27 Temmuz 2013 Cumartesi

Ali ile Buram Buram Makedonya.

Hello bitches, this is Ali Rıza calling.

Sonunda anavatanımıza kesin dönüş yaptım. Gerek sosyal medya hesaplarımdan gerek instagramdan anlayacağınız üzere 10-25 Temmuz tarihleri arasında Makedonya'daydım. 15 gün boyunca hayatımın en güzel tatilini yaptım diyebilirim. Kuzenimle geçirdiğim o koca iki haftanın nasıl geçtiği hakkında emin olun hiçbir fikrim yok. Tam anlamıyla göz açıp kapanıncaya kadar geçti. Üsküp o kadar serindi ki ilk geldiğim gece fenalık geçirdim burada kurdeşen dökecektim. Bu tatilin bana en güzel tarafları ise dilini bilmediğim bir ülkede kendi başıma gezebildiğimi, alışveriş yapabildiğimi görmem oldu diyebilirim. Tabi ki tek başıma uçak yolculuğu da var. Göt zor da kalınca her şey vız geliyor demek ki. Hadi çok uzatmayalım da izlenimlerime geçelim. 



Gidiş yolculuğumuz gerçekten çok güzeldi. Çoğunuzun bildiği gibi kankitom Yasmin ile birlikte gittik. Sağolsunlar Sabiha Gökçen Wings Lounge'da bizi bir güzel ağırladılar. 2 saat boyunca sınırsız yiyip içtik. Tabi o kadar yiyip içince 40.000 feet yukarıda kusmamak için kendimizi zor tuttuk. Bir de Yasmin sürekli "ya kabin basıncı düşerse? ya beynimiz patlarsa?" dedikçe daha da fena olduk. Ama her şeye rağmen çok güzeldi.



Biraz da Makedonya ve Üsküp hakkında genel bilgi vereyim kaynatasızlar. Makedonya 2.5 milyon nüfusuyla küçük bir Doğu Avrupa ülkesi. Büyük İskender'in kurduğu Büyük Makedonya bu topraklarda kurulduğu için binlerce yıl buralar Makedonya ismiyle anılmış. Şu anki Makedon ırkı hafif Bulgar hafif Slav kökenli. Yani Büyük Makedonya uygarlığındaki Makedonlarla herhangi bir akrabalıkları yok. Bayrakları İskender Güneşi diye adlandırılan bir motifle bezeli. Devletin resmi dili Makedonca, resmi dini Hristiyanlık. Ülkede yoğunlukta Makedonlar ardından Arnavutlar onun ardından ise üçüncü etnik kimlik olarak Türkler var. 80.000e yakın nüfuslarıyla Türkler gittikçe azalmakta. Resmi olarak uluslararası platformda "Former Yugoslav Republic of Macedonia" olarak tanınan ülkenin kendi resmi adı ise "Republika Makedonija". FYROM ismi ise Yunanistan'dan kaynaklanmakta. Yunanistan ile aralarında yaşanan Alexander Makedonski yani Büyük İskender krizi uluslararası platformda da sorunlara neden olmuş. Amma ve lakin Makedon Hükumeti ülkelerinin sadece Macedonia olarak tanınması konusunda ısrarcı. Emin adımlarla da bu yönde ilerliyorlar. 


Üsküp'e gelelim şimdi de. Ben Radovişliyim ama teyzemler Üsküp'te yaşadığı için 15 gün Üsküp'teydik ki Üsküp'ü de pek severim. 600.000 nüfuslu Üsküp, ülkenin başkenti. Üsküp'teyken kendinizi Viyana'da hissedebilirsiniz çünkü ülkede çok fazla heykel, çeşme, anıt, park mevcut. Hatta bir rivayete göre şehirde kişi başına iki tane heykel düşüyorggobjkhpğgh. Üsküp genelde serin bir şehir. Üsküp Tipi Hava Kirliliği ile dünya literatürüne geçmiş bir şehir. Dağlar arasında kaldığı için basık bir havaya sahip şehir bu isimle anılan bir hava kirliliğine mevcut. Kirlilik dediğime bakmayın bize göre o kadar temiz ki ilk gün temiz havadan beynim yandı ahahaha. Ha sorarsanız ki Alicim sen bu şehirde yaşayabilir misin diye cevabım maalesef hayır olacaktır. Tatil için muhteşem bir şehir ama İzmir'den sonra yaşanmaz gibi.


15 gün boyunca dünyanın en güzel en tatlı kuzeniyle birlikteydim. Leyla ile yani. O kadar iyi anlaşıyoruz ki kardeş olsak anca bu kadar olurdu eminim. Zaten sülalede en iyi anlaşan kuzenler de biziz. Kızcağız bir dediğimi iki etmedi. Havaalanında ayrılırken amı götü dağıtmamak için kendimi zor tuttum. En çok yemeklerini, soğuk kahvelerini ve de her sabah beni yüksek ses müzikle uyandırışını özlücem sanırım. Kuzenimin instagram hesabı için tık tık. 

 



Makedon Mutfağı bir diğer özleyeceğim şey sanırım. Yüzyıllarca Türk kültürünün etkisinde kaldığı için bize çok yakın bir mutfakları var. Hem Türk kültürünü hem Arnavut kültürünü hem de Batı kültürünü çok iyi bir sentezle mutfaklarına yedirmişler. Yemekleri hem çok güzel hem de bize çok uygun. Özellikle biraları ise müthiş. Skopsko firmasının Üsküp'e özgü biraları çeşit çeşit. Bugüne kadar içtiğim en güzel biralardı. Hele ki resimdeki limonlusu... Tadi hala damağımda. Bir de muhteşem bir abur cubur olayı var. En küçük markette bile 500 çeşit cips var abartmıyorum. Çikolatalar, dondurmalar, kekler... Özellikle Snickers'ın çikolatasından nefret eden biri olarak dondurmasına aşık olduğumu söylemeden geçemeyeceğim. Bir de litrelik kokteyl olayı var ki tadından yenmez. Bildiğimiz Mojito, Margarita ve birçok kokteyl 1.5 litre olarak marketlerde satılıyor. Alıyorsun kola gibi yemekte içiyorsun ahahaha. 




Ve yine yeniden Yasmin. Bebeğim beni özlemiş olacak ki kalktı ta Valandova'dan benim için iki günlüğüne Üsküp'e geldi. 2.5 saat yol çekti garibim. 2.5 saat de yol mu demeyin Makedonya'nın bir ucundan bir ucu zaten 3 saat. O yüzden Makedonya'da yaşıyorsanız bu yol orası için baya bir taşaklı. Ayrıca fotoğraflardaki güneş gözlüğümü de kaybettim. Bulan olursa lütfen haber versinfvjogpg. Yasminle iki gün boyunca ortalığın amına koyduk. O kadar çok gezdik o kadar çok yedik içtik ki anlatamam. Sanırım insan 13 senedir biriyle arkadaş olunca artık onu kardeşiyle aynı kefeye koyuyor. Leb demeden leblebi diyeceğini çok iyi anlıyor. Ve Aliş, Yasmin'i çoook seviyor.


Bu arada Yasmin'le Dal Met Fu'da harika bir akşam yemeği yedik. Üsküp'ün en eski, en köklü en de lüks restaurantı Dal Met Fu müthiş kalitesi, muhteşem manzarası ve harika yemekleriyle sizi kendisine bağlıyor. Benden size öneri. Üsküp'e uğrarsanız mutalaka Dal Met Fu'da bir pizza yiyin. Fiyatları da gayet makul. En lüks restaurant olmasına rağmen bir bira 2 euro, bir pizza ise 6,7 euro. Pizza dediğim de masa kadar geliyor bu arada. Zaten Makedonya'da genel olarak yiyecek fiyatları çok uygun. 10-15 liraya çok rahat doyarsınız her yerde. Bir kilo kıymanın 10 liraya tekabül ettiğini düşünürseniz ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. Ha unutmadan Makedonya'da porsiyonlar çok büyük her yerde. O yüzden Türkiye'dekiyle bir tutmayın. Eğer bir pizza yiyecekseniz küçük boyunu bile iki kişi bölüşün.

 


Bu postun sahibi ben olurum da alışveriş olmaz mı? Arkadaşlar alışverişin amına koydum açıkçası. Bunlar sadece buzdağının görünen kısmı. Gittiğimde o kadar muhteşem indirimler var ki yazlık, kışlık ne varsa doldurdum geldim. Zaten bavulum resmen kapanmadı bin zorlukla kapatabildim o kadar dolmuş ki. ZARA'da acayip bir indirim vardı. Fiyatlar resmen taban yapmıştı. Gidip deri ceket dahi aldım siz düşünün. Bunun yanı sıra dünya markaları da bize göre çok az daha uygun. Scotch and Soda'dan harika bir iPad Case aldım o nedenle. Pull&Bear, Bershka, Mango gibi mağazalar bizimle aynı fiyatta. Fakat Koton, DeFacto gibi Türk markaları anasının amı gibi pahalı. Ciddiyim. Buradan tekstil dünyasına çağrıda bulunuyorum. Springfield gibi Calliope gibi Terranova gibi The NewYorker gibi nimetleri ülkemize getirin. Makedonya'dan almak zorunda kalmayalım. Ya da getirmeyin lan herkeste olmasın aq.


Ve güneş batarken ardından tepelerin, veda vakti geldi teletabilerin. Üsküp'ten dönerken yüzümdeki salak gülümseme içtiğim bulantı hapından dolayı yanlış anlaşılmasın. Yoksa baya bir hüzünlüyüm yani. Bu çok sevdiğim ülkeye çok sevdiğim insanlara yine veda ettim. Seneye kadar çok özlücem sanırım. Olsun ama seneye tekrar görüşmek üzere. Aj prijatno!

Not: Merak edenler için İzmir Ekonomi Üniversitesi'nde Sinema ve Dijital Medya kazanmış bulunmaktayım. Darısı başınıza.

Bu arada siz neler yaptınız?








1 yorum: