30 Kasım 2013 Cumartesi

Jeans Giyme Kılavuzu. #1

Hello bitches, this is Ali Rıza calling.

Giyim, kuşam herkes için artık büyük bir nokta. Araştırmalar kariyerinizin şekillenmesinde dahi dış görünüşün yüzde 10a yakın bir payı olduğunu gösteriyor. Kariyerinizde bile bu kadar etkiliyken elbette sosyal hayatınızda da etkisi büyük. Bugün sizlerle beş farklı kesim kotun nasıl giyilebileceğini veyahut kimlerin giyebileceğini öğrenip ona göre bir stil haritası oluşturalım istiyorum.

I. Flare 



Flare yani halk arasında bilinen ismiyle İspanyol Kesim. 70li yılların belki de en baba modasıydı İspanyol Paça pantolonlar. Anne, babalarımızın en güzel anılarına şahit olan bu kesim günümüzde karşımıza sadece kot pantolonlarda çıkmakta. 70lerde Chinolarda etkisini gösteren bu kesim günümüzde Jeans versiyonlarla sahnelerde. 2000lerde kadınlar arasında tekrar moda olup günümüzde erkek modelleri yapılmış olsa da çok da rağbet görmeyen modeli orantısız kalın üst bacaklılar, çarpık alt bacaklılar bu kusurlarını örtmek için giyebilir. Genelde altına bez tarzı zarif ayakkabıların giyilmesi uygundur.

II. Straight



Straight yani halk arasında bilinen ismiyle Düz Kesim. Bugüne kadar en çok tutulan kesim olan Straight genelde hem en kolaya kaçılan hem de giyildiğinde hata oranı en yüksek. Günümüzde etkisini yavaştan yitirmeye başlayan Straight Kesimler hala ve hala en çok tercih edilen klasik modelleri süslüyor. İnce bacaklıların, küçük popoluların giymesini önermediğim Straight Kesim kotlarda paça boyu, ağ düşüklüğü ise en önemli konulardan. Eğer alt bedeniniz gerçekten zayıfsa pantolonun içinde kaybolabilirsiniz. Biçimsiz popolular, kalın bacaklılar, çarpık bacaklılar için ise en uygun kesim. Genelde altına çizme, supra vb. dışında tüm ayakkabılar giyilebilir. 

III. Slim 


Slim yani halk arasında bilinen ismiyle Fit Kesim. 2010 sonrası en çok rağbet gören, az ama öz türeyen, en kurtarıcı kesim olarak görüyorum Slim Kesimleri. Hem pastam dursun hem karnım doysuncular için birebir olan kesim genelde ne çok dar olsun ne de çok düz olsuncuların tercihi. Kalın bacaklılar, düzgün bacaklılar, normal ve şekilli popoluların giyebileceği model hem iddialı hem de bir o kadar sade. Bunun yanı sıra ince bacaklı olup dar kesimlerle daha da ince görünmemek isteyenlerin de giyebileceği bir kesim. Günümüzde neredeyse her markanın çıkardığı Slim Kesim her erkeğin gardırobunda bulunmalı. Slim Kesim bir kot her türlü ayakkabıyla giyilebilir.

IV. Skinny


Skinny yani halk arasında bilinen ismiyle Dar Kesim. Yakın zamanda erkekler için üretilmeye başlanan Skinny Kesim en hızlı büyüyen trend olma yolunda ilerliyor. İlk başlarda punk, rock, metal akımlarında gördüğümüz skinny bugünlerde hipster, grunge gibi akımlarla iyice rağbet görmeye başladı. Hatta ve hatta artık takım elbiselerde dahil görmeye başladığımız bu kesim hem çok iddialı hem de günümüzün en şık kot kesimi. Genelde ince bacaklılar, şekilli popolular, düzgün alt bedenli kişilerin giymesi gereken iddialı bir kesim olan skinny kesimi kalın bacaklıların, büyük popoluların, orantısız alt-üst bacaklıların, çarpık bacaklıların giymemesi ise daha makbul. Altına çok kaba olmadığı sürece istenen her türlü ayakkabı giyilebilir.

V. Super Skinny


Super Skinny yani halk arasında bilinen ismiyle Ultra Dar Kesim. Son birkaç senedir hatta ve hatta geçen sene başlayıp bu sene yayılan kesim taytları andırdığı ve çok dar olduğu için genelde feminen bulunmakta. En azından ben de feminen buluyorum. Çok ama çok iddialı olan bu kesimi genelde çok ince bacaklıların, küçük popoluların giymesi uygun. Aksi takdirlerde zaten içine sığamayacaksınız kotun. Bir çoğu elastik olarak üretilen Ultra Dar Kesim, altına ince ve  hafif ayakkabılar giyildiğinde daha iyi bir görünüm sağlayacaktır.

Bütün görseller ASOS'tan alınmıştır.

28 Kasım 2013 Perşembe

Kampüs'ten bildiriyorum. #1

Hello bitches, this is Ali Rıza calling.

Sonunda hazırlıkta bir basamak atlamış oldum ve ilk kurum olan BST Level'i bitirdim hem de benden hiç beklenmeyecek çok yüksek bir puanla. Biraz çalışsaymışım tam puanla geçecekmişim yani o derece düşünün artık. Şimdi önümde bir haftalık bir tatil var bu yüzden de rotam İstanbul olacak. Hazır İstanbul'a gitmeden size şöyle bir post hazırlayayım dedim. Bundan sonra da "Kampüs'ten bildiriyorum" adlı bir yazı dizisi halinde yediğimi, içtiğimi ara sıra sizinle paylaşıp derşarj olucam. If you're ready, let's start it!


Kim demiş okul sıkıcı diye. Bakın aralarda bile ne kadar eğleniyorum. Her daim eller havaya modumdan okulda bile hiçbir şey kaybetmiyorum.


Size okulumuzdan değişik manzaralar sunmak istiyorum. Üniversite Tanıtım Komitesi gibiyim reklam yapa yapa bir hal oldum.


Okulumuza Starbucks açılacağına göre artık aralarda sırf kahve içmek için arabayla ta Agora'ya gitmemize gerek kalmadı. Ama öğleden sonra kahvesiz de hiç ders çekilmiyor abi. Çok afedersiniz osura osura uyuyoruz yoksa.


Ve de bugün okulumuzda düzenlenen "Trivia Quiz for BST and CST Levels" adlı yarışmada grup olarak birinciliği göğüsledik ve bu kuru jübile yaparak zirvede bıraktım. Çünkü her şeyi tadında bırakmak lazım arkadaşlar.


Benim şu antin kuntin çaylara olan merakımı hepiniz iyi biliyorsunuz ve şimdi de şu beyaz çay olaylarına taktım. Kipalarda üç buçuk lira gibi bir fiyata bulabileceğiniz bu yarım litrelik meyveli beyaz çaylar hem çok güzel hem de sağlıklı. Sırf şu şişesi için alınır yani. Sizin de böyle çay önerileriniz varsa lütfen bana yazın.


Bu ara okuyup bitirdiğim iki kitap var bir de. İlki "Kızım Amy" diğeri ise "Ay Hadi İnşallah". Kızım Amy'i alalı çok olmuştu ama çok sürüklemediği için beni zar zor bitirdim ama Amy'nin aşk uğruna yaptıklarını görünce insan bir kötü olmuyor değil yani. Büyük kadınmış rahmetli. Ay Hadi İnşallah ise Pucca'nın dördüncü kitabı. Diğer üçü kadar sürükleyici değil ama yine de çerez niyetine gidiyor yalan yok.


Pretty Little Liars, yeni başladığım dizilerden. Büyük bir fan kitlesi olduğundan ben de kaale alıp izleyeyim dedim. Beş tane küçük orospudan başları olan asıl orospu esrarengiz bir şekilde ölünce diğer dört orospuya olanların ekrana geldiği bir dizi. Öncelikle dizinin 45 dakika olması yüzünden ufunet geçiriyorum çok sıkılıyorum. İkincisi de dizide yoğun bir ergenlik ve yoğun bir orospuluk olduğundan çok sinirleniyorum izlerken. Daha ilk sezonunda olduğum dizi "orospuluk, sinsilik, yalancılık, gavatlık" sevenler için birebir.


2 Broke Girls ise son zamanlarda beni anıra anıra güldüren tek komedi. Ben bu diziyi neden sevdim diye düşünürken arkasında Sex and The City'nin yaratıcılarının olduğunu görünce nedenini anladım. Vasat bir lokantada ortalama bir garson olan Max ile sayılı zenginlerden olup babası iflas edince ortada piç gibi kalan Caroline'ın yollarının kesişmesi dizimizin asıl konusu. IMDB'sine aldırmayın derim, bu diziye deli gibi güleceksiniz!


Son olarak da hiç sevemediğim Zoey Deschanel'i belki severim diye başladığım New Girl var. Arkadaşlar ikinci sezonun ortasındayım ama Zoey'i hala sevemedim. Bir basiretsiz bir kaknem geliyor bu kız bana. Öğretmen Jess'in üç erkekle aynı evi paylaştığı dizimiz sit-com kategorisinde ortalama bir dizi bana kalırsa. Değişik bir konu, keskin karakterler mevcut. Fakat bazı karakterlerde sorun var. Mesela ben Schmidt'in gay mi yoksa karı kız düşkünü mü olduğunu hala çözemedim. Onun dışında diğer herkes söylediğim gibi çok karakteristik.


Son olarak da en bu aralar her gün dinlediğim albümden bahsetmek istiyorum. Erdem Kınay Proje 2, Türkiye'de ciddi anlamda şu ana kadar yapılmış en iyi club albümlerinden. Demet Akalın, Aynur Aydın, Bengü, Murat Boz gibi çok sağlam dört adama yer verilen albümde bir de Sibel Can gerçeği var ki akıllara durgunluk veriyor. Öyle arabesk bir hatun nasıl olur da bu kadar iyi disko pop söyler diyor insan. Merve Özbey denen ılık sesli karıyı da sevemedim açık söyliyim. Eğer dinlemediyseniz bu albümü muhakkak dinlemelisiniz.



Siz bu aralar neler yaptınız?


26 Kasım 2013 Salı

Katy Perry'nin Unconditionally Stili

Hello bitches, this is Ali Rıza calling.

Amerikan Müzik Piyasası gerzek gerzek mide bulandırıcı kliplerden geçilmiyor şu sıralar. Bizim Türk Müzik Piyasası'nda ise hala slow şarkılarda karılar bir gecelikle kendilerini ordan oraya fırlatıyor. Hayat böyle devam ederken çok sevgilim Katy Perry'nin taşşaklı bir klip çekip bir o kadar da bize taşşaklı bir zevk yaşattığı anlara teşekkür amaçlı bu postu yazıyorum. Bu hatuna hayranım. Çıktığı günden beri bir gram gerilemedi hep ileri gitti hep kendini geliştirdi ve sonunda idol denebilecek bir kıvama geldi. Hatta daha geçen gün yabancı bir müzik blogunda "Katy Perry, 2000lerin Madonnası mı oldu?" diye bir yazı vardı. Demek ki hatun başarıdan başarıya atlıyor ama bizim konumuz son klibi Unconditionally'de giydiği 3 büyük markaya ait 3 harika elbiseyle bizlere yaşattığı şölen. Hazırsanız bol kraliyetli, bol ihtiraslı, bol şatafatlı bir yazı geliyor!




Klipte soylu bir ablayı canlandıran Katy aşkı uğruna oradan oraya koşturup eşşek kadar şatonun içinde bunalımlara sürükleniyor. Bu koşuşturma süresince tabii ki şatonun içinde çamaşır suyu lekeli pijama altı giyecek değil. Wes Gordon imzalı bu güzel elbise ve bir o kadar da muhteşem küpeleriyle arz-ı endam ediyor. Çünkü soylu olmak bunu gerektirir arkadaşlar biz bunu hiçbir zaman anlayamayacağız. Kırmızı üzerine altın rengi işlemeleriyle özellikle de boyun ayrıntısıyla bu harika tuvaleti aynı detaylara sahip haç şeklinde bir çift küpe tamamlıyor. Ha ben o kadar büyük küpe taksam büyük ihtimal kulaklarım takar ama dünya starı olmak böyle bir durum olsa gerek gençler.



Devamında bahçeye çıkıp iki hava alayım derken tipiye yakalanan Katy Perry karşımızda. Hatun orada soğuktan götü donarcasına iki büklüm olmuş kıvranırken etrafında ise vals yapan bir çeşit insan topluluğu da mevcut. Aksesuarları dahil Chanel imzalı bu stil benim en sevdiğim. Böyle duru bir hale bürümüş hatunu pek de güzel olmuş. Ben dedim zaten Chanel'in bir gram aklı varsa bu kadını alır seneye kendi yüzü olarak kullanır. Oku bunları Karl Lagerfeld.



Böyle yalın ayak koşturma kızım çocuğun olmaz diyesim geldi şu an fakat şatoda parke olması da çok ayrı bir konu tabii orayı daha sonra tartışırız. Katy şatonun ortasında at gibi koşarken yüzü olduğu Dolce&Gabanna'dan harika bir tuvalet giyiyor. Tuvalet o kadar güzel ki şu an kelimeler kifayetsiz kaldı, nutkum tutuldu adeta. Devamında ise elinde baykuş tutarak nasıl bir sübliminal verdiği merak konusu olan Katy klibi böyle noktalıyor.

23 Kasım 2013 Cumartesi

Stil İkonu: Ece Sükan

Hello bitches, this is Ali Rıza calling.

Herkes sıkı dursun. Çünkü karşınızda Türkiye'nin açık ara en şık kadını duruyor. En azından modayla az biraz ilgisi olan herkesin aklına aynı isim geliyor biliyorum.
Ladies and Gentlemen, please welcome, Ece Sükan!

Mankenlikle başladığı kariyerine bugün Moda Danışmanı olarak devam eden Ece Sükan, sanırım her geçen gün sınırları daha da zorlayarak bir kült haline gelmeye devam ediyor. Moda haftalarının en çok aranan isimlerinden biri olmasının yanı sıra, dünyaca ünlü moda dergilerinin oturup stilini incik cincik ettiği Ece Sükan bu işi harbiden hakkını vere vere yapan bir isim. Bu post biraz uzun olacak şimdiden uyarıyorum. Çünkü bu kadının her stilini tek tek inceleyip üstümüze vazife olmasa da yorum yapacağız. Enerjisi, stili, fiziği, başarısı ve aklınıza gelebilecek en güzel yönleriyle Ece Sükan bu hafta blogta.


2013 Paris Moda Haftası. Şaşıracak hiçbir şey yok. Çünkü zaten nerede bir moda haftası varsa Ece de en başlıca davetlilerden. Tüm bloggerlar ellerinde fotoğraf makineleriyle Ece Sükan'ın peşinde. Cool jacket!


Büstiyer ve deri etek kullanımının belki de en doğru şekillerinden birini görmekteyiz. Büyük bir gözlük, küçük bir çanta ile de stil tamam.


Siyah deri her renkle neredeyse kullanılabilir bana kalırsa fakat kahverengi için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Çok spor bir kahve ceketin bu kadar şık bir elbiseyle altına da kısa ve topuklu çizmelerle kullanımı fazlasıyla güzel.


Ülkemizde tayt giyme sorunsalı büyük. Genelde taytı biz çok şık detaylarla kullanamıyoruz ama bir davete veya bir etkinliğie giderken doğru ayakabı ve doğru ceketle nokta atışı yapabiliriz.

 

Floral desenlerin kullanımı bana kalırsa büyük bir sıkıntı daha. Floral desenleri seven kadınlarımız genelde daha soft ve daha sakin desenleri tercih ediyor. Görüldüğü üzere hem canlı hem iddialı floral bir bluz sade bir etekle çok da güzel giyilebilir değil mi?


Benim için siyah çorap kullanımı da büyük problem. Çünkü siyah etek veya siyah elbisede siyah çorabı çok iç bayıcı olarak buluyorum. Ama şöyle şık bir etekle renklendirdiğimizde ise asla gözü rahatsız etmiyor bence.


Şu an hüngür hüngür ağlamak istiyorum. Ben bir kadın olsam bu kadar şık giyinemediğim için delirirdim sanırım. Çünkü leoparın bu kadar doğru bir kullanımı daha olamaz. Deri detaylı bir gömlekle ve çok doğru bir ayakkabıyla yüksek bel leopar bir şort çok fantastik bir kullanım. Hem şık hem sade hem de iddialı.


Bu bir etek&bluz mu yoksa bir elbise mi bilmiyorum. Ama Ece çok da basenli bir kadın olmadığından peplum kullanarak gerçekten doğru bir kullanım yapmış. Sivri burun ve altın detaylı bu ayakkabılara ise bayıldım.


Topuklu bot kullanımı yine ve yeniden bir sorunsal. Kampüste günde yüz tane topuklu bot giyen kızlar karşılaşıyoruz ama hepsinde yanlış seçimler veya yanlış kombinler var. Çok şık ve iddialı bir suitin altına hafif spor bir topuklu bot şahane.


Yine aynı deri eteği şahane bir kullanımla görüyoruz. Benim için beyaz renk çok iddialı bir renktir. Kolay kolay da beyaz ve tonlarında kıyafetim, aksesuarım yoktur. Özellikle ayakkabıda beyaz gerçekten iddialı bir seçim. Ama alt tarafta kemer ve ayakkabıyı dengeleyip üstte ise bluz ve gözlük kombini çok başarılı.


Deri elbise giymek çok zordur. Genelde yanlış dikişler ve yanlış vücut tipleriyle elbise gerçekten kötü durur. Ama boyu böyle ideal bir elbiseye söylenecek söz yok.


Rengini tam seçemesem de sanırım yine beyaz bir ayakkabı var. Sarı ve turuncu gibi iki sıcak rengi, gümüş, siyah ve beyazla dengeleyerek ortaya başarılı bir kombin çıkarmış Ece. Takdire şayan.


Bu stilde dikkatimi en çok ayakkabılar çekti ne yalan söyleyeyim. Hem çok sade hem de çok iddialı. Asimetrik kesimli olduğunu düşündüğüm elbise de bir o kadar şık.


Yeşil ve gri arasında gidip gelen şu güzel takımın altına kahverengi bantlı deri ve açık bir ayakkabı giymek gerçekten güzel bir fikir. Takımın altına önü kapalı stilettodan başkası giyilmez inancını da küçükten küçükten yıkabilir bana kalırsa.


Zarf çanta trendi aldı başını uçtu gitti hepimiz farkındayız. O kadar trend oldu ki markalar bu sefer erkekler için de zarf çanta üretmeye başladı. Geometrik desenli bir etek ve işlemeli bir gömlek sade bir stiletto. Zarf çantayı patlatarak tamamlıyoruz stilimizi. Tabii ki stilin bu kadar başarılı olmasında Ece'nin düzgün fiziğinin de etkisi büyük.  Çünkü böyle bir bacak yok yani.


Çantayı gördüğüm an aklıma "Victoria Beckham Tutuşu" dediğimiz çanta tutma şekli aklıma geldi. Victoria Beckham da çantalarını hep bu şekilde tutar çünkü. Ne kadar büyük olduklarının bir önemi yok. Bu işi bu kadar iyi ve profesyonelce yapmış olmanın bir nedeni ise Ece'nin duruşu da olabilir. Kendinden çok emin ve çok sağlam bir duruşu var. Bu da ona +1 katıyor.


Animal Prints desem size de çok tanıdık gelecektir biliyorum. Benim de çok sevdiğim ama bir türlü beceremediğim bir trend hayvan baskıları. Bu sene de özellikle kaplan baskıları çok revaçta. Ece vahşi hayvan baskılarını yine vahşi bir detay olan deriyle birleştirerek büyük bir nokta atışı yapmış. Genelde sivri burun stilettoları stillerinde kullanan Sükan'a zincirli çantalar ise göze çarpıyor.


Sonlara doğru yaklaşırken kahverengi&mavi kullanımını görmekteyiz. Benim de kahverengiyle kullanmayı en çok sevdiğim renklerden biri mavi. Mavinin canlılığı ve kahverenginin sakinliği harika bir denge yaratıyor. Görüldüğü üzere uzun bir etekle kısa bir deri ceket çok da güzel kombinlenebiliyor.


Son stiimizde ise en beğendiğim stillerden biriyle veda ediyoruz. Bu senenin trendlerinden olan forma tarzı üstler ile gayet ciddi siyah bir eteğin muhteşem uyumundan söz etmemize gerek yok bence.



Bugün blogta benim idollerimden biri olan Ece Sükan'dan bolca bahsettik. Peki sizin için Türkiye'nin en iyi giyinen kadını kim? Yorumlarınızı bekliyorum!


16 Kasım 2013 Cumartesi

Back To School: Okul Çantam

Hello bitches, this is Ali Rıza calling.

Hava o kadar kötü ki birazdan kendimi intihar edicem. Oysa ki ne güzel bugün dışarı çıkacak ve alışveriş yapacaktım. Ama bu havada bırakın alışveriş yapmayı yataktan bile çıkamadım. Piskolojim iyiden iyiye bozuldu. İzmir'de hava biraz daha bu Londra tarzı olursa kafayı yemem an meselesi. İşte tam da bu haldeyken çok sıkıldığım için sizlere bir adet Okul Çantam postu hazırladım. Let's see.


Öncelikle görüntü kalitesi için özür diliyorum. Işık yetersizliği ve de kameranın bozulan ayarlarıyla devam ediyoruz.

1) Pull&Bear Kartlık: Kentkart olsun okula giriş kartı olsun bu kartlğın iki yüzünde taşıyorum. İçine de kredi kartımdır, paradır sıkıştırıyorum. Turnikelerde çok işe yarıyor. Öneririm.
2) Samsung Galaxy Note II:  Uzun süredir kullandığım ve çok memnun olduğum bombastik telefonum. III'e geçmek için sabırsızlanıyorum.
3) iPad II&Scoth and Soda iPad Case: Tam tamına bir buçuk saatte okula gittiğim için sezon sezon dizi izlediğim nacizane yol arkadaşım. Dizi-Mag sağolsun.
4) Ay Hadi İnşallah (Pucca): Uzun süredir beklediğim ve acayip saran puccitoşun yeni kitabı. Çerez niyetine iyi gidiyor. Derste sıkılınca okuyorum.
5) Making Connections Book Set: Okulumuzun, eğitim yuvamızın biz hazırlık bebeleri için uygun gördüğü kitaplarımız. 
6) Çeşitli Kırtasiye Gereçleri: Lise dönemlerimde renkli kalemlerden, çeşit çeşit uçlardan sonra üniversiteye geçince am göt dağıtıp iki kalem bir silgiyle derslere giriyorum. Ne günlerdi be.
7) The NewYorker Parfüm: Bunu yurtdışında bir alışverişimde 5 € gibi bir fiyata almıştım. Kalıcı falan değil ama güzel kokuyor. Çantada dursun.
8) Sakızdır Şekerdir Falan: En sevdiklerim. Derslerde ufuner krizine geçtikçe ağzıma bir şeyler tıkıyorum. Gerginliğimi alıyor.
9) ASOS Güneş Gözlüğü: Bu aralar en sevdiğim güneş gözlüğüm. Her ortamda her türlü bulundurduğum canımdan bir parça. Adeta özleştik. Biz ayrılamayız.
10) Starbucks Termos: Lise yıllarımda içerisinde kahvedir çaydır yoğun kafeinli maddeler bulunduran emektar termosum. Artık yeşil çaydır adaçayıdır takılıyorum. Arındım valla.
11) Lens Kutucuğu: Yıllardır lens kullanıyorum hala lensim kayıyor ya. Böyle bir şey olamaz. N'olur n'olmaz yanımda bulunsun.
12) The Body Shop Çay Ağacı Özlü Nemlendirici Losyon: Son zamanlarda en sevdiğim kozmetik ürünü. Cildimi bir bebek poposu kıvamına getirdi. Minnettarım fazlasıyla.

Bunlar benim çantamdan çıktı, peki ya sizde neler var?

15 Kasım 2013 Cuma

Stil İkonu: Adam Gallagher

Hello bitches, this is Ali Rıza calling.

Hastalıktan beynimin burnumdan aktığı şu anlarda herkese yeniden merhaba. Stil İkonu postlarımız devam ederken kendilerine bir yenisini eklemek üzere bilgisayarımın başına geçtim ve moda bloggerları aleminin en taşaklı bireylerinden iamgalla.com'un sahibi Adam Gallagher'ı bu hafta bloguma konuk etmeye karar verdim. Bir yandan vizelerdir bir yandan finallerdir artık çok sık post giremiyorum biliyorum. Bir de iklimini cibiliyetini siktiğimin İzmir'inde o kadar leş bir hava var ki sabah yanıyorsunuz akşam donuyorsunuz. Böyle olunca da ertesi gün benim gibi hastalıktan yataktan çıkamıyorsunuz.  Siz siz olun çantanızdan boğaz pastilini, termosunuzdan yeşil çayınızı eksik etmeyin sevgililerim. Meteoroloji çok acımasız...


Adam'ın saçlarının boya olduğu bu look'u bulunca ilk bunu paylaşmak istedim. Çünkü tam anlamıyla leş olmuş ahahahah. Burada asıl konumuz blazerı doğru giymek olsa da saçlarına bakmaktan konuya adapte olamıyorum. Ulan sapsarı saçlarınla lokum gibi bir bebesin ne gerek var böyle atraksiyonlara. Ergenliğin gözü kör olsun be.


Devamında ise bereyi takarım işime bakarım var. Kendime bereyi hiç yakıştırmadığım için böyle looklara bakıp bakıp ağlıyorum. Sıradan üç dört parça kıyafetler ve doğru renk kombinleriyle ne kadar da şık olunuyormuş değil mi?


Smart Casual benim de sevdiğim bir tarz ama çoğu blogger bir kolaylık olarak buna kaçtığı için artık ondan da bööğ geldi. Her türlü gideri var ayağına pantolon, gömlek, zarf çanta tamamdır diyorlar. Ama artık yeter. Ayrıca ayakkabılarından gerçekten haz etmedim ama gözlüğüne ve çantana kocaman bir applause geliyor Adam.


Yine mi bere????????? Ayrıca kolyenin yakıştığı çok az erkekten biri sanırım. Türk erkekleri olarak kolye olayını zarlı, taşlı tesbihten bozma kolyeler olarak bellediğimiz için böyle güzellikler görünce şok olmuyor değiliz. Gayet başarılı.


Dünyanın en sade ve en şık kombinlerinden biriyle karşı karşıyayız. Beyaz bir tişört ve bir kotla olunabilecek en şık stil bu sanırım. Çanta da Springfield sanırım. Değilse de çok benzeri orada da var. İlgililere duyrulur.


Her ne kadar Converse sevmesem de bu stili sevdim. Aslında ben böyle bir stil uyguladığımda Converse yerine çizme kullanıyorum. Daha iyi duruyor bence. Burada da şu beyaz Converse yerine siyah bir çizme veya bot olsa daha iyi dururmuş sanki. Gözümü aldı lan beyaz beyaz parlıyor.


Yine bir deri ceket kombiniyle karşınızdayız. Amma ve lakin ben ayakkabılara çok takığım. Adam'ın genel olarak klasik ayakkabı tercihleri var. Ben ise pek şu klasik ayakkabıları sevmem. Ama abimde lokum gibi olmuş yalan yok yani. Siyahların içinden kırmızıyı da patlatmış. 


Şimdi ben de bu kadar yakışıklı be bu kadar stil sahibi olsam ben de böyle gerine gerine sokaklarda yürümeyi bilirdim amma ve lakin sonuç ortada. Genelde dar kesim kotların içinde gördüğümüz Adam Gallagher abimiz standart renklerin arasında kırmızı, pembe gibi renkleri de patlatıyor. Çok da şukela oluyor.


Ve de zurnanın zort dediği yere geldik. Biker dediğimiz deri ceketleri genelde hep siyah olarak görürüz ve ben şu an ilk defa kahverengi ve çok da güzel bir biker deri ceket görüyorum. Bende de kahverengi bu şekillerde bir deri ceket olduğundan bundan sonra nasıl kombinlerim daha rahat aklıma yattı şu an.


Hepiniz ortalıkta öksüz kalmış bebelerin annelerini aradığı gibi kolej ceketi arıyorsunuz anladık ama kaçınız bu şıklıkta olabiliyor sevgili liseliler? Sorarım size. Tabii ki de çok azımız. Doğuştan stil sahibi olmak demek böyle bir tanım bence. Valla bir daha stil ikonu yazısı yazmıcam fesatlığımdan ortadan ikiye ayrılcam valla birazdan. Sinir krizim geldi. Sen hem yakışıklı hem stil sahibi hem de ünlü ol. Benim gibiler de seni eleştirsin. Püüü.


Allahım ne kadar sade ne kadar iç açıcı bir stil ulan bu. Senin tekneci ayakkabılarına kurban olurum şapşirik. Ayrıca bu renk pantolon görünce aklıma Yamanlar Koleji'nin üniforması geliyor. Kendi kendime gülesim falan da geliyor. Hastalık bende kafa yaptı baya farkındaysanız. Unutmadan beyaz ve plastik kordonlu saatler candır.


Sona doğru yaklaşırken yine Adam'ın "ulan blazerımı giydiğim an hepinizi donumda sallarım" tavırlarına maruz kalıyoruz.  Ama keşke o gömleği içeri soksaydın be abim ya. Bu ne böyle. Asi liseliler gibi olmuşsun ne bu hal ya. Güzelim stili bozmuşsun hiç yakışmadı.


Sizlere bu mükemmel güzellikteki sakin ama şık kombinle veda ederken zarf çantaları kullanmanın önemini bir daha vurguluyorum. Çanta, kemer, saat, ayakkabı. Bunlar bir erkeğin en önemli silahlarıdır bunu unutmayın. Adam Gallagher bebesine veda ederken sizlerden de Stil İkonu önerileri bekliyorum. 

Gömdüm.