öpmek istemez!


Ben dudak peelingi olarak The Body Shop'ın bu dudak peelingini kullanıyorum. Fiyatı 29.90 TL. Diğer markaların dudak peelingleriyle karşılaştırdığımızda biraz pahalı ama gerek performans gerek kalite bakımından ben severek kullanıyorum. Yapısı çok hafif dudağı rahatsız etmiyor, mentollü içeriğiyle de ferah bir his bırakıyor. Bereketli bir ürün olduğu için de uzun süre kullanabiliyorsunuz. Dudağınıza uyguladıktan sonra birkaç dakika beklemeniz yeterli, sonrasında ıslak bir mendille veya ılık suyla dudaklarınızı temizleyip bir dudak balmı veya vazelin uygulayabilirsiniz.

Eğer dudak peelingine para vermek yerine evde kendiniz yapmayı düşünüyorsanız aşağıda vereceğim tarifi uygulayabilirsiniz. Ürünleri karıştırıp scrubımsı bir kıvam elde edince de yaklaşık 5 dakika bekleyip ılık suyla dudaklarınızı temizleyebilirsiniz. Ardından bir dudak balmı veya vazelinle de nemlendirmeniz gerekiyor.

Doğal Dudak Peelingi

  • 2 yemek kaşığı toz şeker
  • 2-3 damla yağ (zeytinyağı, hindistancevizi yağı, badem yağı vb.)
  • 1 yemek kaşığı bal / türk kahvesi
Peelingleri istediğiniz aralıklarla veya ihtiyacınız olduğunu hissettiğiniz dönemlerde kullanabilirsiniz,  fakat dediğim gibi ardından nemlendirmeyi sakın unutmayın. Bu nedenle hiç bir fikri olmayanlar için de kullandığım dudak balmlarına bir bakalım derim.

Maybelline NY Baby Lips Hydrate Lip Balm


Daha önce de belirttiğim gibi çok sevdiğim bir lip balm Baby Lips Hydrate. Gerek fiyatı gerek performansı çok başarılı. Kokusu ve bıraktığı tat gayet güzelken, yağlı yapısı biraz rahatsız edici.

Burt's Bees Lip Balm with Mango Butter


Kokusunu, tadını ve yapısını çok ama çok sevdiğim fakat piyasadaki en pahalı lip balmlardan olduğu için de gereksiz övüldüğünü düşündüğüm bir ürün. Birkaç güne gelecek olan "Ekim Favorilerim" yazısında daha uzun bahsedeceğim zaten. Eğer doğal içerik düşkünüyseniz denemenizi tavsiye ederim.

Neutrogena Nordic Berry Lip Balm


Yazın bir firma gönderisi olarak kullanmaya başladığım ve sık sık kullanmama rağmen bir türlü azaldığını düşünmediğim inanılmaz bereketli bir ürün Nordic Berry Lip Balm. Kokusu, tadı, yapısı inanılmaz güzel benim bütün lip balmlar içerisinde favorim açık ara, sorunlu dudakların bir numaralı sevgilisi.

EOS Strawberry Sorbet Lip Balm


Dünyanın en overrated lip balmı kesinlikle EOS Strawberry Sorbet. Ben yapısını her ne kadar sevsem de gerek kokusu gerek tadından bir gram haz etmiyorum. Bana aşırı geliyor maalesef. Sırf ambalajına aldanmayın derim, zaten benim de elime öylesine geçti zaten doğru dürüst kullanamıyorum fakat aynı seriden Sweet Mint ve Summer Fruit tavsiyemdir.



Bir de son zamanlarda özellikle doğal cilt bakımı içeriklerini çok beğenerek takip etmeye başladığım dogalcilt.com'a da bir göz atmanızı öneririm!

16 Ekim 2014 Perşembe

Rephair ile Saç Dökülmesine Elveda!

Saç dökülmesi gerek genetik gerek de çevresel faktörlerle her yaş grubunda ortaya çıkabiliyor. Örneğin ben 19 yaşında olmama rağmen maalesef bu sorunu "genetik" sebeplerden dolayı yaşıyorum. Son zamanlarda ne kullandıysam çare olmadığından da saçlarıma hiçbir kimyasal madde sürmemek için sadece saf zeytinyağı sabunu ile yıkıyordum bu da saçlarımı hem çok cansız hem de inanılmaz sert yapıyordu. Sonra hiç beklenmedik bir anda Rephair ile tanıştım, ki öncesinde reklamlarını da görmüştüm ama ne yalan söyleyeyim almayı düşünmemiştim, onlar da denemem için bana bu seti hediye edince bir blog yazısı şart oldu dedim ve sizlere son zamanların benim için mucize şampuanı Rephair'i takdim etmeyi bir borç biliyorum!


Rephair, 2013 yılında Almanya'dan Lob'in Europe ödülü kazanmış bir saç bakım markası. Öncelikle elbette Tüketici Memnuniyet Ödülü kazanmış bir marka olması insana güven veriyor.  Tüm saç tipleri için uygun olan bu ürünler bir şampuan bir de losyon olarak ikili set halinde geliyor. Günlük kullanıma uygun olan Rephair Saç Bakım Seti, size kısa bir süre zarfında saç dökülmesini sıfıra indirmeyi vaad ediyor. Bana gelirsek de ben yaklaşık 1 aydan daha uzun bir süredir kullanmaktayım ve saç dökülmelerim neredeyse sıfıra indi, gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.


Rephair Şampuan, 300 ml. olarak satışa sunulmuş. Piyasadaki çoğu "saç dökülmesini önleyici" şampuana göre gerçekten muazzam kokuyor bunun garantisini verebilirim. Ben her duşa girdiğimde ürünü kullandım. Paraben ve boya içermemesi, alerji ve iritasyona sebep olmaması, içerdiği vitamin ve minerallerle canlı ve güçlü saçlar vaad etmesi elbette büyük artılar. Yalnız tek nacizane önerim eğer çok yağlı ve kepekli bir saç yapınız varsa Rephair ile yağlanmayı ve kepeği önleyici bir şampuanınızı dönüşümlü olarak kullanmanız.


Rephair Losyon, 60 ml. olarak satışa sunulmuş. Çok bereketli bir ürün olduğundan ben kullan kullan bitiremedim. Kolay bitecek bir ürün değil yani. Losyonun yapısı çok hafif ve saçta yağlanma yapmıyor ki genelde losyonların çoğu saçta yağlanma yapıyor. Capigen içerdiği için canlı ve güçlü saçlar vaad ederken, hipoalerjik olduğu dermatolojik testlerle kanıtlanmış bir formüle sahip. Ben bir tek şişesindeki fısfıs olayını sevmedim. Elinize sıksanız olmuyor, saça sıksanız olmuyor. O şişe başlığı umarım değiştirilir yakın zamanda.



Rephair, benim çok severek kullandığım bir set oldu. İlk paketini bitirdim nerdeyse ve de memnun kaldım. Elbette memnun kalma süresi kişiden kişiye göre değişmekte. Bu yolda 3, 4 paket tüketen de var problemine göre. TVStore üzerinden Rephair'a sahip olabilirsiniz veya öncesinde websiteleri rephair.com.tr'yi ziyaret edebilirsiniz!


7 Ekim 2014 Salı

Albüm İncelemesi: Mükemmel / Hande Yener (2014)

Hande Yener, 2000li yılların tartışmasız en başarılı kadın vokallerinden biri olarak bugün karşımızda. 2000 yılında Senden İbaret albümüyle başladığı müzik kariyerine 14 senede 12 albüm ve sayısız single sığdıran Kraliçe, ilk çıkış parçası Yalanın Batsın ile türk popuna "club/dance pop" isminde bir yenilik getirip kariyeri boyunca hep farklı ve yenilikçi olmayı tercih etti. Apayrı albümüyle girdiği elektronik müzik piyasasında hala eşi benzeri yapılamamış albümler piyasaya sürüp, Türkiye'de eşcinsellerin adının dahi anılmaktan çekinildiği dönemlerde gay clublarda sahneye çıkıp, klipler çekmiş ve filmlerinde rol almıştı. 2010 yılında popa kesin dönüş yapan Hande Yener, Hande'ye Neler Oluyor? albümüyle her ne kadar başarılı bir ivme sağlasa da, devamında Sinan Akçıl ile yaptığı Hande'yle Yaz Bitmez, Teşekkürler, Kraliçe gibi albümlerle birkaç hit anca çıkarabilmiş ve kendi kendini tüketmişti. 2013'e geldiğimizde Berksan ile ilk işbirliği olan Ya Ya Ya Ya isimli single ile sadece Youtube'da 50 milyon kez dinlenirken yıldızı bir kez daha parlayan Hande Yener, bugün karşımıza Berksan, Altan Çetin, Mert Ekren, Volga Tamöz gibi isimlerle birlikte piyasaya sürdüğü son albümü Mükemmel ile çıkıyor.


Ve Hande Yener, küllerinden yeniden doğduğu Mükemmel ile blogumun ilk albüm incelemesinde yer alıyor!

Mükemmel, 24 şarkı 2 diskten oluşan bir albüm. Aslına bakarsak 14 yeni parça, 2 cover, 8 remix bulunuyor. Remixler bana kalırsa birkaç tanesi duşunda inanılmaz can sıkıcı o yüzden onlara değinmek bile istemiyorum. Coverlar ise hem sürpriz niteliğinde hem de gerçekten başarılı. Hazırsak bence hemen şarkılara hızlıca bir göz atalım.

Disk 1


  • Alt Dudak: Yener'in eski dostu Altan Çetin ile birlikte hazırladığı "hasta la vista, baby!" dizeleriyle bizi bizden alan parça, albümün tanıtım teklisi olarak piyasaya sürüldü. Yazın sağlam bir liste başarısı ve dinlenme sayısı elde eden parça, yüksek tempoda iyi bir yaz şarkısı ama dediğim gibi sadece yazın iyi gider. Albümün diğer şarkılarına baktığımızda ticari olarak doğru seçim ama derinlik olarak hepsinin altında eziliyor.
  • Sokak Kedisi: Yine Altan Çetin'in elinden çıkan Sokak Kedisi bana kalırsa alt yapısı ve gitar tınılarıyla gayet güzel bir "giderli". Aliterasyon ve asonansın ağlatıldığı parça da Hande Yener diskografisi için iyi bir seçim.
  • Herkes Yoluna: Berksan'a ait parça zaten buram buram Berksan kokuyor. Mantıklı dizeler, anlamlı bir devamlılık ile oluşturulan parça bana Hande Yener'in Aşk Kadından Ruhundan Anlamıyor albümüne göz kırpıyor gibi geldi. 
  • Kaybol: Albümün en orijinal parçalarından raggae esintili parçası yine Altan Çetin imzalı. Tahminimce kliplendirilmeyeceği için göz ardı edilecek parçayı dinlemenizi ısrarla öneririm. Orta tempoda lokum gibi bir eser.
  • Bileti Kes: Altan Çetin'in giderlere gider kattığı en eğlenceli parçalardan biri bence albümdeki. Hande'nin şarkılarındaki "Güçlü Kadın" imajını güzelce destekleyen Bileti Kes, yüksek tempoda çok da eğlenceli bir kop kop.
  • Unutanlar Gibi (feat. Mehmet Erdem): Şimdi slow denildiğinde bir durmamız ve şapkamızı önümüze alıp Hande ablamızı saygıyla selamlamamız lazım. Çünkü slowda kadın akıtıyor yani, parçalıyor. Berksan imzalı bu güzel şarkıda da Hande Yener döverken maalesef Mehmet Erdem thai masajı yapıyor anca. Kadın evladı ölmüşcesine içli söylerken, Mehmet Erdem şarkıyı ruhsuzluğuyla provake ediyor. Handecim bu ne uyumsuz bir çift seçimi ama?
  • Bir Kış Masalı: Albümün ilk coverı olan Bir Kış Masalı, bir minik serçe parçası. Hande Yener'in de piyasaya Sezen'in solisti olarak atıldığını düşündüğümüzde aynı Sezen gibi söylemesi zaten kaçınılmaz. Düzenlemelerin neredeyse hiç bozulmadan orijinal bir şekilde okunması ise ayrı bir güzellik.
  • Karar Ver: Albümün ağa babalarından olan Berksan imzalı Karar Ver, özellikle alt yapısı ve düzenlemesiyle "hass..." dedirtiyor adama. Gerçekten aranjede Volga Tamöz'e büyük saygılarımı sunarım.
  • Mert Hakan'a ait Alt Dudak, Cihat Uğurel'e ait Sokak Kedisi, Çağın Kulaçoğlu'na ait Yangın remixi gayet güzel ama Nurettin Çolak & Levent Rodos'a ait Hani Bana remixinden iş çıkmaz.
Disk 2


  • Hani Bana: Mert Ekren imzalı Hani Bana çok çok eğlenceli bir parça. Hande, 2015 yazına kadar kliplendirmeye devam ederse bu parçayı da Haziran gibi patlatmalı bence. Beach clublar bunu hak ediyor.
  • Tebdil-i Aşk: Şimdi burada biraz duralım. Şarkı o kadar iddialı o kadar deyim yerindeyse billurlu ki dinlerken üstüme ağırlık çöküyor. Altan Çetin'in kalem tutan ellerinden öpüyorum ya, güçlü kadın şarkısı budur, "stay strong" budur abicim.
  • Naber: Albümün ikinci klibi Naber'e geldi. Sözlerinin alaycı ve küçümseyici tavrı nedeniyle midir nedir şarkı çok ama çok sevildi. Mert Ekren'i tebrik ediyoruz bu şarkıdan ötürü. 
  • Yangın: Yangın tam bir eski Hande Yener şarkısı. Buram buram 2000li yıllar kokuyor böyle acayip bir tınısı var tarif de edemiyorum. Berksan'a ait parçanın, ilk diskte de Hande Yener'in oğlu Çağın Kulaçoğlu'na ait bir remixi var.
  • İyi Şanslar: Mert Ekren imzalı güzel bir slow olan şarkıya diyecek hiçbir lafım yok. Özellikle bestesi gerçekten etkileyici ama bir yerde anlam düşüklüğü olduğunu düşünüyorum nedense. Bir de bana Sinan Akçıl parçalarını anımsattı nedense. 
  • Mükemmel: Berksan'a ait bu parça tam bir ego patlaması tam bir gaza getirme şarkısı. Ben dinleyince acayip gaza geliyorum sizde durum nedir bilemem ama maalesef albümün dikkat çekmeyen parçalarından.
  • O Kadın Gitti: Hande Yener'in sözü kendine, bestesi Berksan'a ait parçası yine şahane bir slow. Hande Yener'den bol bol şarkı sözü yazmasını diliyorum ben, hatta yazdığını da satsın, ben şarkıcı olsam ben bir tane alırım helalinden.
  • Bir Köşede Yalnız: Albümün ikinci coverı olan Bir Köşede Yalnız ise bir Ajda Pekkan şarkısı. Ajda'nın elbette uçurduğu parçayı Hande de çok güzel yorumlamış, çok da orijinal durmuş hiç sırıtmamış. Bence cover budur. Piyasanın "cover" kavramını bu albümde görmesi güzel olmuş.
  • Arka arkaya dört tane illallah ettiren Alt Dudak remixi. Cihat Uğurel ve Cemre Burak versiyonları fena değil de Kaan Gökman ve Barış Mert Peker versiyonları dinlenmiyordur bence. Hatta bu dört remixin dinlendiğini de düşünmüyorum ben pek, yanlış seçim Hande.

Son zamanların en güzel pop albümlerinden Mükemmel, ismiyle munhasır 10 üzerinden 8 alıyor benden rahat. Bol bol dinleyin, tadını çıkarın derim!

2 Ekim 2014 Perşembe

iPad'imde Neler Var? / What's On My iPad?

Yabancı youtuber'ların delicesine severek yaptığı ve benim de çok özendiğim bir TAG olan "What's On My iPad?" uzun süredir aklımdaydı. Nasıl yaparım nasıl yaparım diye düşünürken sizlere screenshotlarla anlatmayı mantıklı buldum ve blogumda bu güzel posta yer vermek istedim. Genelde "What's On My iPhone?" oarak gördüğümüz bu tag'i, hem iPhone kullanıcısı olmadığımdan hem de telefonumda çok fazla uygulama bulundurmadığımdan iPad'e uyarlamak istedim. Ha çok ısrar ederseniz "What's On My Samsung Galaxy Note II?" diye de bir post yaparız ama pek cool duracağını sanmıyorum, bir kere isimden kaybetti!


iPadimizin kilitli ekran sayfasında bizi Katy Perry'nin This Is How We Do klibindeki twerk yapan dondurmalar karşılıyor. 


Kilidi açtığımızda bizi iki farklı sayfa karşılıyor. Yine arkada aynı klipten tatlışko karpuzlar var. Klibe nasıl bir obsesyon geliştirdiysem artık... İlk sayfa (sol) zaten standart iPad ikonlarını içerirken, ikinci sayfa (sağ) özelleştirdiğim bölüm. Ben uygulamaları dağınık görmekten nefret ettiğim ve biraz da düzen tertip delisi olduğum için hepsini gruplandırdım bu şekilde. İsterseniz grupları ve uygulamaları yakından inceleyelim.


Social grubunda aktif olarak kullandığım sosyal ağlar mevcut. Bunları tek tek anlatmama gerek yok sanırım. Sayfalar'ı bilmeyenler için özet geçebilirim bir tek. Facebook'ta yönettiğiniz sayfalar için özel olarak geliştirilmiş bir uygulama başka bir nanesi yok.


Fashion grubunda severek takip ettiğim birkaç mağaza ve uygulama mevcut. BenModa içerisinde benim de yazılarımın bulunduğu bir online moda blogları platformu. Lookbook ise moda dergileri kadar büyük bir ilham kaynağı benim için. Dünyanın dört bir yanından birçok insanın stillerini paylaştığı bu görsel platform, hem bize dünya trendlerini takip etme imkanı sunuyor hem de "ne giysem" derdini biraz daha hafifletiyor.


Music gayet standart. Zaten en sık kullandığım uygulama Spotify bu grupta. Severek dinliyoruz efendim.


Photo da yine aynı şekilde. Zaten çok başarılı bir instagrammer da değilim farkındaysanız, o yüzden dehşet bir filtre veya edit programı kullanmıyorum. Birkaç tane standart programım var. Vintique inanılmaz efektlere ve filtreler sahip ücretli bir app. Moldiv ücretsiz ama yine de gayet başarılı. Pic Sticth aynı şekilde bir kes, biç içerikli bir edit app. We Heart It ise bu şahane arkaplan resimlerimin kaynağı.


Chat'e hiç girmesek de olurdu. Sadece Skype kullanıyorum o da çok ekstrem durumlarda. Ben "face 2 face" seviyorum arkadaş!



Games ise "why I have an iPad?" sorusuna cevap niteliğinde. Hayatının hiçbir döneminde Pc Oyunları sevdalısı veya delisi olmadım hala da çok sevmem ama sıkıldıkça bunlara sarar oldum. Candy Crush üç ayda bir açıp oynamadan kapattığım bir oyun ama neden hala orada ben de bilmiyorum. SongPop ise eşsiz (!?) müzik bilgimi yarıştırdığım bir app. Bilgi Yarışı, Resimli Kelime Bulmaca, Kelima Tahtası, Birleştir ile içimdeki ineği otlatırken, QuizUp, Icon Pop Quiz, Trivia Crack ile nerd tavrımı şaha kaldırıyorum. English Time'ı hazırlıkta oynuyordum kelime haznem için, baya başarılı bir oyun. Slots ve Diamond Dash de bir kere indirip oynamadıklarımdan. Uno Friends zaten baş tacı. Kardashian ile içimdeki prensesi şımartmaktayım. 8 Ball Pool ile derslerde online bilardo oynadığım için kendimden tiksiniyorken, Asphalts ile asfaltları ağlatıyorum. Ve asıl tutkum Sims Free Play'den VAZ GE ÇE Mİ YO RUM!


Lifestyle dediğime bakmayın nerede ıvır zıvır buraya tıkıştırdım. Burada size bahsetmek istediğim iki uygulama var diğerlerini siz de biliyorsunuzdur zaten. Video D/L muhteşem bir video depolama programı, sezon sezon dizi indirmek için ideal muhakkak edinin hala uygulama marketlerinde varsa. iDiziFilm ise bir dönem efsaneydi. Artık AppStore'da yok olduğu dönem de ücretliydi zaten çoğu kişi indirmemişti. İçerisinde binlerce dizi ve film olan inanılmaz bir uygulama, şu hayatta paraya kıyıp yaptığım en güzel iş oldu bence.


Son grubumuz ise Shopping. Ayrı ayrı bahsetmeme gerek olmayan 4 tane shopping app içeriyor. Ama merak edenler ASOS ve AliExpress alışveriş postlarımı üstlerine tıklayarak okuyabilirler.


Benim iPadim ve içerisindeki sıkıcı über sıradan uygulamalar böyleydi. Sizde neler var, en sevdiğiniz uygulamalar neler muhakkak bilmek istiyorum, yorum atmayı unutmayın!


this is how we do, yeah chillin' laid back
straight stuntin' yeah we do it like that
this is how we do 
do do do do
this is how we do


27 Eylül 2014 Cumartesi

Parfüm İncelemesi: Black Sun Sport by Salvador Dali

Uzun süre sonra yine sizinleyim. Çok çok uzun bir ara verdim bloguma siz de farkındasınız ki. Gerek yoğunluğumdan gerek okulların açılmasından gerek de biraz içerik toplamak adına ve daha kaliteli yazılarla geri dönebilmek için bir ara verdim ama artık buradayım her zamanki gibi! Söylediğim gibi okulların açılmasıyla koşturmacalar da başladı. Umarım hepiniz harika bir öğretim yılı geçirirsiniz. Bugün hem ismi hem fiyatı nedeniyle rastgele alıp çok beğendiğim, çantamın yeni gözbebeği Black Sun Sport by Salvador Dali'yi birlikte inceliycez.


Black Sun Sport by Salvador Dali ismiyle 2009 yılında satışa sununlan parfüm, 2007 yılında Black Sun ismiyle piyasaya sürülen Salvador Dali parfüm serisinin ikinci üyesi olma niteliğinde. Bir nevi asıl parfüm olan Black Sun by Salvador Dali'ye alternatif veya tamamlayıcı olarak çıkarılmış bir koku. Serinin yaratıcısı Antonie Lie, bu parfümlerin vermek istedikleri mesajla ve şişelerindeki sanatsal imgelerle Salvador Dali'ye göz kırptıklarını belirterek serinin isminin de nereden geldiğini açıklıyor. Black Sun Sport by Salvador Dali, sağlıklı yaşamayı, bakımı hayat felsefesi edinmiş modern erkeklere sesleniyor.


Parfüm, şişesinden tutun da kokusuyla da maalesef Versace Man Eau Fraiche'e çok ama çok benziyor. Fakat burada baskın taze baharat kokuları iki parfümü bir tık daha birbirinden ayırmakta. Söylediğim gibi baskın baharat ve turunçgil kokularınına sahip Black Sun Sport by Salvador Dali,  üst notalarında baskın olarak yuzu ve hindistan cevizi (ki ben hindistan cevizinden nefret ederim),  orta notalarında sardunya,  kapanışta da sedir, misk ve kehribar içeriyor. Eleştirmenlerden 10 üzerinden 7 alan parfüm, bir bahar ve gündüz kokusu olarak nitelendirilmiş. Kalıcılığı ve hissedilirliği gayet orta seviyede olan koku, parfüm meraklılarının en azından çanta boyuyla tanışması gereken bir ürün bana kalırsa.


Benim parfüm merakımı bilirsiniz. Genelde 50 ml hadi taş çatlasın 100 ml'den fazla parfüm almam çünkü çok çabuk sıkılır ve değiştirmek isterim bir an önce. Çantamda bir adet çanta boyu parfüm bulunsun okulda kullanırım diye öyle parfüm sitelerinde gezerken rastgele görüp hem ismine hem şişesine vurulduğum Black Sun Sport by Salvador Dali'yi ben çok sevdim ve neredeyse şişeyi bitirmek üzereyim. Misspera'da çanta boyunu ücretsiz kargo fırsatıyla 29.99'a temin edebileceğiniz bu güzel parfüm, sonbaharın en güzel müjdecilerinden biri oldu benim için.

11 Eylül 2014 Perşembe

10 Favori Yaz Ürünü / 10 Favorite Summer Products


Moschino Forever EDT


Moschino Forever hakkında çok fazla yorum yapmama gerek yok. Çünkü siz de iyi biliyorsunuz ki bütün yaz bu ürünü öve öve bitiremedim. Meyveli notalarıyla beni bütün yaz kendine aşık etti. Çanta boyu parfümlerimden, genelde ben bu parfümleri hiç denemeden uygun fiyatlı bulursam alır çantama atarım, daimi parfümlerim kategorisine atadığım tek isim oldu. Bayılarak kullanıyoruz efendim. Detaylarını merak edenler daha önce yazdığım incelemeyi buradan okuyabilirler.

Black Sun Sport by Salvador Dali EDT


Yine çanta boyu parfümlerimden Black Sun Sport, 2009 yapımı bir koku. Uygun fiyatlı olunca denemeden aldım attım çantaya. Sevdim mi sevdim elbette ama daimi parfümüm yapamam çünkü standart freshlikte bir koku. Çok ekstrem bir özelliği yok. Meyveli kokuları sevenlere yine önerilir. Ayrıntılı incelemesi ise çok yakında blogta.

Bod Man Freshest and Cleanest Body Spray


Bod, Gratis’in ithal ettiği bir İngiliz erkek bakım markası. Diğer ürünleri nasıldır bir yorum yapamam denemeden ama vücut spreyleri gerçekten çok başarılı. Alışagelmiş erkek kokularının dışına çıkarak yazın parfüm ağırlığını taşımak istemeyenlere harika bir deneyim sürüyor Bod bu seriyle. Freshest and Coolest ise benim bunlatıcı yaz sıcaklarında favorilerimden biri oldu. Hazır sıcaklar devam ederken bence hiç düşünmeden bir tane edinin derim.


Ralph Lauren Big Pony 1 Deodorant


Evet şarkıda da dediği gibi ozonu deldik, dibine geldik ama ben kendi midemin delineceğini bilsem yine de deodorantlardan vazgeçemem. Deodorantın bende yarattığı o hissi maalesef roll-on yaratamıyor. Son birkaç senedir AXE deodorant dünyasına yepyeni bir soluk getirse de benim favorim maalesef ki Ralph Lauren Big Pony 1. Buram buram turunçgiller kokan bu deodorant normalde parfümüyle kullanıldığında çok daha başarılı ama ben çoğu parfümle güzel bir uyum yakalayabildiğini düşündüğümden özellikle sıcaklarda yanımdan ayırmıyorum.

Lorea’l Paris Men Expert Deodorant 96 HR Roll-On (XXL)


Bir insan XXL boyutlarda bir roll-on neden kullanır emin olun ben de bilmiyorum ama Lorea’l Paris’in bu roll-onlarının hastasıyım ve sanırım sadece bunu bulabildiğim için almış olmalıyım. Öyle veya böyle her ne kadar ülkemizde satılmasa da L’oreal Paris’in Men Expert serisi çok ama çok başarılı bütün ürünleriyle. Ha ülkemizde de satılıyor aslında ama saçma sapan fahiş fiyatlarla. En yakın zamanda adam gibi bu ürünlerin ülkemize gelmesini diliyor ve sizi 96 saat sürmese de 12 saat süren bu kuruluk hissiyle başbaşa bırakıyorum.

    EOS Lip Balm ( Summer Fruit & Sweet Mint)



    EOS ile online bir kozmetik alışverişim sırasında indirimde gördüğüm için sırf merakım yüzünden tanıştım. Ben sadece Summer Fruit ve Sweet Mint’i sipariş etmiştim ama kargodan bir de Strawberry Sorbet çıktı. Diğer ikisini kullandığım için elimde kalan Strawberry Sorbet’i fotoğraflayabildim ben de. EOS Lip Balm doğal içeriği düşünüldüğünde bu konuda başarılı bir ürün ama abartıldığı kadar var mı? Bence yok. Ben tatlarını her ne kadar beğenmesem de yapılarını ve nemlendirmelerini sevdim. Yaz için ağır olmayan ideal birer lip balm.

    Neutrogena Moisturizer with SPF 15 (Nerdic Berry)


    Maybelline NY Baby Lips mi yoksa Neutrogena Moustrizer mı diye çok ikilemde kaldım açık söyleyeyim. Fakat bu cehennem sıcaklarında Neutrogena'nın ince ve hafif yapısı düşnüldüğünde ayrıca da yazın kullanma sıklığım göz önünde bulundurulduğunda Neutrogena bu tahta oturdu. Nerdic Berry'nin tadı ve kokusu muazzam, koruması ve yapısı ise inanılmaz. 12 ay boyunca dudaklarından çok çeken biriyseniz bu lip balmı yanınızdan ayırmayacaksınız!


    Men-Ü Healthy Facial Wash


    Men-Ü de yine ülkemizde bulunmayan İngiltere orijinli bir marka. Yaz favorileri değil ithal mal reklamı oldu bu liste resmen siz de haklısınız. Fakat namını çok duyduğum bu ürünü muhakkak denemeliydim ve hak da verdim. Çok yağlı bir cildiniz varsa benim gibi bu ürün gerçekten büyük bir nimet. İlk yıkamada bile yüzünüzde geriye kalan o temizlik hissini kesinlikle fark edeceksiniz. İçerdiği çay ağacı yağı, kükürt gibi maddelerle ise gönlümün efendisi, bu yazın ağa babası.

    Bulldog Skincare For Men Original Shower Gel


    Bulldog da İngiltere orijinli bir erkek bakım markası. Ürünlerinin çok başarılı olduğu söylenemez ama içerik ve koku kısmında gerçekten bu işin hakkını veriyorlar. Siz de benim gibi feminen kokulara sahip veya traş losyonu gibi kokan erkek duş jellerinden bıktıysanız bu bitkisel ama buram buram maskülen kokan duş jelini çok seveceksiniz. İçindeki 7 farklı yağın yanı sıra aloe vera ve mentholle de cildinizi besliyor.

    The Body Shop Seaweed Matifying Moisture Lotion SPF15 


    The Body Shop, Shaya bünyesinde kardeş markası Starbucks gibi dünyada hatrı sayılır bir yere geldi son dönemde. Bitkisel kozmetik denildiğinde akla gelen The Body Shop'ın yosun özlerinden oluşan serisinin SPF15 içeren yağlı ciltler için ideal nemlendiricisi bu yazın kurtarıcısı oldu. Sadece yaz demeyelim. Yılın 10 ayı güneşli İzmir'de yaşadığımı düşünürsek daha çok ihtiyacım olacak.



    Bu arada mutlaka ALL Magazine'in Eylül sayısını okumadan geçmeyin. Modanın Ankaralı kızı Ece Sükan'ın insanı kıskanmaktan çatır çatır çatlatan başarı hikayesine mutlaka bir göz atın!