28 Eylül 2013 Cumartesi

3 Dizi 3 Öneri

Hello bitches, this is Ali Rıza calling.

Sevgili, Pis Yedili Severler, sizlerle bu hafta şöyle hafif geçiştirmeli bir post yazayım dedim. Çünkü nedense hiç modayla ilgili bir şey yazasım yok bu hafta. Okul açıldı açılalı modum düştü yemin ediyorum. Her gün 3 saatim git-gel yollarda geçiyor. Heba oldum şu genç yaşımda. Benden 5 seneye pek hayır gelmez sanırım. Her neyse gençlik dediğim gibi okullar açıldı ve şöyle postuma geçmeden iki üç gözlemimi fırlatmak istiyorum yazıma. Öncelikle lisedeki o bedbaht moda anlayışı üniversitede yok. En azından bizimkinde çok sağlam tarzlar var yani. Takdir ettim. Daha ilk günden bir çocukla pişti olduğum an bunu çok net anlamış oldum. Tabii ki çok vasatlar, çok marjinaller, çok saçmalar, çok gereksizler de var. Ama genel olarak bizim ortam sağlam yani. Ailenizin feşın bılogırı olarak bizim okul onayımdan geçti. Devamında ise bir liseli olarak üniversiteye adaptemin zorluğundan bahsetmek istiyorum. Bir anda binlerce 20li yaşlarında insanla bir araya gelince ve hadi bakalım A221'de bilmemne dersine M114'te bilmemne sunumuna olunca kafa amışıyor. Benim beynim ilk gün yandı ne yalan söyliyim. Ama üniversiteli olmanın rahatlığını hissediyor insan. Tek eksiğimiz biraz çim, o da olunca bol bol çimli üniversiteli fotoğraf atıcam.

Gelelim bir sinema öğrencisinin dizi önerilerine.


 

İkinci sezonunu büyük bir heyecanla beklediğim dizi The Carrie Diaries ile başlıyoruz. İkinci annem olarak gördüğüm Sarah Jessica Parker ile hayat bulan Sex and The City'nin yıldızı Carrie Bradshaw karakterinin gençliğiyle karşınızda Annasophia Robb. Bir dönem Charlie's Chocolate Factory'de Violet karakterini oynayan bebe Annasophia bugün karşımıza Carrie Bradshaw olarak çıkıyor. Bir kitap uyarlaması olan dizinin stylingin de ise idollerim arasında olan Gossip Girl'ün stilisti Eric Daman var. Dizinin stylingi gerçekten çok sağlam. Kitapla dizinin uyuşmayan yanları da var tabii ama onları es geçiyoruz. Manhattan'ın bir numaralı kadını Carrie Bradshaw'ın 16 yaşında tırmanmaya başladığı başarı merdivenlerinde onu izliyoruz. 



Shameless ise dizinin hası, dramın kendisidir arkadaşlar. Chicago'da yaşayan Gallagher ailesinin başından geçen trajikomik hikayelerle kimi zaman çok gülüyor kimi zaman ise çok üzülüyoruz. Tam bir pezevenk olan baba Frank, lezbiyen olduğu için ailesini terk eden orospu anne Monica, muhteşem bir abla Fiona, piç abi Philip, ergen gay Ian gibi karakterleri barındıran diziye ben 10 üstünden 10 veriyorum cidden. Her bölümü bir aksiyon her bölümü bir heyecan. Diyorsun ki vay amına koyim bu adamların yiyecek yemekleri yok ama hep mutlular daima birlikteler. Ailede genel olarak bir namussuzluk söz konusu olduğundan çok large olmaları da insanı delirtmiyor değil. Fakir ama utanmazların dizisi Shameless şiddetle önerimdir.



The New Normal ise Türkiye'ye gelse nasıl olur ulan dediğim nadir dizilerden. Los Angeles'ta yaşayan kalbur üstü eşcinsel bir çiftin taşıyıcı anne yoluyla çocuk edinme hikayesinin anlatıldığı dizi maalesef ilk sezonda ekranlara veda etmiş. 22 bölümü bulunan diziyi bu yüzden çabuk harcamayın özlersiniz diyorum. Jinekolog David ile Prodüktör Bryan'ın çocuk edinme hikayelerinde karşılarına çok erken bir yaşta hamile kalıp ailesinden büyük bir sıkıntı çeken Goldie çıkıyor. Goldie'nin muhteşem kızı Shnaia, annanesi kaşar Jane ve Bryan'ın müthiş siyahi asistanı Rocky ile harika bir dizi duruyor karşımızda. İyi bir aile olmak için illa bir anne bir babaya sahip olunmayacağını bizlere gösteren dizi izlenmeye değer diyorum.

Hepiniz bu üç dizinin ilk sezonlarını izleyip özet yazıyorsunuz. Gebertirim.



1 yorum:

  1. Nerelerdesin la, 1kot 5kombin ve back to school #2 istiyoooz, ali duyuyon mu

    YanıtlaSil