28 Eylül 2013 Cumartesi

3 Dizi 3 Öneri

Hello bitches, this is Ali Rıza calling.

Sevgili, Pis Yedili Severler, sizlerle bu hafta şöyle hafif geçiştirmeli bir post yazayım dedim. Çünkü nedense hiç modayla ilgili bir şey yazasım yok bu hafta. Okul açıldı açılalı modum düştü yemin ediyorum. Her gün 3 saatim git-gel yollarda geçiyor. Heba oldum şu genç yaşımda. Benden 5 seneye pek hayır gelmez sanırım. Her neyse gençlik dediğim gibi okullar açıldı ve şöyle postuma geçmeden iki üç gözlemimi fırlatmak istiyorum yazıma. Öncelikle lisedeki o bedbaht moda anlayışı üniversitede yok. En azından bizimkinde çok sağlam tarzlar var yani. Takdir ettim. Daha ilk günden bir çocukla pişti olduğum an bunu çok net anlamış oldum. Tabii ki çok vasatlar, çok marjinaller, çok saçmalar, çok gereksizler de var. Ama genel olarak bizim ortam sağlam yani. Ailenizin feşın bılogırı olarak bizim okul onayımdan geçti. Devamında ise bir liseli olarak üniversiteye adaptemin zorluğundan bahsetmek istiyorum. Bir anda binlerce 20li yaşlarında insanla bir araya gelince ve hadi bakalım A221'de bilmemne dersine M114'te bilmemne sunumuna olunca kafa amışıyor. Benim beynim ilk gün yandı ne yalan söyliyim. Ama üniversiteli olmanın rahatlığını hissediyor insan. Tek eksiğimiz biraz çim, o da olunca bol bol çimli üniversiteli fotoğraf atıcam.

Gelelim bir sinema öğrencisinin dizi önerilerine.


 

İkinci sezonunu büyük bir heyecanla beklediğim dizi The Carrie Diaries ile başlıyoruz. İkinci annem olarak gördüğüm Sarah Jessica Parker ile hayat bulan Sex and The City'nin yıldızı Carrie Bradshaw karakterinin gençliğiyle karşınızda Annasophia Robb. Bir dönem Charlie's Chocolate Factory'de Violet karakterini oynayan bebe Annasophia bugün karşımıza Carrie Bradshaw olarak çıkıyor. Bir kitap uyarlaması olan dizinin stylingin de ise idollerim arasında olan Gossip Girl'ün stilisti Eric Daman var. Dizinin stylingi gerçekten çok sağlam. Kitapla dizinin uyuşmayan yanları da var tabii ama onları es geçiyoruz. Manhattan'ın bir numaralı kadını Carrie Bradshaw'ın 16 yaşında tırmanmaya başladığı başarı merdivenlerinde onu izliyoruz. 



Shameless ise dizinin hası, dramın kendisidir arkadaşlar. Chicago'da yaşayan Gallagher ailesinin başından geçen trajikomik hikayelerle kimi zaman çok gülüyor kimi zaman ise çok üzülüyoruz. Tam bir pezevenk olan baba Frank, lezbiyen olduğu için ailesini terk eden orospu anne Monica, muhteşem bir abla Fiona, piç abi Philip, ergen gay Ian gibi karakterleri barındıran diziye ben 10 üstünden 10 veriyorum cidden. Her bölümü bir aksiyon her bölümü bir heyecan. Diyorsun ki vay amına koyim bu adamların yiyecek yemekleri yok ama hep mutlular daima birlikteler. Ailede genel olarak bir namussuzluk söz konusu olduğundan çok large olmaları da insanı delirtmiyor değil. Fakir ama utanmazların dizisi Shameless şiddetle önerimdir.



The New Normal ise Türkiye'ye gelse nasıl olur ulan dediğim nadir dizilerden. Los Angeles'ta yaşayan kalbur üstü eşcinsel bir çiftin taşıyıcı anne yoluyla çocuk edinme hikayesinin anlatıldığı dizi maalesef ilk sezonda ekranlara veda etmiş. 22 bölümü bulunan diziyi bu yüzden çabuk harcamayın özlersiniz diyorum. Jinekolog David ile Prodüktör Bryan'ın çocuk edinme hikayelerinde karşılarına çok erken bir yaşta hamile kalıp ailesinden büyük bir sıkıntı çeken Goldie çıkıyor. Goldie'nin muhteşem kızı Shnaia, annanesi kaşar Jane ve Bryan'ın müthiş siyahi asistanı Rocky ile harika bir dizi duruyor karşımızda. İyi bir aile olmak için illa bir anne bir babaya sahip olunmayacağını bizlere gösteren dizi izlenmeye değer diyorum.

Hepiniz bu üç dizinin ilk sezonlarını izleyip özet yazıyorsunuz. Gebertirim.



22 Eylül 2013 Pazar

Back To School: 5 Gün 5 Kombin

Hello bitches, this is Ali Rıza calling.

Sevgili liseliler ve her daim liseli kalacaklar. Ailenizin feşın bloggerı Ali Rıza yine hiçbir masraftan ve hiçbir uğraştan kaçınmadı sizlere harika bir post hazırladı. Hazır liseliler ve bir kısım üniversiteli kardolarım için okulun ilk haftası geride kalmışken, ben de Ali Rıza ile Eğitici Postlar bölümüne devam ediyorum. Evet hala okulum açılmadığı için sıkıntıdan böyle şeylere sarmış olabilirim kabul ediyorum. Ama açılınca bu kadar sık post atamayacağımdan aklıma gelmişken hemen yapasım geliyor şu sıra. Hazırsanız, başlıyoruz.

Bu haftaki postumuzda gardırobumdaki kıyafetlerle hazırladığım haftanın 5 günü kullanabileceğiniz 5 ayrı kombin var. Okulunda serbest kıyafet uygulaması devam eden liseliler de üniversiteye giden kardolarım da evlerinde bunlara benzer kombinler oluşturabilirler. Benim kombinlerdeki şansım fazlaca kıyafetim, aksesuarım vs olmasıydı. Ama siz daha az kıyafet ve aksesuarla aynı yaratıcılıkta kombinler yapabilirsiniz. Önemli olan dediğim gibi yaratıcılığınızı konuşturmanız. Çok yakında 1 Kot 5 Kombin diye bir post da hazırlıycam. Gördüğünüz gibi hiç üşenmiyorum. Şimdi her gün için ayrı ayrı kombinleri inceleyelim.

T-Shirt: ASOS/ Pantolon: GAP/ Çanta: Fred Perry/ Ayakkabı: Sperry

Pazartesi kombininde biraz iddialı parçaları kullanmak istedim. 3/4 kol denen veya halk arasında fakir kol diye de bilinen bir tişörtle farkınızı hemen ortaya koyarsınız zaten. Siyah skinny bir jeans ve tişörtünüzle aynı renk tekneci ayakkabıları çok uyumlu olacaktır. Son olarak da bu sene tekrar trend olan hafif parlak bir bowling çantasıyla kombin tamam. Tekneci ayakkabıları ve bowling çantasıyla retro bir görünüm kazanırken, tişört ve jeans bu kombine daha modern bir hava katmış olacak.

 
T-Shirt: Springfield/ Jeans: Pull&Bear/ Çanta: Koton/ Ayakkabı: Collezione 

Salı kombini biraz daha rahat ve daha spor. T-shirt olarak bu senenin hem trend renklerinden olan kırmızıyı hem de trendlerinden olan enine çizgileri bir arada bulunduran bir parça kullandım. Açık renk hafif taşlanmış bir kotla kahverengi postalları kullanmakta fayda var. Bavul tipte haki ve kahve bulunduran rahat bir çantayla ise dengeli bir kombin yaratabilirsiniz. Büyük çerçeveli koyu kahve bir güneş gözlüğü de bu kombine çok yakışacaktır.

T-Shirt: Mudo, Gömlek: ZARA, Jeans: Koton, Çanta: Koton, Ayakkabı: Converse, Kemer:-

Geldik Çarşamba kombinine. Haftanın en sıkıcı günü olduğunu düşündüğüm Çarşamba için kot ağırlıklı çok rahat bir kombin seçtim. Bordo ve kahverengiyi kotla kullanmayı sevdiğim için de bu renklere ağırlık verdim. Kotlarda tek tip ton sevmediğim için kot-kot kombinlerde bir adet koyu bir adet açık rengi öneriyorum. Converse ile de daha rahat bir görünüm kazandırdım. Kemer ve çantayı deri kullanarak en azından o rahatlığı biraz dengelemiş oldum.

T-Shirt: The NewYorker/ Pantolon: XSide/  Ayakkabı: Superga/ iPad Case: Scotch&Soda/ Termos: Starbucks

Gelelim haftanın son günlerine yaklaştığımız Perşembe kombinine. Perşembe de iyice am göt dağıtmış bir kombin kullandım. Bu rahatlığı canlı renkler ekleyerek de dengelemeye çalıştım ayrıca. Kırmızı ve lacivert tonlarını çok yakıştırdığım için çantasız falan böylre gayet relax bir kombin yaptım. Çanta seçimini size bıraktım. Kırmızı pantolona lacivert örgü bir kemer de çok güzel gidecektir diye tahmin ediyorum.

T-Shirt: Lacoste/ Pantolon: GAP, Ayakkabı: Burak's/ Çanta: Koton

Haftaya insan gibi başladık daha sonrasında götü yaydık ama bari derli toplu bitirelim diyerekten Cuma için daha derli toplu daha efendi bir kombin yaptım. Kombinde hardal ve bordoyu bir arada kullandım. Standart olarak da dengeliyici siyah ekledim. Polo tişörtle, loafers ve bavul çantayla yarattığım o ağır havayı skinny bir pantolonla dengeleyerek tam bir okul kombini yarattım. Siyah bir wayfarer bu kombine pörfekto olur bilin istedim.

Gördüğünüz gibi 5 güne 5 farklı kombin yarattık. Kombinlerin ana temaları bu aksesuarlarla, renklerle, kesimlerle oynamak da size kalmış. Dediğim gibi çok daha azıyla çok daha iyi kombinler yaparak günü kurtarabilirsiniz. Herhangi bir sorunuz için bana bir tweet atmanız yeterli veya aşağıya bir yorum bırakın. Elimizden geldiğince günü kurtarırız. Hepinize süfer ötesi okul günleri diliyorum.


19 Eylül 2013 Perşembe

Efsane Geri Döndü: Yırtık Kot

Hello bitches, this is Ali Rıza calling.

Havaların gittikçe saçma sapan iğrenç bir hal aldığı şu günlerde sizlere böyle bir post hazırlamaktan büyük bir onur ve gurur duyuyorum sevgili arabesk rap severler. İzmir'de hava öylesine saçma sapan bir hal aldı ki arada donuyoruz, arada yanıyoruz, arada ıslanıyoruz. Yemin ederim kimyam bozuldu kendimi Folkart Bayraklı'nın son katından atıcam. Evde otur otur kafayı yediğim, St. Petersburg belgeseli izleyip oraya yerleşmek istediğim şu günlerde sizlere harika bir "... is back" postu yazmaya karar verdim. Sıkı durun bebişler, Yırtık Kot trendi geri döndü.




Bir kısmınız olamaz diyor biliyorum, bir kısmınız ise oley diyor. Oley diyenler muhtemel kekolar olduğu için benim muhattap olmak istediğim olamaz diyen elit kesim. Arkadaşlar ben de ilk başta olamaz dedim. Çünkü yırtık kot trendinin ülkemizde ne kadar hunharca he kadar kekoca kullanıldığını ve icra edildiğini hepimiz açık ve seçik biliyoruz yalan yok ama bu sezon biz yırtık kotları farklı kalıplarda görücez. Genelde açık renkli, Alexis Texas'ın amı gibi yırtığı olan kotları hepimiz biliyoruz. Bu kotları genelde Kemeraltı'ndan 20 liraya temin edebilirsiniz. Bu kotlar o kadar yırtılmış o kadar eskitilmiştir ki içerisine giren bir anda homeless bir havaya bürünür yalan yok. Bir de bunları yeşille, morla falan yamalarlar içten ki en fenası. Bu kotu giyip oturduğunuz an diziniz baş verir tüm bacağınız ortaya çıkar. Façayı seven bireylerin tercih ettiğini düşündüğümüz bu kotlar artık tarihe karıştı. Gelelim günümüzdeki yırtık kot trendine. 





Genelde siyah, gri, granit, füme, buz gibi kot renkleriyle karşımıza çıkan yırtık kot trendi, özellikle ultra skinny, skinny ve slim kesimlerle raflarda yerini almakta. Daha mumtazam yırtıklarla daha az taşlanmış ve katisuretle yama bulundurmayan kotları ben beğendim. Sanki standart 501'i daraltmışlar ve birkaç yırtıkla gerçekten güzel kotlar ortaya çıkmış.  





Yazımın sonuna gelirken sizlere birkaç da alışveriş tüyosu vereyim o zaman. Bu kadar ballandıra ballandıra anlattım biliyorum ama gerçekten kot konusunda özellikle İzmir'de büyük bir sıkıntı var. Pull and Bear'ın bu sezon ciddi anlamda çok güzel kotları var. Ağırlıklı olarak skinny ve slim kesimlere ağırlık verilen koleksiyonda hafif taşlanmış, hafif yırtık kotlara rastlıyoruz. ZARA ise kot konusunda bu sezon sınıfta kaldı. Bershka ise allahından bulsun. Koton'a yazıklar olsun. Mavi desen slim kot adı altında regular kot satıyor. LTB'ye laf bulamıyorum. Levi's ise yine iyi. Canımsın Diesel





Peki beyler kot seçerken nelere dikkat etmeli? Şimdi genelde erkeklerimiz büyük ayaklı olduğu için skinny ve ultra skinny kotları giyerken zorluk çekeceklerdir. Mesela 43 numara giyen ben ciddi anlamda zorluk çekiyorum. Çok ince bacaklılar kesinlikle skinny veya ultra skinnye özenmesin. Görüntü hoş değil. Genelde slim tercih etmeleri önerilir. Daha kalın bacaklı arkadaşlar skinny veyahut ultra skinny giyebilirler. Artık straight kesim bulmak ciddi anlamda zor çünkü tercih azaldı. Ama bulanlar, sevenler bol bol giysin. Ve dikkat edin münasip yerlerinizi kotunuza hapsetmeyin. İleride kısır kalırsınız çok dar giymeyin der aşık Ali.

Peki sizin yırtık kot yorumunuz ne? Yorumlar aşağıya.

14 Eylül 2013 Cumartesi

Neutrogena ile Sivilcelere Elveda

Hello bitches, this is Ali Rıza calling.

Şu an bu postu çok ağır şartlarda yazıyorum bunu bilmenizi istiyorum öncelikle. Annanem şu an son ses Flash TV izliyor. Ben de klimayı terk edip başka bir odaya geçemediğim için ya annanemi ya da kendimi kesicem bu gece.  Tam da kendimi intihar edicekken oturdum bir post yazayım dedim. Baktım ki bugüne kadar saçma sapan tonla post atmışım ama siz sevgili iltihaplı sivilce sever liseli kardeşlerim için eğitici bir post atmamışım. Hemen kolları sıvadım ve ben de sivilcelere elveda postu hazırladım. Siz de hazırsanız, başlıyoruz!


Cep telefonumun yüksek kaliteli kamerasıyla çektiğim görüntüler için öncelikle sizlerden sonra da tüm dünyadan özür diliyorum. Aşkların aşkısı Pelin'in önerisiyle kullanmaya başladığım Neutrogena Visibly Clear serisinden size üç adet ürünü tanıtmak istiyorum. Normalde seri 8,9 üründen oluşuyor ama ben daha 3 tanesini kullanabilme şansı buldum. Zaten diğerlerini kullandıkça da sizlere tanıtırım. Hiç üzülmeyin. Ergenlik dönemimde acayip derecede sivilce problemi yaşadım. Hatta adeta "mayın tarlasında bir adam sevmişim aşk sanıp da"dan hallice bir suratım vardı. Ama bu kış itibariyle hiçbir ilaç vb kullanmadan kendiliğinden tüm sivilcelerimden kurtuldum. Amma ve lakin tedbiri elde bırakmamak için yüzümü her daim temiz tutmam gerekiyor. Benim cilt tipim karma sevgili liseliler. Yani sadece T bölgem yağlı geri kalan bölgeler gayet kuru. Öncelikle bunu belirteyim de ona göre alıp kullanın. Hepiniz adam olun.

 

Başlayalım ilk ürünümüz Siyah Nokta Temizleyici'ye. Bu ürünü çok kullanmadım gördüğünüz gibi çünkü 3 veya 4 günde bir cildinizi yatmadan önce temizlemeniz gerekiyor bununla. Eğer devamlı kullanırsanız yani gün aşırı olarak temizlerseniz acayip bir kuruluk yaratıyor. O nedenle hiç hoş bulmuyorum ve 3,4 günde kullanıyorum. Tonik olduğu için içinde yoğun olarak alkol var. Gözleriniz çok hassas ve alerjikse pek kullanmayın derim. 


İkinci ürünüm ve benim favorim Siyah Nokta Temizleyici Peeling Jel. Ciddi anlamda o kadar çok ürün kullandım ama bunun kadar iyisini görmedim. Ama ben bunu siyah noktalar için değil günlük temizlik için kullanmaktayım. Köpürmüyor falan ama gerçekten derinlemesine temizliyor. Fakat bir problem var. Eğer ki birkaç gün kullanmayı bırakırsanız yüzünüz bir anda sivilce kusuyor. En azından bende öyle oldu. Çok kötü birkaç gün geçirdim. Allah kimseye yaşatmasın. Bu ürünü bitirdim. Sırada L'oréal'in bir ürünü var. Sevgili sponsorlardan tekrar böyle güzel ürünler bekliyorum.


Son olarak da asrın icadı üçüncü ürün var. Hızlı Etkili Sivilce Jeli. Baktınız yanağınızda, çenenizde, alnınızda, kıçınızda bir kızarıklık var. Sivilce geliyorum demez. Alıyorsunuz bu küçük jeli çok ama çok küçük bir bezelye tanesi kıvamında sivilceye yediriyorsunuz. Yaklaşık 4 saatte sivilcenizin kızarıklığı tamamen gidiyor. Ha uyarım çok fazla sürmeyin çünkü yoğun alkol içerdiğinden acayip derecede sivilceyi yakıyor. Valla gözünüzden yaş, götünüzden kan gelir demedi demeyin.

Sevgili liseliler. Her bini 10ar lira olan bu ürünlerin daha fazlasına Neutrogena Visibly Clear sayfasından ulaşabilirsiniz. Ergenliği sivilce problemleriyle rezil kepaze geçen biri olarak size önerim çok da kafaya takamayın. Zaten bir süre sonra hormonal olarak vücudunuz sivilceleri tamamen atacaktır. Siz siz olun ne ağır kozmetik ürünlerine ne de yoğun ilaçlara kanmayın. Cildinizi muhakkak temiz tutun. Mümkünse saf gül suyuyla her gece temizleyin.  

Hepinize çok gömdüm. Muah.


12 Eylül 2013 Perşembe

Bershka ile Grunge'a Geri Dönüş

Hello bitches, this is Ali Rıza calling.

Sevgili sosyete pazarı severler, ailenizin feyşın bloggerı Ali Rıza yine karşınıza. Son zamanlarda ne zaman alışverişe çıksam alacak hiçbir şey bulamıyorum arkadaşlar. Ciddi anlamda AVM'nin ortasında sinir krizi falan geçirecek duruma geldim. Hayır yani o kadar çok mağaza gezdim ama elle tutulur üstüne geçirilir birkaç parça kıyafetten öteye gidemedim. Ya ben çok seçici oldum ya da bu sezon tüm markalar yarrak kürek koleksiyonlarla karşımıza. Ama biri hariç. Bershka bu sezon Grunge modasına daha modern bir yorum katarak bizlere bu özlediğimiz trendi tekrar sunuyor. 80lerin asi çocukları Grunge ile 2013te tekrar hayat buluyor.

Aslına bakarsanız bu büyük seçiciliğimin nedeni ise üniversite. Yemin ederim tüm gardırobumu "okulda giyilebilecekler ve okulda giyilemeyecekler" olarak ayırdım. İlk gün okula gittiğimde ise boşuna uğraştığımı gördüm. Herkes dal taşak sere sere gelmiş. Ama olsun bir feyşın blogger olarak asla kalitemden ödün vermeyerek fashionista tavrımı yine koruyorum. 


Gelelim Grunge modasının kıza bir özetine. Grunge bir diğer ismiyle Seattle Sound, 80lerde ortaya çıkan bir müzik akımı. Daha sonrasında çoğu müzik akımı gibi bir moda haline daha sonra da hayat felsefesine dönüşüyor. Ana hatlarıyla hardcore punk, heavy metal ve indie'den oluşan bu müzik akımı Nirvana, Pearl Jam, Foo Fighters gibi büyük temsilcileri bulunan müzik akımı bugün karşımıza Post Grunge olarak çıkıyor. Kelime anlamı olarak "dağınık, kirli" manasına gelen Grunge isminin hakkını moda akımı olarak da fazlasıyla veriyor. Renk uyumuna, fit kesimlere karşı dağınık ve kirli bir akım olan Grunge bugün daha başka bir boyutta karşımıza çıkmakta. 



Günümüzün Grunge akımı 80lerdeki akıma göre çok daha derli toplu karşımıza çıkmakta. Fit kesimlere karşı olduğunu bildiğimiz Grunge bu sezon karşımıza skinny kotlarla çıkıyor. Aynı şekilde renk uyumuna da karşı olduğunu bildiğimiz Grunge daha uyumlu renkleri barındırmakta. Bu sezonun Grunge modasında genelde koyu renk yırtık skinny kotlar, deri ceketler, floral desenli tişörtler, bol kazak ve sweaterlar, oduncu gömlekleri, bot ve postallar yer almakta.

 

Bershka, 2013 Sonbahar koleksiyonunda Grunge modasına en çok ağırlık veren marka oldu. Genelde floral desenlerin, skinny kotların, geniş üstlerin, harem pantslerin, kıvrık paçaların, renkli çorapların, yarım kollu gömleklerin bolca yer bulduğu koleksiyon görücüye çoktan çıktı. Ha ben gittim kendime uygun bir parça bile bulamadım ama siz neden bulamayasınız ki? Bence yakın zamanda Bershka'ya uğrayın derim ve hepinizi kokulu kokulu öperim.



9 Eylül 2013 Pazartesi

Kokla Kokla Doyamadım: Fame by Lady GaGa

Hello bitches, this is Ali Rıza calling.

Son günlerin en ateşli çekişmesiyle karşı karşıyayız sevgili Kral Pop severler. Roar vs Applause çekişmesi sürerken ben ikisini de ayrı ayrı çok sevdiğimi belirtmek isterim. Zaten birbirinden özellikle müzikalite olarak bu kadar ayrı şarkının sırf iki büyük stara ait olduğu için böylesine karşılaştırımasını da aklım almıyor doğrusu. Roar satışlarda ve listelerde, Applause ise eleştirmenlerde tahta otursa da gel gelelim tabi ki önemli olan can sağlığı. Ama belirtmeliyim ki GaGa'nın şu Grace Jones havasını bu güzel dans temposunu çok ama çok sevdim. Olmuş bu kız ben beğendim.


O kadar GaGa demişken artık onun o harika parfümünden bahsetmemek olmaz. Diğer bloggerlarda okuğuma göre çoğu parfümü kadınsı bulmuş ama parfümün Unisex olduğunu sağır sultan bile duydu. Ben de Duty Free'de parfümü denedim. Benim üstümde daha erkeksi durdu örneğin. Tenten tene de değiştiğini düşünüyorum. Hemen inceleyelim derim GaGa'nın şu sansasyonel parfümü Fame'i. 


Angut Vikipedi Türkiye'de her ne kadar "bu bir kadın parfümü :)))" yazsa da siz inanmayın canısılar. Eylül 2012 çıkışlı GaGa'nın ilk parfümü olan Fame, ilk siyah parfüm olmasıyla da başka bir güzellik de sunuyor sizlere. Kıyafetlerinizde leke bırakır sanmayın sıktığınız an şeffaflaşan parfüm ne bir renk ne de bir iz bırakıyor. Zaten o kadar para veriyorsun bir de iz bıraksa yemin ederim parfümü kıçına sokarlar adamın.  


Parfümün içeriğine dair belli spekülasyonlar vardı hepimiz kabul edelim. Yok işte "kan, sperm,ter" kokuyor dediler. Ben de açıkçası cidden öyledir diye düşündüm. Çünkü bu parfümün sahibi GaGa. Anlatabildim mi? İçine osuruk koysa yine şaşırmam. Ama gidip kokladığımda öyle olmadığını anladım. Parfüm genel olarak eleştirmenlerden orta not alıyor. Sonbahar kokusu olduğu ileri sürülen Fame aynı zamanda bir akşam parfümü de. Kalıcılığı orta seviyede, koku etki alanı da aynı şekilde orta seviyede eleştirmenlere göre. Zaten eleştirmenler genelde şarkıcı parfümlerini pek sevmez. Ciddiyim. Ben şu güne kadar tek yüksek not alan şarkıcı parfümü tanıdım. O da Katy Perry'nin yeni parfümü Killer Queen. O da Türkiye'ye gelsin onu da inceleriz kuzular. 


Parfümün şişesi ve içerisindeki notalara da değinelim istiyorum. Parfümün şişesi ünlü tasarımcı Nick Knight'a ait. Zaten şişesi bile parfüme yetiyor. Parfümün içeriğinde güzelavrat otu, kayısı nektarı, bal, yasemin, tütsü, orkide ve safran var. Genelde şekerli kokular özellikle bal ilk sıkılışta daha baskın bir nota olarak karşımıza çıkıyor. Parfümün siyah esansı ise güzelavrat otu denen zımbırtıdan geliyor. Şu an Sephora mağazalarından 100 ml olarak yaklaşık 180 liraya edinebilirsiniz.


CK One gibi Unisex parfüm kullanmış biri olarak Fame by Lady GaGa'yı da sizlere şiddetle öneriyorum.


1 Eylül 2013 Pazar

Back To School: Lise Stili

Hello bitches, this is Ali Rıza calling.

Eylül ayına girmiş olduğumuz ve yazın resmi olarak bitmiş olduğu şu gün kendimi zindanlara vurmak istiyorum. Bunalımlardayım, depresyonlardayım... Şaka bir yana şu okullar açılsın artık abi ya. İşsizlik çok zor. Evde otur otur içim şişti fenalıklar bastı. Artık dayanamıyorum. Ben de bari işsizliğim bitsin hem de boş oturmayayım diye sizlere bir Lise Stili postu yapayım hem benim sıkıntım geçsin hem de siz nasiplenin istedim. Okula keko keko gitmeyin, farkınızı ortaya koyun istiyorum canısılar. Liseli olmayıp lise postu hazırlamanın da zevki, keyfi bir başka lan. Hadi uzatmadan neler bu sene trend, neler ise demode birlikte inceleyelim.


Ceketlerden başlayalım. Sevgili liseliler bu sene ne yazık ki ne kaşe montlar ne de trençkotlar trend. Bu sene deri ceketlere geri dönüş var. Biker denen modelleriyle kısa ve fit kesimli deri ceketler bu sene yoğun trend olacak. Hem asi çocuk olun hem de şık olun bebitolar. Ben hemen indirimden bir tane kaptım siz de sezon başlamadan bir tane alın derim.



Geldik zurnanın zort dediği yere. Liseli kardeşlerim bu sene ne kapüşonlular ne de kolej hırkaları moda. Bu sene sweater denen şu geniş üstler fazlasıyla trend. Size hem bir New York bebesi kıvamı verecek hem de vücut kusurlarınızı fazlasıyla örtecektir. Ama siz hala üç karış omuzlarınızla şal yaka giymeye devam edebilirsiniz. Sadece estetikten yoksun bir görünüm olduğunuzu bilmenizi isterim. Dediğim gibi ne gaza gelip omuzlarım çok geniş benim kafasında şal yaka giyin ne de her yerde kolej hırkası arayın. Bu sene sweaterlara yer açın. Bunun yanı sıra hala okullarda serbest kıyafet olayı devam ediyor mu bilmiyorum ama devam ediyorsa önerilerimi muhakkak dikkate alın canısılar.


Ayakkabılara geldiğimizde ise bu sene geçen senenin trendlerinin devam ettiğini görüyoruz. Bot yerine bu sene yine kısa çizmeler ve postallar moda, spor ayakkabılarda bilekli snickerlar, bez ayakkabılarda ise Vans, Superga, Keds gibi markaların ağırlığı söz konusu. Converse'in satışlarının resmen taban yaptığı açıklamasından sonra bu sezon belki yeni ürün bile piyasaya süremeyecek diye beklenen Converse bir an önce atılım yapıp rakiplerinden zirveyi geri almalı. Renk olarak da kırmızı, mavi, yeşil gibi iddialı renkler söz konusu. Bu sene ilgiyi ayaklara çekiyor olucaz demektir bu da. Siz siz olun iddialıyım ayağına okula Creeper falan giymeyin. Mazallah rezil olursunuz bir daha insan içine çıkamazsınız. Benden söylemesi.


Siz ne derseniz deyin. Bir erkeğin bana kalırsa en önemli aksesuarı saattir. Bunu da saat takmayan biri olarak söylediğim için beni ciddiye almayacaksınız biliyorum ama sonra başınızı taşlara çok vuracaksınız. Yavrum siz liselisiniz. Şu metal kemerli, ağır, kaba saatleri niye takıyorsunuz. Bileğinizde de  durmuyor iğrenç görünüyor uzaktan. Onun yerine deri kemerli, plastik saatleri tercih edin. Ice Watch gibi Swatch gibi markaları tercih edin. Siz susun saatiniz konuşsun yavrularım.


En can alıcı noktadayız arkadaşlar. Bu bölümü lütfen büyük bir sakinlik ve büyük bir dikkatle okuyunuz. Çanta önemlidir çanta adamı rezil de eder vezir de. Bir dönem herkes rucksack arıyordu biliyorum ama artık onların da yavaş yavaş modası geçiyor. Ama ben yine de bu kış da gideri var diye en üst sıraya üç tane koydum. Devamında ise elde taşınan bavul çantaların trendinin artacağını söyleyebilirim. Barrel Bag diye nitelendirilen bowling çantaları da bu sezon çok giderli. Ben de bir adet alıcam okul için. Hala son sınıf olup sırtında ilkokul çocuğu gibi Nike, Adidas çanta takanlar görüyordum abi ben. İyi ki lise bitti de kurtulduk anuna koyim.


Dediğim gibi okul yönetmeliği hala serbest olanlar şu aksesuarları da kullanabilir. Kemer ve termosu ise isteyen herkes kullanabilir. Termos için Starbucks'a muhakkak bakmalısınız. Bende bir adet Starbucks termos var ve acayip memnunum bütün sene kullandım. Kemer ise bir erkeğin bekaret kemeridir bunu unutmayın liseliler. Serbest takılanlar ise ne bulup bulduysa taksın takıştırsın. Deli kızın çeyizi modunda gezinsin.

Lise güzeldir gençler, değerini bilin. 
(YALANDAN KİM ÖLMÜŞ Kİ?)