31 Mayıs 2013 Cuma

"Red by Taylor Swift" for Keds

Herkese kucak dolusu merhabalar yine.

Yok anam LYS'ye kadar blogumla ilgilenmicem, hiçbir şey yazmıcam diye her ne kadar kendime söz versem de dayanamadım ve sizlere çok güzel bir post oluşturmak için bilgisayarımın başına geçtim. Siz bu satırları okurken ben klimayı yalıyor olacağım. Çünkü İzmir o kadar sıcak ki ciddi anlamda klimaya bağımlı yaşıyoruz.  O kadar bağımlıyım ki ona isim bile verdim. Annem isim verme bağlanırsın demişti halbukiohkph.

Normalde yok Beyonce for H&M yok Rihanna for River Island falan gibi ünlü marka-ünlü isim işbirliklerili hakkında post atmam ama Red by Taylor Swift for Keds'i çok beğendim. Hem yaza girerken ben ne alıcam ne giyicem derdi olanlara bir çözüm hem de Taylor Swift hakkında güzel bir yazı. Ha yakında Stil İkonu olarak Taylor Swift de blogumda yer alacak. Sürprizimi de burdan vereyim istedim.

  

Bizim moda bloggerı hatunların Taylor Swift'le alıp veremediği nedir harbiden bilmiyorum abi. Hatun güzel hatun başarılı hatun ünlü hatun Grammyli... N'oldu bebem? İki blog yazısı yazmakla olmuyor bu işler bak elalemin kızı neler yapıyor? Heralde erkek olduğum için Taylor'a karşı bir sempatim var. Bir kere hatunu çok beğeniyorum. Özellikle gözlerinin hastasıyız. Son albümü de tam kıvamında. Daha fazla söze gerek yok bence.  

  

Karl Lagerfeld ile H&M'in oluşturduğu "H&M by Karl L." koleksiyonuyla başlayan bu ünlü işbirliği-ünlü marka akımı bugün gittikçe büyüyor gittikçe yoğunlaşıyor. Beyonce, Rihanna, Kate Moss gibi isimlerin de dahil olduğu bu akım bizde daha Tuba Ünsal, Pınar Altuğ gibi isimlerle başlasa da daha iyileri olacaktır inanıyorum. En azından inanmaya çalışıyorum!!!1!!111

 

Taylor Swift'in son albümüyle aynı ismi taşıyan koleksiyonu Red'de göze çarpan bazı ayrıntılar mevcut. Özellikle pastel renklerin, puantiyelerin, hayvan motiflerinin ve de kırmızının göze çarptığı koleksiyon gerçekten özene bezene hazırlanmış. Bu koleksiyon sadece bayanlar için mi şu an tam bir bilgim yok ama erkekler için de üretilmişse en kırmızısından bir tane istiyorum. 

 

Koleksiyonun sloganı olan "here's to the Brave Girls" ne yalan söyleyeyim bana nedense Diesel'ı çağırıştırdı. Houte-Couture geçmişe sahip olmadan dünya çapında üne kavuşan ilk uluslararası marka olan Diesel, piyasada yalnız olmadığını anladığı zaman böyle bir slogana başvurmuştu. Yani kısacası Diesel bir de baktı ki karşısında Mavi gibi Levi's gibi markalar var. Eee piyasadaki tüketim oranları da paylaşılmaya başlanınca Diesel "only the brave" diyerek bizi giyin götünüz cesur hissetsin dedi. İşe de yaradı. Bu sloganla çıkardığı parfümleri milyonlar satarak Diesel'ı tekrar zirveye taşıdı. Belki bir esinlenme belki de değil. Ama Keds de ayaklarınız yere sağlam bassın demeye çalışıyor gibi.

 

Sokakta da Keds'den vazgeçmeyen Taylor bence de en doğrusunu yapıyor. İlk bakışta Vans'ı andıran modeliyle Keds gerçekten piyasaki en rahat bez ayakkabılardan biri. Vans yerine ben de her zaman Keds'i öneriyorum. Hem çok kibar duruyor hem de gayet hafif. Taylor'ın sokak stiline de bayıldığım için Kedsler gözüme bir başka güzel bir başka çılgın göründü bebeğim. 


Genelde kırmızı Keds'i tercih eden Taylor, ister şortla ister taytla ister gömlek ister tişörtle her şeyle bu güzel ayakkabılari giyiyor. Yakışmıyor mu? Dibine kadar yakışıyor amk. Maşallah bacaklarına kurban olduğum, kakülüne yandığım, gözlerini yaladığım... 

 

Son olarak sizlere kalpli, puantiyeli, cıvıl cıvıl Kedsler ile veda ediyorum. Sevgili kızlar, hepinizin ayağında bu yaz bu ayakkabıları görmek istiyorum. LYS'den sonra görüşmek üzere.

MUAAAAAAAH!




16 Mayıs 2013 Perşembe

Stil İkonu: Justin Bieber

Bu postu yazdıktan sonra kimlerin diline düşerim kimlerin ağır eleştirilerine maruz kalırım bilmiyorum ama dayanamıyorum valla yazıcam abi. Ortada bir gerçek var ki Justin Bieber son yılların en büyük starlarından biri. Ortada böyle bir star varken bu adamın stilinin incelenmemesi olmaz. Muhakkak stil danışmanlarına, sanat yönetmenlerine, imagemakerlarına tonla para yatırıyordur bu abimiz. Bakalım ne giymiş ne takmış ne çıkarmış?

Bakın abi şu muhabbeti de sevmiyorum. Bu adam benden bir yaş büyük ama başarıları saymakla bitmez. Şimdi adamın tonla hayranı var, tonla albüm satmış, paranın amına koyuyor, Selena Gomez gibi bir sevgilisi var ve biz hala "ehehehe justin ergeni eheheh" diye dalga geçiyoruz. Bu duruma tıp dilinde "ELALEM DÜNYAYI SİKİYOR SEN ANCA ELİNİ SİK LİSELİM SENDROMU" denir. Bilmem anlatabildim mi? Kıskançlığı bırakıcaz saygıyla eğilicez.

Stilinden biraz bahsedersek Justin Bieber tam bir swag. Swag kelime kökeni olarak Swagger'dan gelir. Swagger ise havalı tip demektir tam anlamıyla. Bakımlı, küpeli, düşük bel pantolonlu, şapkalı, kolyeli çocuklarımız SWAG olarak adlandırılır. Fakat Justin Bieber da dikkat çeken bir diğer unsur da gittikçe Justin Timberlake'e benzemeye çalışması olabilir. Gerek şarkıları, gerek giyimi, gerek tarzı, gerek klipleri. Bu da büyük ihtimal stil danışmanlarının işi. Bakalım, JB tam nalamıyla bir JT olabilecek mi? Görücez.



 

Justin'in sokak stillerine ilk önce göz atalım diyorum. Genelde göze çarpan renkli snickerlar, düşük ağlı altlara doğru darlaşan kotlar, geniş tişört ve atletler, büyük güneş gözlükleri oluyor. Justin'in sokak stillerinde muhakak bir adet zıt renkli parça var. Ve bu da çok doğru bir olay. Stilistlerini kutlamak gerek. Justin bazen vücudunu saran şeyler giyiyor kimi zaman da fazla rahat. Ama her zaman şık bir swag.


  

Justin sahnedeyken kimi zaman yarı çıplak kimi zaman giyinik... Öyle kafasına göre takılıyor yavrucak. Ama anladığımız kadarıyla iki üç kat kıyafetle başlayan konser en son üstsüz olarak devam ediyor. Genel de sahnede de güneş gözlüğü takan JB, kolyeleri ise eksik etmiyor. Çoğunlukla aynı modelde pantolonlar ise stil sahipliğinin bir göstergesi. Bir röportajında sahnede çıplak kalmayı sevdiğini söylemiş sayın JB. Ama abi düşün. Milyonlarca kız hayranın var. Sen bir üstünü çıkarıyorsun binlerce kız çıldırıyor. Ben olsam o gazla böbreklerimi bile sökerim. O derece.

 

Araya Justin'in üstsüz fotoğrafını da attırayım da kızlarımız nasiplensin yazık.


Bizden Kaçmaz kameralarına yakalanan Justin Bieber gerçekten çok agresif görünüyor. Özellikle en sağdaki footğrafta taktığı maskeyle beni benden aldı arkadaşlar. Şaka bir yana şöhretin zorluğu abi adamlar da haklı. Şarkısı bile var "şöhret kolay değil dönüşü yok geriye naciyeee" Ama şu ikinci fotoğraftaki hafif leopar deseni gözümden kaçmadı. Nur Yerlitaş bu fotoğrafı görse Belieber olur ben söyleyeyim.


Kırmızı halılarda, lansmanlarda, davetlerde, düğünlerde, derneklerde Justin abimiz ne giymiş hemen bakalım istiyorum. Daha çok aman ya ne kasıcam dünya sikime minare götüme bir tarz yakalamış sevgili Bieber. He zaten çocuk "go swag swag swag" diye şarkı söyleyip orda burda smokin giyse adama götüyle gülerler bu da bir gerçek. Ama bazen de gömleğini çekmiş, hafif derli toplu pantolonu giymiş de gelmiş yavrucum. Fakat hiçbir zaman snickerlarından vazgeçmemiş. Kaç tane snickerı varsa adamın her fotoğrafta ayrı bir tane. Ben bu yaz 6 tane ayakkabım var diye seviniyorum milletin haline bak. İşte fakir zengin belli olsun. Ama eğer sağ taraftaki fotoğrafın altına bakarsanız JB'nin loafers giydiğini göreceksiniz. Takdir ettim seni gülüm. 


 

Son olarak da tekrar JB'nin stilini genelde bir toparlayalım istiyorum. Adamın her kullandığı saç modeli moda oluyor abi. Şu ilk çıktığı dönemkini hatırlıyorum da var ya bütün turist çocukların saçları öyleydi. Yavrucaklar hepsi seri üretim gibi geziyordu. Fakat JB'nin şu son saç modelini ben de çok beğeniyorum ve çok benzerini ben de kullanıyorum. Yoksa ben de Boy Belieber mıyım? bıjgbovjofgogh. Maalesef hayır :( Düzenli spor yaptığını dile getiren Justin'in instagram hesabına bakarsanız zaten paso çıplak paso soyunmuş abicim. Eeee napacak? Ona da yazık. Neyse gelelim asıl konumuza. İster dağ ister bayır ister grammy ister ödül töreni. Justin Bieber düşük bel pantolonlarından vazgeçmiyor. Pantolonları genelde düşük ağlı ve paçalara doğru daralıyor. Kimi zaman ise onu beyaz pantolonla veya deri pantolonla da görüyoruz ki bu da eğer yakıştırıyorsa ki yakışıyor bence güzel atılımlar. Renkli snickerlarından asla vazgeçmeyen Bieber çok nadir loafers veya bez ayakkabı giyiyor. Büyük güneş gözlükleri, capler, taşlı küpeler ve kolyeler de en sevdiği aksesuarları.


Bu hafta bir stil ikonu olarak Justin Bieber'ı inceledik kardolar. Yavaş yavaş şarkılarını son gidişatını ben de beğeniyorum. Fakat şu son zamanlardaki yalpalamalarını büyük ekoller her ne kadar Britney Spears'a benzetseler de aslında bir bakıma doğrular. Britney de bir dünya starı olduğunda sadece 17 yaşındaydı. Ve dediğim gibi şöhretin bedeli ağır. 

Justin bir yandan paranın bir yandan şöhretin bir yandan da Selena'nın amına koyarken biz de bu postla yetinelim derim. 
Baby, baby, baby oooooo like.




7 Mayıs 2013 Salı

Dostlar Galada Görsün: Met Gala 2013.

Hepinizi aşklarımın en deriniyle selamlıyorum.

Tam bugün bambaşka bir post yazacakken bir de baktım Met Gala bugünmüş. Hatta fotoğraflar, kırmızı halı görüntüleri basına sızmış bile. Hemen ben de materyalleri toplayıp yazımı hazırlayayım dedim. Diğer sürpriz yazım başka bir posta umarım.

Her sene bambaşka bir konseptle karşımıza çıkan Met Gala'nın bu seneki konsepti PUNK. Evet yanlış duymadınız. Gerçekten herkes ne giyecek ne giyecek diye meraktan çatladım. Sonuçta olay punk olunca insanın içi kıpır kıpır ediyor. Ha bir de şu kısaca Met dediğimiz Metropolitan Müzesi Kostüm Enstitüsü olayının da ne boka yaradığını hala çözebilmiş değilim. Çözdüğüm an her şey kopacak bende Nirvana'ya erişicem bebeklerim. Gözlerim her ne kadar Eva Longoria, Victoria Beckham gibi isimleri aradıysa da bulduklarım yetti de arttı bile.

Haydi başlayalım!

 

Karşınızda kadının hası dişinin dibi Beyonce var. Givenchy imzalı elbisesiyle yine hepimizi sikip attı yine kahretti. Ablam sen tanrıça mısın?

 

Amanın da amanın. Rüküşlerin rüküşü Zoey Deschanel değil mi o? Evet evet işte burda. Uzun zamandır Zoey'i böylesine şık görmemiştim. Her ne kadar konseptle alakasız bir elbise giymişse de şıklığı bunu kapatmış. Teşekkürler Tommy Hilfiger.

 

Davetlere, ödül törenlerine, lansmanlara, galalara katılmazsa ölecek hastalığına yakalanan Taylor Swift, J. Mendel imzalı elbisesiyle karşımızda. Bilirsiniz çoğu moda bloggerı bu hatun kızımıza kıldır ama ben severim şu çılgını. Elbise de çok yakışmış kuzucuğuma.


Evet yine Miley Cyrus. Bu kız son zamanlarda sürekli sikişten dönüyormuş gibi. Sürekli "ay biraz önce orgazm oldum şekerim" modunda. Hayır ne güzel cici kızdı hoş kızdı. Böyle atraksiyonlara ne gerek vardı? Marc Jacobs'un bu elbisesi gerçekten çok güzel ama Miley sen eski Miley ol be gülüm. :((((

 

Arkadaşlar gördüklerinize inanın. Heidi Klum memelerini kapatmış. OMFG! Şaka bir yana Marchesa imzalı bu elbiseyi beğendim ama bu elbisenin yeri burası değil. Üzgünüm eski melek Heidi.

 

Son zamanların en itici çifti Kanye West ve Kim Kardashian karşımızda. Kim Kardashian neyle besleniyor çok merak ediyorum. Bir insan bir hamilelikte bu kadar kilo nasıl alabilir abi? Demek hatun iki tane daha doğursa kendi özerkliğini ilan edecek. Elbise Riccardo Tissi'ye ait ve ben çok beğendim. Ama Kim'in bu gidişatı çok kötü. Evlerden ırak valla.

 

Böyle olaylarda her zaman aykırılığın dibine vuran Nicki Minaj, Tommy Hilfiger imzalı elbisesiyle gerçekten güzel görünüyor. Takdir ettim kızcağızı. Peruksuz daha güzel ayrıca. En azından kese kağıdı kullanmazsın.

 

Bu Kore Savaşı'ndan kaçıp Amerika'ya mülteci olarak yerleşmiş herif de her yerden çıkıyor abi. Yırtık dondan fırlayan taşak gibi.

 

Girls dizisinin halaybaşı Lena Dunham da gelmiş. Yanında da ünlü Türk tasarımcılarımızdan Erdem Moralıoğlu'nu getirmiş. Elbise Erdem'e ait. Ve şu ana kadar en beğendiğim elbiselerden biri. Bence bunlar evlensin aga. Çok yakışmışlar lan.

 

İkonun dibi stilin hası Sarah Jessica Parker da burdaymış. Gönüllerimizde olgun Carrie Bradshaw olarak yer eden Parker tarzını en sevdiğim Hollywood isimlerinden biri. Elbise, Giles Deacon imzalı. Kafasındaki zımbırtıya ise bayıldım. Seviyorum kız seni.

 

Sefillerin sefili Anne Hatheway yine karşımıza çıktı. Paraya kıyıp Valentino'dan elbise giyen Anne'nin bu elbisesi bizim Petek Dinçöz'ün assoslist olduğu dönemlerdeki elbiselerine benzemiyor mu lan? Hele kolları falan. Aman yarabbim.

 

Ooo gırtlağına yandığım Alicia Keys de burdaymış. Elbisesiyle saç tonları her ne kadar uyumlu olsa da bu elbise benden geçer not alamadı. Hele ki kumaşı falan. Yok yok hiç içime sinmedi. Jason Wu'ya bu elbise için teşekkür etmiyor yazıma devam ediyorum.

 

Victoria's Secret'tan şutlandıktan sonra "ay benim kocam yeter orospular" diyerek tavrını çok net ortaya koyan eski melek Miranda Kerr, hoş bir elbiseyle karşımızda.  Michael Kors bu hatundan nasıl ölçü almıştır lan? İnsanın niyeti bozulur içi gıcıklanır. Oyyy.

 

Amanın da kimler gelmiş, ne de iyi etmiş de gelmiş. Kadının hassosu Katy Perry de burdaymış. Abi dünyadaki sayılı kadınlardan birisin ama ne bu haller? Bir kere şarkıların çok güzel, şovların harika, ünün dünyayı aşmış ama sen gelmişsin böyle bir elbise giyiyorsun. Sorunum elbiseyle değil boyuyla. En nefret ettiğim boy bu. Katy'e olan sempatimden bu kusurunu görmezden geliyorum. Dolce&Gabanna'ya bu kilise duvarı motifli elbiseleri için teşekkür ediyorum.

 

Tulumu o kadar beğendim ki içindekinin eski liseli Kristen Stewart olduğunu fark etmedim. Stella McCartney imzalı bu tulum gerçekten çok hoş. Kristen da güzel taşımış şimdi allah var. Benden geçer not aldı bu kızcağız.

 

Hayattaki en büyük üzüntülerimden biri de Jennifer Lopez'in konserine gidememektir. Bu kadına 4 yaşından beri yani 1999 yılından beri hastayım. İlk klibi If You Had My Love hala aklımdadır. Neyse elbisesi de çok yakışmış kuzuma. Kalçalarına öldüğüm ya yerim seni kız. Michael Kors imzalı elbisesi de çok hoşmuş. Tşk.

 

Cameron Diaz diye demiyorum gerçekten hayran olduğum nadir kadınlardan biridir. Çok severim çok da sempatik bulurum. Elbisesi'nin tasarımcısı Stella McCartney. Ama şu zımbırtı pelerini kullanmasa daha hoş daha seksi olurmuş diyorum. Kendisine çok selam söylüyorum.


Bu kızcağıza da nasıl uyuzum anlatamam. Valla her yerde bu. Her ödülü alıyor. Zaten çok fazla ödül alan insanlara uyuz oluyorum ama bu kıza duyduğum sempati hala derinlerde bir yerlerde biliyorum. Dior imzalı elbisesiyle Jennifer Lawrance'a da bol bol ödül diliyorum. 

 

Lalala hanımey Rita Ora hanımey. Thakoon imzalı elbisesi gerçekten kızımıza çok yakışmış. Zaten bunun için Cara Delevigne'ye veriyor diyolla. Bilemiycez.


Hello bitches, Gwen Stefani was here. M. M. Marguela imzalı kıyafeti de hoş görünüyor. Oğlu vardı bir de bunun di mi? Ay nerde o zıbıdık?

 

İşte ya. Konseptin amına koymak budur. Sonra da "ay Madonna'nın nesini seviyosunuz?" Her şeyine tapıyoruz abi. Valla bak pagan olsam taş diye bu hatuna taparım. Givenchy'e de çok ama çok teşekkür ediyorum. Tşk.


Son zamanların en komik muhabbetlerinden biri de "Aynur Aydın, Kate Upton'dan daha güzel" muhabbeti. İlk duyduğumda çok gülmüştüm ama doğru. Aynur siker cCc. Diane von Furstenberg imzalı bu elbise gerçekten yakışmış. Ama geceye pek yakışmamış gibi. Kararı sizlere yani Meclis-i Şahane'ye bırakıyorum.

 

Bu karı da her yerden çıkıyor. Hayır yani insan sıkılır böylesine popüler olmaktan ama Cara sıkılmıyor gibi. Rita Ora ile haklarında çıkan lezbüş dedikodularına aldırmadan Burberry elbisesini çekmiş gelmiş. Aferin kızıma. Elbise çok hoş ayrıca.

 

Bilen bilir Marc Jacobs'u bir başka severim. Takım elbisesi ve yanındaki abla da çok yakışmışgjogtb. Marc bırak bu erkekçi ayaklarını bak yanındaki ablayla ne kadar yakışmışsınız. Geri dön özüne. Sana çağrı yapıyorum burdan. Ha unutmadan Marc'ın takım elbisesi nereden diye soracaksanız Sarar'danjgtoptg. Şaka lan kendi tasarımı heralde.

 

Ve gecenin yıldızı Blake Lively abi. En azından ben öyle düşünüyorum. Elbisesine bayıldım. Bu kız için boşuna yeni Kate Moss demiyorlar. Tarzına öldüğüm Gucci'sini kapmış da gelmiş. Canımsın ya.

Benim bu geceki favorilerim: Lena Dunham, Sarah Parker, Kristen Stewart, Madonna, Jennifer Lopez, Cara Delevigne ve Blake Lively oldu. Peki ya siz en çok kimi sevdiniz? Yorumları bekliyorum.

Öptüm say, yaladım bye.

1 Mayıs 2013 Çarşamba

I want you in my bag.

S.A.

Nassınız? İyisiniz?

Bugün 1 Mayıs. Yaza yavaş yavaş adım adım geldiğimiz şu günlerde ne postu yapsam ne postu yapsam diye deliriyorum. Aklımda birçok fikir var ama hepsi için materyallerim daha tam olarak hazır değil. Eee malzeme yok diye de blogu bomboş bırakacak halimiz yok di mi? Ben de bugün blogları dolaşırken Sevgili Zuhal'in yani Zetfashion'ın blogunda "bakalım çantamda ne var?" postunu gördüm. Ve ben de ondan esinlenerek bugün beyler için çantamda ne var psotu yapıyorum.

Sezonun trendlerinden olduğu için çanta kullanımının iyice yaygınlaştığını görüyorum. Özellikle bavul çantaların erkekler için trend haline gelmesi de çok sevindirici. Çünkü ben de çok fazla çanta kullanıyorum. Okulda, dersanede, seyahatte... Her şeyi derleyip topluyor çanta ve bence çok büyük bir nimet aksesuar olarak. Bavul çantalar gerçekten seyahatlar için çok farklı bir anlam taşıyor ama. Özellikle uçak seyahatlerine birebir. Her ne kadar 8 kilo el çantası hakkınız olsa da ve bu hakkın zaten neredeyse 2 kilosu çantanın kendisi olsa da daha hafif malzemeden bir çanta işinizi görecektir.

 

Çantamı Eylül gibi Koton'dan almıştım. Gerçekten bayılıyorum çok kullanışlı ve çok şık. Tek eksisi biraz ağır olması. Not almayı ben de hala seviyorum. Her ne kadar tabletler bu işlevi görse de elimle yazmak bana her zaman daha cazip geliyor. İşle, okulla ilgili herhangi bir şey olduğunda bu defter kurtarıcım. D&R'da böyle muhteşem defterler var. Bir Numaralı Kadınlar Dedektiflik Bürosu orijinal ismiyle The No1 Ladies Detective Agency harika bir kitap. Ben ki polisiye sevmem ama bu kitaba bayıldım. Bir ara CNBC-E'de izliyordum dizisini ama artık yayından kalktı. Afrika'nın küçük bir kasabasında yaşayan Mma Ramotswe, Botswana'nın ilk ve tek kadın dedektifi. Afrika'nın o sıcak kabile ilişkileri ve temiz insanlarıyla süslü harika bir kitap bu. Güneş gözlüğüme ise aşığım. ASOS'tan aldığım gözlüğüm bu senenin trendi Brow Flat denen modellerden. Hem ucuz hem de çok şık. Kulaklığım ise hediye gelmişti. Böyle bilindik bir marka falan değil ama hem görüntüsü hem de ses kalitesi gayet yerinde tabi ipod nano ile birlikte. Burberry Brit ise daima yanımda bulundurduğum parfümüm. Kokusuna hastayım. Çanta boyu da gerçekten çok kullanışlı. Neutrogena'nın Visibly Clear serisinin en etkili ürünü ise bu küçük sivilce jeli. 4 saate kalmadan sivilceyi kurutuyor. Kurtarıcım.

Benim çantamdan çıkan bu. Sizde neler var? Yorumları bekliyorum.

I want you in my bag, in my bag.