22 Nisan 2013 Pazartesi

Kadının kalçalısı, erkeğin bakımlısı.

Bu başlık olmadı bence lan frokpg.

Her neyse, herkese benden kocaman merhabalar yine. Heyet raporu almayı beklediğim bugünlerde evde böyle boş boş takılırken dedim bari bir post yapayım cankolarıma. Sürekli "ali saçın için ne kullanıyosun? ali yüzün için ne kullanıyosun? ali kıçın için ne kullanıyosun?" gibi sorular alıyorum sevgili kardolarımdan. Ben de buna hem bir dur demek hem de sizlere küçük küçük tüyolar vermek için şöyle bakımlı bir post yapayım dedim. Ulan hep kadın bloggerlar mı bakım postu yapacak? Ben de yaparım. Benim sizden neyim eksik? Fazlam bile var heheyt be!

Bir zamanlar metroseksüel erkekler vardı bilmem hatırlar mısınız? Göğüs kıllarını yok ettiren, kaşlarını aldıran, manikür yapılan. Bana kalırsa milenyumun en çok konuşulan konusu buydu. Bakımlı erkekler. Özellikle Türk erkeklerinin bir kısmı hala martı kaş gezerken böyle konuların konuşulması elbette normaldi. Sonuçta her hafta haftanın şıkını seçmekten bıkmış televole dünyasının yeni bir soluğa ihtiyacı vardı. Aylarca bu olay konuşuldu. Fakat özellikle 2010lu yıllara gelindiğinde bunun çok normal olduğu asıl kendine bakmayan erkeğin kekomançi olduğu ortaya çıktı. Özellikle Boxer, Men's Health, GQ gibi erkek dergilerinin iyice yoğunlaşması bambaşka bir çığır açtı bu konuda. Pardon da ben de hatun olsam saçı sakalı karışmış, sapsarı dişli, orman gibi döşlü, martı kaşlı adama bakmam yani. Neolitik Çağda mı yaşıyoruz pezevenk?

 

Cilt bakımı bana kalırsa en önemli konu. Son üç yüz bin yıldır sivilce problemi yaşayan bir insan olarak bunu bilir bunu söylerim. Ha şu an hiçbir sivilce problemim kalmadı ama yine de önlemi elden bırakmamak şart kardolar. Hele ki liseliler bu sözüm size. Sevgili pinkfreud'un önerisiyle Neutrogena'nın Visibly Clear serisini aldım ve çok da memnun kaldım. Her duş sonrası siyah nokta temizleyici tonikle yüzümü siliyorum tertemissss oluyorum. Baktım sivilce alarmı var bir kızarıklık oldu hemen şu kutucuktaki jeli sürüyorum ve 4 saatte sivilceden eser kalmıyor. Ama sivilce inatçı diyelim hemen şu ortadaki Avon Clearskin serisinin stickiyle üstünden geçiyorum ve bitiyor. Yandaki Dermocare serisinin peelingiyle ayda bir yüzünüzü temizleseniz yeter. Kremi pek de bir boka yaramıyor.


Saç bakımı da gerçekten çok önemli. Özellikle ergenlikteki gençlerimiz sürekli yağlı saç ve kepekten muzdarip biliyorum. Ben ise saçta sadece Schwarzkopf kullanıyorum. Syoss, Schwarzkopf'un kepekli saçlar için ürettiği bir seri. Yağlı saçlara da çok iyi geliyor. Saç şekillendirmesi için de Taft serisini tercih ediyorum. Sertlik derecelerinin 4 ve 5 olduğuna bakmayın. Saçlarınız hem nefes alıyor hem de çok doğal görünüyor. Ama diyosan ki ben tıraşlanmış taşak gibi parlıcam o zaman briyantin sür kardeşim!

 

Tıraş da ayrı bir sorun. Özellikle sakalları yeni yeni terleyen kardeşlerimizi bu konuda çok mutsuz görüyorum. Aslında en güzeli şu berberlerdeki ustura ve tıraş sabunu olayı. Hastasıyım,aşığıyım. Ama evde bunu yapmak harbiden zaman istiyor emek istiyor. Tıraş makineleri ise benim cildimde kızarıklık yapıyor. O nedenle tıraş bıçağı kullanıyorum. Ne zaman yurt dışına çıksam veya biri "ne istiyosun bebişim yurt dışından?" diye sorsa Wilkinson tıraş bıçağı istiyorum. Türkiye'deki çoğu tıraş bıçağına taş çıkartır. Hem uzun ömürlü hem de çok rahat. Tıraş köpüğü değil de jel kullanma taraftarıyım. Köpük çok boğuyor beni bir de gereksiz bence. Hele de böyle nemlendiricili bir jel kullanıyorsanız keyfinize diyecek laf yok. Tıraş balmı değil de tıraş kolonyası kullanma taraftarıyım. Yine Schwarzkopf'un Fa serisinden bu After Shave Cologne çok ama çok güzel.

 

Sıra geldi parfümlere. Bu aralar en sevdiğim parfümlerim bunlar. Şu küçük olan Burberry Brit çantamda her daim benimle. Eğer spor bir günümdeysem Diesel: Only The Brave, okula veya dersaneye gidiyorsam CK One, akşam yemeğe çıkıyorsam Bvlgari Aqva, parti veya davet varsa Yves Saint Laurent L' Homme Libre. Bu beş arkadaşı da şiddetle tavsiye ediyorum.

  

Geldik günlük muhakkak kullanılması gereken bakım ürünlerinden roll-on ve deodorantlara. Bakın yaz geliyor terliyoruz, kokuyorsunuz, kokuyoruz... Şu arkadaşları kullanmayı muhakkak alışkanlık edinelim abicim n'olur. Roll-onda jel olarak Gilette tercihim. Hem çok etkili hem de çok ferah. Sabun roll-on kullanmayın çünkü ter bezlerinizi kapatır. Mümkün olduğunca jel kullanın. Deodorantta ise ben de her erkek gibi Axe diyorum ve susuyorum.


Hep bakım bakım da göz de çok önemli. Beş yıldır gözleri bozuk bir insanım. Ve sürekli gözlük bağımlısı olmak da istemiyorum. İnsanlar "ay ama sana göslük çok yakışıyooğ tatlığam" dese de ben rahat edemiyorum. Özellikle güneş gözlüklerine hasta olan biri olduğum için lens çok büyük bir kurtarıcı. Johnson&Johnson'ın OASYS lensleri gerçekten harika. Piyasadaki en geçirgen lensler bunlar olduğu için bir ay boyunca bir kere bile gözünüzden çıkarmasanız batmıyor kardo batmıyor. Bir gözüm astigmatlı olduğu için sürekli lens sorunu yaşıyordum ama OASYS'le bu olay da bitti. Lens solüsyonunu siktir edin ne bulduysanız alın kanka.


Bir de çantamdan hiç çıkarmadıklarım var. Bu acil yardım kiti iki merhem, bir hap, bir dudak balmından oluşuyor. Benim gibi kulağınızda iki üç delik varsa Terramycin hep yanınızda olmalı. Herhangi bir arkadaşınız size hayvanca hareketler yaptığında kulak deliğiniz kanayabilir, kızarabilir. Ayrıca Terramycin sivilcelere de harika geliyor laf aramızda. Bactroban ise dünyanın en ama en güzel merhemi. Bir zamanlar tırnak batması yaşadım hem de ileri derecede. O kadar şey denedim olmadı ve en sonunda tam ameliyat olacakken bir tanıdığım bu merhemi önerdi ve ben de bir umut denedim. Ve iki üç haftaya bütün batığım bitti. Kendisinin hayranıyım. Lansor ise sınav döneminde midesinde benim gibi gaz sıkışması, asitlenme, yanma gibi faaliyetler olan arkadaşlar için birebir. Her gün bir hap aldığınızda bir aya tüm derdiniz tasanız bitiyor. Yaz kış ilkbahar sonbahar dudakları çatlayan, kanayan biri olduğumdan dudak balmı da bir numaralı kurtarıcılarımdan. Herkesin içinde çıkarıp sürmesi her ne kadar hoş olmasa da siz çantanıza şu tatsız renksiz erkek için olan Nivea For Men Active Care dudak balmından edinin.

 

En son da diş olayına değinelim ve bitirelim diyorum. Bir süre ortodonti tedavisi gören biri olarak ben de buna çok önem veriyorum. Beyler siz de önem verin, kızlar sarı dişli oğlanlarla french kiss yapmak istemez bence. Ben olsam istemezdim yani öğğğğ. Her neyse bir ara diş eti çekilmesi yaşadığımda kullanmaya başladığım Listerine gerçekten harika. Tadı her ne kadar iğrenç olsa da verdiği temizliğe değer diyorum. Diş fırçası da çok önemli. Tartar, plak, sarılık... Abi 18 yaşına gelmiş insanların sapsarı dişleri var ya oha amk diyorum sadece. Sensodyne diş fırçası o kadar yumuşak ki başkasını kullanamıyorum artık. Ama siz sigara içen, çok fazla çay veya kahve tüketen biriyseniz maalesef daha sert kıllı diş fırçalarına yönelin beyler. Diş macunu olarak Colgate gerçekten çok başarılı ama isterseniz Sensodyne, Signal de kullanabilirsiniz.

Benden bu kadar. Herhangi bir sorunuz için aşağıya yorum atmanız yeterli. 
Kisses kisses bitches.

17 Nisan 2013 Çarşamba

Hipsterlara Modern Bir Bakış: Pull and Bear 2013 Heritage


Havaların yavaş yavaş ısınmaya başladığı şu günlerde herkese kocaman merhaba!

İzmir'de hava gayet güzel. Bir ara şort giyecek kadar götümüz pişti bir ara mont giyecek kadar götümüz dondu ama şu an hava gayet iyi. Tam da mevsim normallerinde seyrediyor diyebiliriz. Ve maalesef bu hava da hırka giysem pişerim giymesem donarım havası. O nedenle ben de son birkaç gündür ne giysem ne yapsam derdindeyim.Tam bunlarla boğuşurken bir de baktım Pull&Bear 2013 Heritage koleksiyonu piyasaya sürülmüş, lansmanı da yapılmış. Pull&Bear 2013 Heritage koleksiyonu ile başımızın belası geçiş mevsimlerine alternatifler sunarken bir yandan da 50lerin hipster modasına modern bir bakış çakıyor. 

Öncelikle hipster kültürü nedir ne değildir kısaca özet geçelim. 50li yıllarda Amerika'da ortaya çıkan bu akım müziğin iyisini, otun sağlamını, modanın moda olmayanını benimseyen gençler tarafından oluşturulmuş bir alt kültür aslında. Günümüzde tekrar patlak veren hipster modasında elbette değişen şeyler var.Bir zamanlar modayı benimseyen kesime deyim yerindeyse siktiri çeken hipster tayfası bugün oluşturdukları moda akımıyla milyonları peşlerinden sürüklüyor. Günümüzde aksesuar olarak papyonların ve büyük kemik gözlüklerin ön plana çıktığı bu akımda kot gömleklerin, skinny kotların, bol kazakların da büyük bir yeri var. Pull&Bear, Bershka, H&M gibi moda devlerinin bir pazarlama politikası haline getirdiği hipster akımı tumblr gibi sosyal ağların kullanımıyla yaygınlaşmış 80lere dönüşle daha bir popüler olmuştur. Hala çoğu moda ekolü tarafından "HOMELESS FASHION" olarak nitelendirilen hipster akımını ben çok seviyorum, kim ne derse desin! 

Gelelim Pull&Bear'ın modern hipster stillerine.

  

Şortun altına bilekli çorap giyilmez kuralını her ne kadar yıksalar da yok ben yıkamam gibi. Hele şortun altına bilekli converse giyen birini gördüğümde dört gün bunalıma giriyorum. 

 

Büyük güneş gözlükleri, aykırı renkler ve kocaman çantalar. Çanta kadın aksesuarı değildir demek istiyorlar bence.

  

Şortun üstüne kazak benim de en sevdiğim stillerden. Hatta bu look benim favorim sanırım.

 

Kot ceketlerin ne kadar büyük bir payı olduğunu söylemiştim ama sırt çantalarını unuttum. Kaykay yapan bir hipsterın sırt çantası yoksa ona hipster denemez birader.

  

Kotla espadril giyilmez anlayışı da yıkılmış bulunmakta. Tabi ki kotun paçalarını kıvırmak şartıyla! 

 

Dikkatinizi örgü kemere çekmek istiyorum. Söyleyeceklerim bu kadar. Tşk.

 

Barrel Bag dediğimiz halk arasında bowling çantası ikoncanlar arasında Fred Perry Bag olarak bilinen şu çantalara da inanılmaz hastayım. Bu looka da bayıldım.

 

Uzun çoraplara bakmayayım dedim ama yine kendime hakim olamadım. En iyisi ben şapkaya odaklanayım...

 

Son olarak da şu desenli gömleklerin modaya geri dönmesi çok güzel oldu. Öğğ gelmişti artık şu kareli gömlek furyasından.

Hepinizi kucak dolusu öperken sözlerimi şu naçizane deyimle bitiriyorum.
"Geldi bahar ayları, hepiniz azdınız amk."

1 Nisan 2013 Pazartesi

Tasarımın Çılgın Kovanı: Silence of The Bees

Bebeklerim.

Bugün 1 Nisan. Biraz önce YGS sonucumu da öğrendim. YGS sıralamamla Mavişehirden 1+1 stüdyo daire alabilirim, gerisini siz düşünün. Ahaha. Olsun ben katiyen moralimi bozmuyorum önümdeki yeni sınavlara güzel günlere bakıyorum. Zaten seneye İstanbul'a reklamcılık okumaya gideceğim kesin. Bakıcam orada yapabilirsem yapıcam eğer ki olmazsa Amerika'da herhangi bir özel moda okulunda eğitimime devam edicem. Yani mutluyum abicim, ne olacak yeaav.

Ama sınavım kötü diye kendimi bunalımlara depresyonlara sokmadım. N'aptım? Bugün sizler için tasarımın yeni adı Silence of The Bees'in tasarım ofisine konuk oldum. Sizler için ürünleri inceledim, tasarımcılarla konuştum, ortamı değerlendirdim. Şöyle kısaca bir bakalım isterseniz. 




"Bu minik kovan bir yıl önce İzmir’de doğmasına rağmen birçok yerde karşılaştığımız bir marka haline geldi. Silence of The Bees'in bal tadında tasarımları ve yetenekli ekibi,  modanın deneysel atölyesi diyebileceğimiz bir arı kovanı aslında." diyebilirim Silence of The Bees için. Bostanlı'nın en güzel sokaklarının birinde harika bir ofis. İçeri girdiğiniz an sizi kocaman gülümseyen sıcacık insanlar karşılıyor. Neslihan, Enis, Mine, Nermin, Aslı, Töre, Ufuk, Vildan, Sercan... Hepsi birbirinden şahane isimler. Beni kocaman kahkahalarla karşılıyorlar. Ben de onları elbette. Hatta onları küçük bir toplantıdayken rahatsız ediyorum, olur mu hiç diyorlar. Gülüyoruz.  




Silence of The Bees yepyeni bir marka. Ben de onlarla tanışalı kısa süre oluyor. Ama sizlere aktarmak için bugünü seçtim, yoğunluğumdan dolayı. Ürünler şahane. Bildiğimiz standart giyim markalarının çok dışında çizgilerle oynamayı seviyorlar. Farklı çizgileri farklı detayları biraz daha karikatürize ederek o kaliteli kumaşların üstüne basıyorlar. Çoğunlukla beyaz üzerine kullanılıyor bu desenler. Butik giyim dediğimiz daha çok tasarıma dayalı ürünleri sevenler için büyük bir seçenek Silence of The Bees.   



Silence of The Bees bir kadın giyim markası. Ama ayakkabıları o kadar güzel ki insan dayanamıyor. Hele ki kurukafalılar tam çılgın beyler için. Hep erkek okuyucularımı mı bilgilendiricem abi biraz da hatun kızlarımıza çalışalım yani.

Silence of The Bees'in çalıştığı bir çok ünlü ve çok severek takip ettiğiniz diziler var. Marka büyümeye devam ederken özgün çizgisinden asla bir şey kaybetmiyor. Farklı seçenekleri özel çizgilerle birleştirip bizlere sunmaktan büyük bir mutluluk duyuyor. Ben de onları bu postta blogumda ağırladığım için büyük bir onur ve gurur duyuyorum.
 
geçen yine etek deniyorum...

 
denizden çıkıp yeni bikinimle üşümek ürpermek istiyorum...

 
ayakkabılar diyorum ooyy diyorum..

 
kalbimde boş değil artık tanıştırayım girlfriendim... 



Silence of The Bees'te geçirdiğim güzel saatlerden sonra sıra geldi asıl bombaya. Sevgili moda avcıları, Silence of The Bees'in size çok güzel bir sürprizi var. İçinizden üç şanslı talihliye Silence of The Bees'den çok güzel bir ayakkabı armağanımız var. Eminim ki siz de bu güzel ayakkabıyaa sahip olmak için can atıyorsunuz. Şartlar basit.

-Silence of The Bees'in facebook sayfasını beğenin.
-Twitter'da #silenceofthebees hashtagi ile bir tweet atın.
-Ve Facebook sayfamı beğenerek beklemede kalın.

Bu çekiliş için kadın olmanız ve bir facebook bir de twitter hesabınız olması yeter. Üstteki şartları gerçekleştirdikten sonra "adınız soyadınız, e-mail adresiniz, ayakkabı numaranız, twitter kullanıcı adınız" halinde yorum atmanız yeterli. 15 Nisan Pazartesi günü kazananlar hem kendi facebook sayfamda hem de Bees'in facebook sayfasında açıklanacak. Kazananlara mail atıcam ayrıca :)

HAPPY BEES GAMES! MAY THE ODDS BE EVER IN YOUR FAVOR!