29 Ağustos 2013 Perşembe

Ölseydim de Görmedeydim: Harem Pants

Hello bitches, this is Ali Rıza calling.

Yazın şu son günlerini yaşarken her gün bir kış trendiyle daha karşılaşıyoruz sevgili sosyete pazarı severler. Ve bunların da hepsini bir bir masaya yatırıp ucundan kıyından incelemek gerekiyor. Hak verirsiniz ki üstümden kocaman bir VMA geçti. Öyle bir ödül töreninden sonra toparlanmam zor olur diye düşündüm ama gördüğünüz gibi sapasağlam karşınızdayım. Heheyt be. Biz ki Kral TV Müzik Ödülleri denen bir fiyaskoyla büyümüş gençliğiz. Bize VMA'dır yok efendim zarttır zurttur vız gelir. Hey yavruma benim. Ama tabi ki derseniz ki madem sana koymadı bari bir post atsaydın VMA ile ilgili. Yapamadım. Kurdeşen dökerim, fenalık geçiririm diye yapamadım. 3 gündür rüyamda Miley Cyrus'ı görüyorum. Geceler bana zindan. Şaka bir yana bu kadar çöp bu kadar boş bir eğlence tarzının böylesine göze sokulmasından sonra sanırım uzun süre Amerikan Müzik Piyasası'ndan uzak kalıcam. Bu kadar çok gencin örnek aldığı insanların resmen sahnede birer seks objesinden öteye geçememesi çok acı. Bu sadece herkesin dilinden düşürmediği Miley için geçerli değil Selena için de Katy için de Gaga için de Rihanna için de durum bu. Dünya starı olup kokainden beyin amışması geçireceğime şurada blog yaza yaza ölürüm daha iyi.


Ama şimdi gelelim asıl konumuza. İşte karşınızda Harem Pants. Yani özetle şalvar pantolonlar. Arkadaşlar resmen bizim yıllardır giydiğimiz, köylümüzün, dedemizin şalvarını alıp fahiş fiyatlara satıyorlar. Gebertirim. Acımam. Bu şalvarların hatta model model ismi değişiyor. Şu üstteki Üsküp Şalvarı dedikleri galiba. Ama abi moda diye de her şey alıp giyilmez ki. Bu ne?


Evet şu an çok acımasızca eleştirdiğimin farkındayım ama kabullenemem. Hangi mağazanın kataloğunu incelesem bu sezon 10 çeşit jeans, 20 çeşit şalvar var. Bu nedir abi? Öncelikle şu eşofman çakması şalvarlar bana bizim kekomançilerimizin giydiği siyah üstüne fosforlu, paçaları dar eşofmanları anımsattı. Ayrıca da hiçbir çekiciliği ne bileyim giyilebilitesi yok bence. Ha giyene da saygım sonsuz.


Sosyete pazarı sever kardeşlerim, hısımlarım, yoldaşlarım. Aranızdan bunlardan edinmek isteyen olacaktır muhakak. Bu yüzden eleştirmeyi bırakıp genel bilgileri de vermek istiyorum. Özellikle bu sezon Zara, Pull and Bear gibi markalarda tonlarca harem pants bulunuyor. Geçen seneden beri moda olan bu trend bu sene iyice şahlanacak gibi. İsteyen deri, isteyen kot, isteyen eşofman tarzı bu eşofmanları rahatça edinebilir. 


Yazıma veda ederken birkaç öneri de vermek isterim. Şimdi bunu alıp üstün moda anlayışını göstermek isteyenler varsa dikkat etmeleri gereken unsurlar var. Gidip şu eşofman tarzı olanlardan almayın Türkiye standarlarında keko damgasını yersiniz. Muhakkak ya kot ya kumaş ya da deri içeren modellerden edinin. Alacağınız şalvarın ağı mümkünse çok düşük olmasın ki daha derli toplu görünün. Ve son olarak şalvarınızı daha class parçalarla birleştirin. Kısa bir erkek çizmesi şalvarınızı üç, dört basamak yukarı taşıyacaktır trend konusunda.

Harem Pants benim için sınıfta kaldı, peki ya sen ne diyorsun?

26 Ağustos 2013 Pazartesi

Trend Alarmı: Zarf Çantalar

Hello bitches, this is Ali Rıza calling. 

Sevgili Romalılar, bugün çok çılgın bir trend alarmıyla karşınızdayım. Allahım şu yaz günlerinin sonuna yaklaşırken evde bunalımlardan bunalıma sürükleniyordum ki zarf çantaların erkekler için bu sene moda olduğunu duyunca kendimden geçtim. Bir yandan Kızım AMY'i okuyor bir yandan günde yetmiş tane soğuk kahve içiyor bir yandan depresyona giriyordum ki bu haberi duyunca bir anda mutluluktan çıldırdım. Neden diye sorar gibisiniz biliyorum. Şu an "lan bu dingil buna neden sevindi aq" dediğinizi resmen duyar gibiyim. Çünkü ben artık göt cebimde cüzdan, ön cebimde telefon, elimde ipad, başka bir yerimde herhangi bir şeyle dolaşmak istemiyorum. Şu küçük abeci cantaları da ölsem takmam. O nedenle zarf çantaların moda olması beni çok sevindirdi. Daha büyük modellerle, daha maskülen çizgilerle karşımıza çıkan zarf çantaları hemen incelemeliyiz!





Dediğim gibi genelde daha büyük ve daha maskülen zarf çantalarla karşılaşıyoruz. Detayları yok, daha sıradan ama daha kullanışlı. Erkek eline ve fiziğine daha uygun olarak daha büyük olması mantıklı tabi. Çük kadar çantayı napıcaz zaten? Hani kızların böyle ellerinde taşıdıkları harbiden çük kadar çantalar vardır ya onlara ne sığıyor çok merak ediyorum. Telefon sığmaz, cüzdan sığmaz, makyaj malzemesi sığmaz anca pedini ikiye katlar içine koyarsın o derece gereksiz yani. Erkeği gösteren kol kası, kadını gösteren çantası.





Şu an akıllardan geçen soru şu. "Alicim iyi hoş hadi senin ne bok olduğun belli eline borcam alıp gezsen bir şey demezler ama biz bunları nerede kullanıcaz?" Evet işte tam da buraya değiniyorum. Alıyorsunuz çantanızı arkadaşlar ki özellikle üniversite öğrencisi kardolarımız. İçine kitabınızı olur, telefonunuzu olur, iPadinizi olur, cüzdanınızı olur, sigaranızı olur koyuyorsunuz. Özellikle okula giderken çanta ihtiyacı duyan ama ilkokul bebesi gibi görünmek istemeyen ünversiteli kardeşlerime muhteşem bir alternatif. Peki her an her dakika kullanılabilir mi? Örneğin o gün eşofmanımızı çektik elimize deri bir çanta alsak saçma olmaz mı diyorsanız da Adidas'ın spor model zarf çanta alternatifleri var bu sezon. Onlardan da birer tane edinin derim. 





Sıra geldi çantalarımızı nereden edinebiliriz sorusuna. Şu an dediğim gibi Adidas'ta birkaç model mevcut. Onun dışında Zara'da gerçekten çok güzel çok class modeller var. Bershka, Pull and Bear'da bu sezon birkaç model çıkarır sanırım. İsteyen de Asos gibi Urbanoutfitters gibi yurtdışı kaynaklı internet markalarından paraya kıyıp güzel zarf çantalar edinebilir. Aaaa ama çok daha çılgın bir önerim var. Muhteşem iPad çantaları var ne bileyim çok şık netbook çantaları var. Alın bir tane kullanın bebeğim. Yeter ki yakışıtırın.


Ve en çılgınını atıp gidiyorumıgjogbph. 

Daha güzel kullanımlar ve modeller için Paris Moda Haftası yazıma tıklayın.
Öpüldünüz.



24 Ağustos 2013 Cumartesi

Follow me with BenModa.

Hello bitches, this is Ali Rıza calling.

Değerli takipçilerim biliyorum ki beni takip etmelere doyamadınız. Ve ben de sizlere blogumu sunmaya doyamadım. O zaman ben de sizlere bir kıyak geçiyorum ve güzel haberi veriyorum. Artık ben de BenModa'dayım.



BenModa, 2010 yılında kurulmuş bir platform. Appstore'dan  BenModa uygulamasını ücretsiz olarak indirebilirsiniz. Böylece Türkiye, İtalya, İspanya, Amerika, İngiltere, Almanya gibi ülkelerden birçok moda bloggerına ulaşabilir onları da takip edebilirsiniz. BenModa'ya internet üzerinden de ulaşabilirsiniz. İlla IOS kullanın demiyoruz. Bkz. tık tık. Ha sadece beni takip etmek istiyorsanız da sizi şöyle alalım. tık tık.

22 Ağustos 2013 Perşembe

Katy Perry'nin VMA Evrimi

Hello bitches, this is Ali Rıza calling.

Herkes ApplauseRoar mı diye kavga ederken bugün çok güzel bir post ile karşınızdayım. Normalde kırmızı halı postu yazmayı pek sevmiyorum bende sokak düğünlerini çağrıştırıyor ama konu Katy Perry'nin kırmızı halı kıyafetleri olunca akan sular duruyor. Her zaman emin duruşu ve farklı tarzıyla ben burdayım diyen Perry'nin stili MTV tarafından hazır tören yaklaşırken ele alındı. Bize de az biraz eleştirmek düştü.


Yıl 2008. Katy Perry'nin ilk VMA'sı. I Kissed A Girl ile piyasayı sallayan Katy, Pin-Up kızı tadında giyinmiş. Soldaki kıyafetle ödül törenine katılıp sağdakiyle ise I Kissed A Girl'ü söyledi. Betti Page modeli saçlarıyla üstündeki toyluk aslında çok bariz belli oluyor yavrumun. Bir röportajında "beni Avril'in seksi versiyonu yapmak istediler ama ben o değilim" demiş Katy. Zaten pek de olmamış yavruma. Ama olsun biz onu böyle de severiz.


Yıl 2009. Katy biraz daha kaşarlanmış olarak karşımıza çıkıyor. Törene katıldığı elbisesi cidden hoş görünüyor. Yan tarafta ise her fırsatta dilinden düşürmediği Queen'in efsane şarkısı We Will Rock You'yu söylüyor. FREDDIE MERCURY'NİN ASKERLERİYİZ!


Yıl 2010. Katy yavaş yavaş ortalığın anasını avradını sikeceğinin sinyallerini veriyor. California Gurls, Teenage Dream, Firework gibi hitlerle rakiplerine "hepinizi donumda sallarım" mesajını alttan alta veriyor. Fakat bir sorun var. Elbisesi gerçekten çok fena. Marchesa tasarımı bu elbiseyi nasıl aramış nerden bulmuş tartışılır. Tırnaklarında ise o dönem evli olduğu Russell Brand'in resimleri var. Kezo dünya starı da olsa yine kezo demek ki.


Yıl 2011. Katy Perry dört farklı kıyafetle ödül töreninde. Neden? Çünkü bütün sene boyunca zaten piyasanın amına koymuş. Tek albümden 5 tane bir numara çıkarmış, filmini çektirmiş, Guiness'e girmiş. MTV tarafından Yılın Sanatçısı seçilmiş daha ne olsun? Ben de o kadar şey yapsam bırak 4 elbiseyi 24 farklı elbise kullanırdım o gece. Eş dost ödül töreninde görsün derim ne bulduysam giyerim. Tabi ki hayat bu kadar günlük gülistanlık değil. Hayat acımasız. Çünkü Katy'nin 2011 VMA Stili bugüne kadarki en kötü VMA stilleri arasında geçen gün yerini aldı Billboard'un listesinde. Ama cidden o pembe saç nedir o kafandaki küp nedir o geyşa halin nedir ablam ya? Bu nedir ya? Koskoca Katy Perry. Teallam.


Yıl 2012. Katy Perry'nin en başarılı ve en güzel VMA stili. Allahım şu tuvaletle adeta bir peri kızı gibi lan. Yan tarafta kadının hassosu kankası Rihanna ile Russell Brand'in bamya çükünün dedikodusunu yaparken ne kadar mutlular değil mi? Ya yerim. Hatunun bakışlarında kocayı da boşadım, hepinizin de amına koydum bu sene bir dinleneyim seneye ananızı  tekrar bellicem tavrı mevcut. İlk resimdeki biriciğim Emillio Pucci tasarımı elbisesi ve Louboutin ayakkabılarıyla gayet cool, diğer resimdeki Elie Saab elbisesiyle gayet peri kızı gibi görünen bebişimin bu seneki stilini ise dört gözle bekliyoruz.

Benim favorim 2012, ya sizinki?





18 Ağustos 2013 Pazar

Starbucks'tan Yaz Serinliği: Refresha

Hello bitches, this is Ali Rıza calling.

Şu sıcak yaz günlerinde sürekli bir içecek arayışındayım. Manda gibi sıvı tüketiyorum. Çünkü sıcağı hiç kaldıramayan bir bünyem var. Kadın olsam menapoza girdiğim an intihar ederdim heralde. Devamlı bir ufunet basması devamlı bir afakanlanma yaşıyorum. Aranızda kadın doğumcu olur psikiyatr olur varsa bana bir ulaşsın. Şaka bir yana bu arayışlarım boşa çıkmadı ve Starbucks'ın bu sene piyasaya sürdüğü muhteşem içeçekleri buldum. Refresha serisinden Cool Lime ve Berry Hibiscus.


Gezi olaylarından sonra yaşanan Starbucks gerginliğini hepimiz biliyoruz. Ben de Gezi'ye destek vermiş bir insanım ama Starbucks konusunda aynısını düşünmüyorum. Franschising sistemiyle çalışan bu şirketlerin hiçbiri birbiriyle ilişkili değil aslında. Biri destek verirken biri vermeyebilir. Bu işletmecinin kendi insiyatifi maalesef. Her neyse içeceklerimze geri dönelim. Yeşil kahve çekirdeği özlerinden yani olmamış kahve çekirdeklerinden yapılıyor. Kafein oranı ve kalorisi çok düşük içecekler. Ben ikisini de denedim. Hadi inceleyelim.


Cool Lime benim favorim. Bunu Kuşadası Sahil Starbucks'ta içmiştim. Adından da anlayacağımız üzere limon, lime ve nane içeriyor. İlk içtiğimde bende yeşil çay hissi uyandırdı açıkçası ama sonrasında çok beğendim. Herkese ısrarla öneriyorum.


Berry Hibiscus da bir o kadar sevdiğim diğer içeceğimiz. Bunu da Türkiye'nin en güzel ikinci Starbucks'ı olarak bilinen Scala Nouva Starbucks'ta içtim. İçinde böğürtlen, çilek ve frambuaz gibi kırmızı meyveler var. İlginç bir tadi olduğu için şu an tam olarak bir şeye benzetemiyorum. Ama şu sıcak yaz günlerinde muhakkak içilmeli.

Peki sizin bu yaz için değişik keşifleriniz neler?



16 Ağustos 2013 Cuma

Çeşme'ye de gittik beraber.

Hello bitches, this is Ali Rıza calling.

Arkadaşlar anlayacağınız üzere senelik Çeşme rutinimi de yaptım geldim. Tatil planım daha uzundu ama kuzenimin Türkiye'ye gelişi acil bir dönüşe neden oldu. İki günlük çılgın tatilim her ne kadar çabuk sona erse de önümüzde daha bir ay var. Ne olacağı belli olmaz.


Sabah İzmir'den yola çıktık. O kadar sıcaktı ki Çeşme Seyahat'in o iğrenç o vasat otobüsünde en son baygınlık geçiriyordum. Ilıca'ya yerleştikten sonra kendimizi Pi'nin serin ama kasıntı sularına attık. Evet kasıntı diyorum çünkü Pi'de herkes çok kasıyor. Bütün sene fitness yapmış ablalarımız, abilerimiz piyasa yaparken içim daralıyor. Benim gibi "dünya sikime, minare götüme" yaşayan hoppa eller havaya modunu dini inanç bellemiş insanı bunaltıyorlar. Herkes bir ben zengimim tribinde herkes bir off bu ne ya coolluğunda. Çekemem. Hele birkaç Peyker kılıklı şırfıntı vardı öldüresim geldi. Kız garsona öyle bir davranıyor ki sanırsın Çeşme kaşartonun. "Ne diyo lan bu amk salağı" diye yüksek sesle çıkıştım en son. İnşallah duymuştur. Duymadıysa da sikime kadar yolu var. Of bak nasıl sinirlendim. En son kendimi plaja attığımda bu haldeydim gördüğünüz gibi.

 

Çeşme'nin sevmediğim iki yönü var. Biri çok fazla tanıdık olması biri de ulaşımın çok aksak olması. Gördüğünüz gibi sevgili kankitolarım Kaan, Ceren ve Öykü ile kalktık tee Karşıyaka'dan Çeşme'ye geldik. Biri de duysa 23 saat yol geldik sanıcak. Neyse işte böyle baygın baygın sıcaktan mayışmış bakışırken dedik ki bu iş böyle olmaz. Bir de ne görelim Happy Hour. İşte bir saat boyunca bir DJ sahneye çıkıyor millet de dans falan ediyor. Pi'yi bilenler zaten olayı da biliyordur. Biz yazık elimizde birer bira birer mojito takılırken bir de ne görelim? Millet şampanya mı patlatmıyor? Kokteyllerle mi yıkanmıyor? Dedim hay amınıza koyim bu para nerden geliyor? Bir de çirkin çirkin angut tipli çocukların yanında escort temalı kızlar. Ya cidden çok iğrenç abi. Bu nedir? Her neyse şampanya patlatmak içimde bir uhde olarak kalmış oldu seneye ben de patlatıcam inşallah. Ben her ne kadar Sole'ye gidelim Hakan Kakız oradadır Caner oradadır Hakan Hepcan oradadır desem de milleti götüremedim. Ama olsun. Benim adım Ali Rıza ise Hakan Hepcan'ı bir gün Bostanlı'da bulucam. BURAYA YAZIYORUM.


Odamızda akşam için hazırlanırken de ne zaman bu kadar samimi olduk lan biz diye düşünmedik de değil. Birbirinden farklı dört insanız ama kardeş olduk nerdeyse. Of duygulandım ahaha. Akşam da Pi'de Ozan Çolakoğlu abimiz çıktı. Kulaklarımda hala bir işitme kaybı, sağ omzumda hala bir ağrı var. Nasıl dans ettiysek artık. Ama  adam çok şukela abi. Onun o eroinman gözaltlarından öperim ya. Tabi gecenin ilerleyen saatlerinde bar masalarının üstünde kendinden geçen kızlarımız olmadı değil. Ama olsun. O kadar kusur kadı kızında da olur. Asıl rezilliğimiz ise Ozan Çolakoğlu'ndan önce DJ olarak çıkan Mor ve Ötesi'nin solisti Harun Tekin'i tanımamış olmamız bence. Ama yakından hiç benzemiyordu lan kimse tanımadı suç bende değil. 

Arka masamızdakilerle "in my bedroom" eşliğinde halay çektiğimiz, kumru yemekten kustuğumuz, taksilerde süründüğümüz harika iki gündü. En yakın zamanda tekrarlanmalı.


"kuş havalandı kaçış mübahtır, intikam soğuk bazen ara sıcaktır, içimdeki okyanusta aşkın, gizlisi tehlikeli ve yasaktır"





11 Ağustos 2013 Pazar

Sokak Stili İkonu: Taylor Swift

Hello bitches, this is Ali Rıza calling.

Biliyoruz ki artık ünlüler sadece konserlerinde, galalarında, özel gecelerinde giydikleri kıyafetlerle değil özellikle sokakta giydikleriyle ön planda. Yıllar önce olayların kızı Kate Moss ile başlayan bu sokak modası ikonluğu furyasını bugün Rihanna, Blake Lively gibi isimler çok güzel sürdürüyor. Zaten Blake Lively de Gossip Girl'de "Yeni Kate Moss" olarak yetiştirildi. Bunu da hepimiz çok iyi biliyoruz. Fakat bu ünlülerin içinden sıyrılan çok önemli bir isim de var, Taylor Swift. Rahat ama şık tarzıyla her kızın giyebileceği şıklıkta bir sokak modası ikonu olmayı başaran Taylor, kırmızı halıda nedir ne değildir tartışılır ama sokakta tam bir ikon.


Daha geçen gün yabancı bir makale okudum. Başlığı da "modayı Dolce&Gabanna değil ZARA yönetiyor" diye. Dolce&Gabanna'nın vergi borçları nedeniyle haklarında istenen hapis cezalarından esinlenen yazıda modanın boyutunun son 20 yılda ne denli değiştiğine dair bazı tespitler vardı. İnsanların artık Nicole Kidman'ın kırmızı halıda giydiklerini değil Rihanna'nın sokakta giydiklerini daha çok önemsedikleri vardı yazıda. Doğru aslında. Bugün modanın M'sinden bile anlayaman bizler bile sokak modası hakkında bir şeyler yazabiliyorsak demek ki bu tespit aslında çok doğru. Ayrıca Harry Styles ile çok tatlış değiller mi lan? Ne kadar yakışmışlar anuna koyim.

 

Tamam şunu kabul edelim. Rihanna sokak modasında çok başarılı bir isim ama River Island ile çıkardığı koleksiyon gerçekten büyük bir anlamsızlık içeriyordu. Anlamsızlık ise bu koleksiyonu Rihanna mı hazırladı ve peki biz bunları nasıl giyicez gibi soru cümlelerinden kaynaklanıyordu. Her sokak modası ikonu da über zevkli über yetenekli olacak diye bir şey yok. Zaten kendilerinin binlerce doları her ay cebe indiren stil danışmanları var. Onlar hem giydirsin hem parayı cebe indirsin biz de anca lafını yapalım. Hayat gibi ızdırabını sikiyim.


Bugün Taylor'ın sokak tarzını 4 başlık altında inceleyeceğiz. Bu başlıkların ilki "Bilek Pantolon". Taylor Swift, Türk kızından hallice uzun bacaklarıyla bilek pantolonları çok iyi taşıyor öncelikle bunu belirtmeliyiz. Şu gözündeki wayfarerdan da kurtulursa çok iyi olacak. Parası mı yok acaba bir gözlük almış hep aynısını takıyor? Şu an bilemedim ama konumuza dönecek olursak kızımız genelde bilek pantolonlarını loafer, oxford tarzı ayakkabılarla tercih ediyor. Üstüne giydiği genelde rahat ve şık kazaklarla, gömleklerle kombinini tamamlamış oluyor. 


Bir kitap okudum hayatım değişti der mi bilmem ama Taylor bir albüm yaptı ve hayatı ciddi anlamda değişti. Öncelikle şu köylü havasından kurtulup daha cool bir metropol kadını oldu. Red albümünü ben bile çok severek dinliyorum yani. Şu kız bir albümle hem hayatını hem de stilini sıfırladı. Şu sokak düğününe giderden hallice maşalı saçlarını geride bıraktı genelde at kuyruk yaptığı kaküllü düz saçlarına kavuştu. Stili de çok güzel bir basamak atladı. Konumuza dönecek olursak Taylor elbise seçiminde genelde uçuş uçuş şeyleri seviyor. Yakışıyor da. Saç bandı olarak kullandığı eşarpları, omuz çantaları ise vazgeçilmezleri. 


Stilimizde sonlara yaklaşırken üçüncü başlığımız ise "Etek". Genelde yüksek belli etekleri giyen Swift, üstüne bebe yaka, bisiklet yaka gibi kazaklar giyerek stilini tamamlamış oluyor. Şu turkuaz eteği yolda birinde görsem "kezoya bak" derdim ama Taylor Swift giyince demem. Haşa. Boynumuz Hollywood'un önünde kıldan önce. Oxford tipi ayakkabılar demek ki bu eteklerle şukela oluyormuş ki dikkat ederseniz yukarıda Taylor paso Oxford giymiş.


Ve güneş batarken ardından tepelerin siktirip gitme vakti geldi Taylor Swift'in. Ama şu son başlığımızda yani "Şort" başlığımızda bir noktaya değinmeden geçemeyeceğim. Taylor demiş ki madem aşağıda şortumu pıtıma kadar çektim o zaman üstüme adam akıllı mümkünse uzun bir şey giyeyim de dengelesin. Ama genelde bu olay pıtıma kadar şortumu çektim üstten de meme açayım oh evlere şenlik olarak uygulanır ve tamamen yanlıştır. Biz böyle kızları sokaklarda görmek isteriz.

 It feels like a perfect night to dress up like hipsters and make fun of our ex's, uh uh, uh uh.


5 Ağustos 2013 Pazartesi

Bu Ne Uyumsuz Bir Çift Seçimi: Bilekli Converse ve Şort

Hello bitches, this is Ali Rıza calling.

Arkadaşlar dünyada hiçbir şeye imkansız demeyin. Ben ki daha düne kadar "şu dünyada kimse bir daha bilekli converse ve şort giymez" diyordum ama gördüklerim bu lafımı bana bir tokat gibi yapıştırdı. Yıllar 2013'ü, mevsimler yazı gösterdiği vakit yılların korkulu modası Bilekli Converse ve Şort geri döndü.




Şu an arka planda konuya uygun olarak "sen bana akıl ver allahım bende esamesi yok" sözleri çalıyor. Çünkü ben ergenliğimin en güzel yıllarını bu modaya küfür ederek geçirdim. Her gün bilekli converse ve şort giydiğim günlere bakıp bakıp hüngür hüngür ağladım, kendimi depresyonun tecavüzcü kollarına bıraktım. Ama anladım ki bu moda o kadar da kötü değilmiş ben kekoymuşum.



Ben de kendimi bildim bileli kapri giymeyen sayılı erkeklerdenim ve şimdi dönüp baktığımda bilekli converse ve şortumu giydiğim fotoğraflarda yoğun bir teşkoluk var. Ama bunun nedenini de çözdüm. Şortun kesimi ve boyu. Böyle bir kombinde muhakkak şortunuz vücudunuza tam oturan ve mümkünse dizin baya bir üstünde olan bir şort olmalı. Yoksa sonuç vahim sonuç yıkım.



Ben ki öyle bunalımlar geçirmişim ki o dönem çok sevdiğim bilekli bordo converseimi depoya kaldırmışım. Bu sene depoyu deşerken buldum sonra da dedim ki sikmişim stilinizi aldım giydim. Şu anda aslında alıp şortla giyebilirim ama emin değilim. Bu bünye bu kadar hızlı bir geçişi kaldırmaz. 



Şu ana kadarki görsellerden anladığımız üzere bilekli converse giydiğimizde şortumuzu olabildiğince kısa ve fit kesim tutuyoruz. Üstüne de daha bol daha salaş şeyler giyiyoruz ki dengelesin. Atlet giyen de olmuş ama diğerleri kadar başarılı bir kombin olmamış bana kalırsa.



Örneğin çok sakin tonlarda mı giyindin? Üstünde bordo, siyah gibi tonlar mı var? Patlatıyorsun altına limon yeşili converse. Bak bakalım nasıl oluyor.



Ben bir daha bu yolları aynı hevesle yürür müyüm bilmem. Ama dünya moda endüstrisi bunu bana yapmamalıydı. Ergenlik travmam tekrar moda olmamalıydı.

Ben çok karasızım, ya siz?