25 Aralık 2013 Çarşamba

The New Year Gifts for HER.

Öncelikle mutlu noeller sevgili ren geyiği severler.Yılbaşına beş kala markalar da PRlar da olmasa bize ne hediye alan ne de hediye veren var. Allah hediye gönderen herkesten gani gani razı olsun valla yoksa bu yılbaşında yalnızlıktan tüm gece Rumeli TV izleyip intihar edicektim. Siz de benim gibi hiçbir yılbaşı planı yapamadıysanız üzülmeyin. Yalnız değilsiniz. Victoria's Secret'i de önceden izlediğime göre yapacak hiçbir şeyim kalmadı. Yılbaşı gecesi Taksim'e kendini ellettirmeye çıkan turistler kadar çaresizim şu an. Fakat engeller beni yıldıramaz. Sizler için özel istek üzerine son birkaç günde sizi kurtaracak bir hediye kılavuzu daha oluşturdum. Ablanıza, sevdiğiniz kıza, sevgilinize gönül rahatlığıyla alabileceğiniz hediyelerimiz şöyle;


*Michael Kors Jet Set Travel Bag: Siz onun travel bag dediğine bakmayın, diğer modeli Selma ile bu senenin en çok tercih edilen çantası olmayı başardı.
*Armani Jeans Patent Shopper Bag: Rugan çanta anlayışına bambaşka bir boyut kazandıran Armani, bu sezon yenilediği çantasıyla yine çok trend yine çok şıktı.
*MAC Eyeshadow Palette: Beyler benden size küçük bir ipucu. Her kız MAC'i sever. Önemli olan onun en sevdiği göz farı tonlarını bilmek. Gerisi çocuk oyuncağı.
*MARC by Marc Jacobs Cat-Eye Sunglasses: Bu gözlükle tüm hatunlar yanınızda Breakfast at Tiffany's gibi dolaşacak. Audrey Hepburn gibi hissetmek her kadının hakkı.
*Forever New Wallet: Ali'cim sen n'aptın ya? Bunların hiçbirine bütçe yetmez yapma etme gözünü seveyim diyenlere Forever New'ün şu inanılmaz şık cüzdanını öneririm.
*Swatch Silicone Wrap Around Strap: İyi de abi benim hatuna gelmez bunlar o daha sportif diyenler için de bu güzel spor saat kurtarıcı olacaktır.
*Killer Queen by Katy Perry: Benim sevgilimin hediyesi özel olsun, sadece onda olsun diyenler bugüne kadar parfüm eleştirmenlerinden en yüksek notu alan şarkıcı parfümü Killer Queen'i hızlı kargoyla yurtdışından getirebilir çünkü parfüm Türkiye'de satışa sunulmadı. Biraz tuzlu olacaktır fiyat ama inanın değecek.
*Si by Giorgio Armani: Benim için bu senenin en iyi kadın parfümü olan Si, hafif şekerli kokusuyla büyüleyici. Si sevgilinizi büyülecek, sevgiliniz ise sizi!
*Forever 21 Mickey Mouse Crop Top: Mickey'li bir cropa hiçbir kız hayır diyemez. Siz de bunu giyen hoş hatuna hayır diyemeyeceksiniz uyarmadı demeyin.
*Victoria's Secret Hydrating Body Lotions: Bu güzel vücut losyonları harika ve çok zekice birer hediye bana kalırsa. Onlar muhteşem kokusuyla ve güzel dokusuyla sevgilinizin cildini okşarken, sizin de cebinize iyi gelecek.

21 Aralık 2013 Cumartesi

The New Year Gifts for HIM.

Yeni yıla tam tamına on gün kalmışken yalnızlığın dibine vurduğum bir güne daha merhaba. Hiçbir yeni yıl planım yok, hiçbir yeni yıl hediyem yok ama olsun önemli olan katılmaktı. 2013 acısıyla, tatlısıyla bana çok şey yaşatan bir yıl oldu. Öncelikle yayında ve yapımda emeği geçen herkese teşekkür ederim. Çok dostlar kaybettiğim ama bir o kadar da çok dost kazandığım, büyük kararlar verip doğru şeyler yaptığım, kocaman değişimler yaşayıp istediğim kişi olduğum 2013'ü aslında özleyeceğim. Dedim ki bana ne hediye geliyor ne hediye gidiyor bari şu güzel okuyucularım sevaplansın. Sizler için "bana da alınsa çok sevineceğim" yeni yıl hediyeleri seçtim. Abinize, sevgilinize, sevdiceğinize gönül rahatlığıyla alabileceğiniz hediyeler tam da şöyle; 



*Marc Jacobs Ipad Case: Günümüzde her metropol erkeğinin bir ipadi bir de onu tamamlayıcı şık bir kılıfa ihtiyacı var. Ben de Marc Jacobs'un bu siyah kılıfını öneriyorum. Klasik ama çok modern.   
*New Balance Snickers: Özellikle bu sene gerek renkleriyle gerek tasarımlarıyla en çok ön plana çıkan spor ayakkabı markası olan New Balance, suit giyimin altına spor ayakakının ne denli şık olacağını bizlere gösterdi.
*MacBook Air: Diyorsanız ki bende para çok hem öyle laylaylom hediye de vermek istemiyorum size en güzelinden bir MacBook Air öneririm. Hem çok hafif hem de çok güzel.
*ZARA Clucth: Sene başında zarf çantaların erkekler için ne kadar popüler olacağından bahsetmiştim. Nostradamus gibi çocuğum valla söylediğim oldu. Kendimi bir Trendsetter ilan edip ZARA'lara uğramanızı öneririm. Her smart casual'ın bir clutchı olmalı!
*Daniel Wellington Watches: Bu aralar en çok aşerdiğim saat olan Daniel Wellington saatlere bayılıyorum. Kordonundan tutun da saatinin çerçevesine kadar hastasıyım. Kimse bana bu saatten almazsa ben kendim alırım.
*Urbanears Headphones: Urban benim tasarımını en beğendiğim kulaklık markası. Beats kadar metal, Sennheiser kadar da kaba değil. Gayet kararında. Ben de kulak içileri mevcut urban'ın ama Ali oğlan der ki kırmızı bir headphones neden olmasın?
*The Body Shop Tea Tree Face Mask: Sivilceleriyle sorun yaşayan abinize, kardeşinize, sevgilinize alabileceğiniz en güzel hediye. Her erkek 2014e bakımlı ve bebek poposu tadında bir ciltle girsin diye bu güzel yüz maskesi harika bir hediye.
*Starbucks Store: Starbucks'tan alacağınız güzel bir kupa, termos veya güzel bir hediye kartı? Bence hem küçük hem de her kahve içişinde içini ısıtacağınız güzel bir anı olacaktır.
*Made To Measure by Gucci: 2013'ün açık ara en iyi parfümü olan Made To Measure by Gucci, yeni yılda farklı parfümleri seven erkekler için hem çok farklı hem de çok iddialı bir hediye olabilir ne dersiniz?
*Lomography Vintage Camera: Instagram delisi, fotoğraf manyağı veya blogger hiç fark etmez. Fotoğraflara birazcık ilgisi olan bir erkek bu hediyeniz ile mest olacaktır. Vintage Camera'da bir marka olan Lomography harika bir yılbaşı hediyesi.


16 Aralık 2013 Pazartesi

Oldu Mu Şimdi: GQ Men of The Year 2013

Ekranların atarlı giderli bloggerı Ali Rıza, yine bir ödül töreni yazısıyla karşınızda. Çok okunan, çok sevilen, çok olay yaratan Bir Stil Faciası: Elle Style Awards 2013 yazımdan sonra GQ Men of The Year 2013'ü de yazmazsam gözüm açık giderdi. Ben bu çirkin kırmızı halıları, ödülleri eleştirmekten bıktım millet bu zevksizlikten bıkmadı. Benim sorunum ödüllerle değil bu arada ödülleri alan arkadaşların zevksizliğiyle yanlış olmasın yani.


Gecenin ilk bombası her yerden çıkan ve dünyadaki tüm etkinlikleri sunduğunu düşündüğüm Burcu Esmersoy. Elbisesi, saçı, başı, makyajı gayet güzel. Şimdi beğendim allah için bok atmayayım.


Ooooo Deli Kadir de burdaymış. Agaya da laf yok onu da es geçiyorum.


Nihatcığım keşke ödül törenine gelirken modacı arkadaşlarından birkaç öneri alsaymışsın. Arkadaşlarınla pazar kahvaltısındaymışsın da geçerken bir uğramışsın gibi yani. Olmamış bu.


Eda Taşpınar'ın bipolar olduğunu düşünmeye karar verdim. Bir önceki ödül töreninde en şık hatun iken şimdi en rüküş hatun ya. Ablam sen neden böyle yapıyorsun? Üstündeki korse midir tül perde midir nedir çıkar at bir rahatla ya.

 

Bir insan Kenan İmirzalıoğlu'nu neden yakışıklı veyahut çekici bulur emin olun asla anlayamayacağım. Baya baya keko bu adam bence. Konuşması falan zaten hiç çekilmiyor. Bu Deli Yürek ne zaman bu kadar ünlü oldu ya. Papyon da üç beden büyük gelmiş o smokine.


Aklıma gelen ilk soru olarak "Mabel ve Hakan birlikte mi?". Eğer öyleyse gerçekten BU NE UYUMSUZ BİR ÇİFT SEÇİMİ yani. Hiç de yakışmamışlar ama konumuza geri dönersek Mabel'in kadife blazerı çok hoşuma gitti. Hakan Akkaya'nın sünnet elbisesine ise kocaman bir bizimla diyılsın.


Bu kadın burada peki bu kadının kocası nerede? Elbiseyi ne sevdim ne de nefret ettim o yüzden yorum yapamayacağım. Ama iyisin iyi sevgili Bergüzar.


Orhan Baba ve ekürisi Sevim Emre de gerçekten ufunet krizi geçirten çiftlerden. Orhan Baba'nın botokslar çok yakında patlayacak olsa da şıklığı yadsınamaz.


Şu hayatta içimin almadığı erkeklerden biri de Yılmaz Erdoğan. Bir türlü sevemedim sanırım hiçbir zaman da sevemeyeceğim. Filmlerini de sevmem zaten. Ayrıca çok yaşlandı ya resmen göçtü adam kıyamam. Kıyafetine gelecek olursak da iç güveysinden hallice görünüyor.


Adamsın Drogba be. Smokini de çok ayarında olmuş helal olsun aslanıma. 


Ve de gecenin bombası Beren Saat. Sevgili Beren ne akla hizmet böyle bir elbise giydin? Çok kötü bir dönemindeydin de mutluluğu bu elbisede mi aradın? Abudik gubidik kollarıyla, çirkin göğüs dekoltesiyle hiç olmamış be canım.

10 Aralık 2013 Salı

Bir Stil Faciası: Elle Style Awards 2013

Ya rabb, bu ülkede bir gün de şöyle hakkıyla bir kırmızı halı göremeyecek miyiz ya? Bu nasıl bedbahtlık bu nasıl dibe vurmuşluk? Ulan zaten ülkede adam gibi birkaç ödül töreni var bari adı da stil ödülleri diyorsun ama ortalık elbiseye parayı gömdüm giydim geldim sadece. Bilirsiniz ki kırmızı halı yazmayı sevmem ama bu kadar kötü bir kırmızı halı dibine kadar eleştiriyi hak ediyor. Hazırsanız karşınızda son zamanların en fena ödül töreni Elle Style Awards 2013.


Gecenin ilk ödülü En Stil Sahibi Saç ile Serenay Sarıkaya'nın. Serenay'ı çok severim çok beğenirim ama Serenay'ın saçının nesi stil abi? Bildiğin uzun saç yani sokaktaki beş kızın üçünde bu saçtan var zaten. Elidor sponsorluğunda verilebilecek daha kıytırık bir ödül olamazdı sanırım.


Gecenin ikinci ödülü ise Yılın Stil İkonu olarak Ahu Yağtu'ya gidiyor. Ben hayatımda bir kişinin de kalkıp "ay Ahu Yağtu ne kadar güzel giyiniyor" dediğini duymadım. Hadi bir Hande Ataizi olsa yine neyse de Ahu Yağtu nedir? Zaten şu cenazeden dönme elbisesiyle gayet rahatsız edici görünüyor. Üzgünüm.


Gecenin bir diğer ödülü olan Yılın Erkek Tasarımcısı ile Serkan Cura'ya hiçbir lafım yok. Ödül yerini bulmuş da o pantolon hala yerini arıyor maalesef.


Yılın Dizisi ödülünü İntikam'ın almasına şaşmamak gerek. Dizilerimizdeki styling facialarını hepimiz çok net biliyoruz fakat İntikam'ın ilk dönemlerdeki facia stylingini de unutmayın derim. Ben olsam  ödülü MedCezir'e veririm. En azından ciddi anlamda başarılı.


Bir diğer ödül olan Yılın Kadın Tasarımcısı ise Ayşe-Ece Ege'ye gidiyor. Ona da lafım yok yine ama bu kadar kötü bir ödül töreni kıyafetini insan nasıl bulur? Üst kısmı gayet başarılı ama alt kısımdaki o tayt nedir? Bu nasıl bir keşmekeş biri açıklığa kavuşturabilir mi? 


Yılın İş Kadını seçilen Canan Kıramer'in kim olduğu hakkında hiçbir bilgim olmamasına karşın kendisinin elbisesi beğendiğim nadir birkaç kıyafetten olduğu için paylaşma gereği duydum. Yaşına, fiziğine, duruşuna çok yakışmış. Nicole Kidman'ı andırmıyor mu sizce de?


Duruşuyla, efendiliğiyle, tarzıyla, sempatisiyle gönüllerde taht kuran minik prens Yalın ise Yılın Erkek Şarkıcısı ödülünü alıyor. Yalın'ın giyimini de gardırobunu da çok beğenirim. Fiziğine, boyuna, tarzına cuk oturan kıyafetler seçiyor her defasında. Stilistini tebrik etmeli.


Ödül töreninin devamında Yılın Kadın Şarkıcısı ödülünü alan Hadise ve Memeleri şu anda karşımızda. Ya Hadise zaten seni pek sevmem bir de şu olmayan göğüslerini push-up ile doldurup millete sunuyorsun ya daha da bir şey demiyorum. Kendi kategorisinde daha stil hatunlarla (bkz. Gülşen) yarışan Hadise resmen fanlarının sayesinde almış ödülü. Kilo verince de gözüme bir garip gelmeye başladı bu hatun. Neyse...


Ve ve ve. Erkeğin hası, kıllı döşlerin bir numarası Burak Özçivit was here. Kendisi Yılın Erkek Oyuncusu ödülünü alarak farkını ortaya koyuyor. Zaten ondan başka kim alacaktı pardon da keko Kenan İmirzalıoğlu mu alacaktı? Tabii ki de Burak alacaktı. Stilini hep sevdim hep seveceğim. Canımsın.


Böyle elbiseler giyin canımı yiyin. Gülse Birsel hatun kızımız Yılın Kadın Oyuncusu ödülünü 90dan çakarak alıyor. Elbisesini zaten çok sevdim. Tarzına her zaman bayıldığım Gülse'nin boyuna posuna kurban olurum be. O kemerli burnundan öperim.

Şimdi de sıra geldi ödül alamayıp manuel takılan loser tayfaya.


Özge Ulusoy biraz daha kilo verirse gerçekten bambaşka bir hale bürünecek. Bu kadının boyu posu kıyafetleri çok iyi taşıyor. Stilisti ise benim canım dostum Can Alaosman. Ama Özge n'olursun artık kilo verme yalvarırım.


Akıllara Mehmet Ali Erbil'in madibudisi olarak kazınan Nefise Karatay'ın elbisesi güzel mi değil mi pek anlayamadım ama fena durmuyor hani.


Eda Taşpınar benim bebeğim ya. Yine farkını ortaya lök diye koymuş. Çok yakışmış. 


Burcu Esmersoy da güzel bir elbiseyle kırmızı halıda boy vermiş. Aslına bakarsanız ödül alanların hepsi bu kadar leş iken öylesine bir uğrayan hatunların çok daha iyi olması fazla ironik.


Ablam siz n'abıyonuz ya? Yağmur Atacan, Pınar Altuğ'un yanında adeta evladı resmen çocuğu. Ama çökmüş güzelim bebe. Neydin n'oldun be. Kendimden büyük hatun alayım da zengin olayım derdine kendini yedin bitirdin gülüm. Ayakkabılara bak be. Pınar'ın da straplezi üç dakikaya düşecek gibi.


İrem Sak bir stil töreni için fazla Heidi olmamış mı? Fazla Minnie Mouse değil mi? Yok ben sevmedim.


Naz Elmas'ı Türk modacılarına emanet ediyorum.


Tülin Şahin is the best alayına rest. Sivaslı Cindy'm benim.


Demet Akalın'ın hayatını zehreden fettan Demet Şener hiç olmamış. Üstündeki elbise saten sabahlık gibi. 


Sevgili Didem Soydan, seni hiçbir zaman sevmedim ve sevmeyeceğim de. Bu ne kızım ikinci evliliğini yapıp elalem ne der diye gelinlik yerine elbise giyen 35lik hatunlara benzemişsin. Yapma!


Gecenin en leşi ve en fenası Sertab Erener. Dağ gibi Demir Demirkan'ı bile yedi bitirdi karı. Yorumsuz...

Elle gibi bir derginin dünya çapında dağıttığı Style Awards başka bir ülkede daha kötü olamazdı sanırım. Şimdi neden bir Grammy Red Carpet yaşayamıyoruz şimdi anladınız mı? Öptüm.

8 Aralık 2013 Pazar

The Istanbul Diaries.

Üniversite diye geldik papaz okulu çıktı mübarek. Arkadaşlarım her ay on gün tatil yaparken biz iki ayda dört gün tatili zor bulduk. Eee ben de tatili bulunca hemen fırsattan istifade İstanbul'a kaçtım. İstanbul'a kaçma nedenim tamamen arkadaşlarımı görmek ve de eğlenmek olduğu için yok iştir yok blogtur yok alışveriştir falan hepsini askıya aldım. Onlar için bir dahaki dört günümü harcamam gerekecek.  


İlk durağım Bebek'ti elbette. O civarda istikamet eden lise arkadaşım Irmak'ı görmeye Levent'e gittim. İlk önce elimde bavul ve çantayla Taksim'de güzel (!) bir yürüyüş yaptım. O kadar güzeldi ki en son hüngür hüngür İstiklal'in ortasında ağlayacaktım. İstanbul'da ulaşım her ne kadar sağlam olsa da bana çok komplike ve kalabalık geldiği için tabii ki yine kurtarıcım taksiciler oldu. Hayatımda hiç binmediğim kadar taksiye bindim şu dört günde yemin ediyorum. Hem İstanbul'da taksilerin çok daha ucuz olduğunu görmek beni bir hayli sevindirdi. Konumuza geri dönecek olursak dakika bir gol bir Bebek'te Ali Ağaoğlu'nu gördüm. Ardından da Türkiye'nin en güzel Starbucks'ı olarak bilinen Bebek Starbucks'ta bir latte yuvarladım. Sanırım İstanbul'a taşınacak olsam anca Levent valla yoksa hayatta gelmem.


Ertesi gün ise benim bir tanecik bebeğim bir tanecik papatyam Buğracığım ile Taksim'de buluştuk. Kendisi ODTÜ'lü olduğundan görüşmemiz çok ama çok zor oluyor. Kendisini saygı ve sevgiyle anıyorum. Bu sırada yine ellerimizde bavullarla Buğra ile harika bir İstiklal yürüyüşü yaptık. İstiklal o kadar uzun ki fenalık geçiresim geldi en son. Adını bilmediğim kilisenin önünde hönküre hönküre ağlayacaktım yeminle. Hemen ardından yemekte bir tanecik aşkım Ceren ve canım Berksu ile buluştuk. Evlerine doğru yol alırken yoldaki tüm Starbucksları saymaya karar verdim ama en son bıraktım. Sanırım, Starbucks'ın doğduğu yer Seattle'da bile bu kadar Starbucks yok.


Üçüncü günümüzde sabah Ceren ile güzel bir Kadıköy turu yaptık. Kendisi Kozyatağı'nda oturduğundan metro ile Kadıköy'e gittik. İzban'daki samimiyeti İstanbul'un kalabalık metrosunda bulamadım ne yalan söyleyeyim. Kadıköy gerçekten çok tatlış çok şirin çok minnoş ama sanırım benim tarzım değil. Ben kendimi daha çok Bağdat Caddesi'ne efendime söyleyeyim İstinye Park'a veyahut 4. Levent'e ait hissediyorum. Ceren'i arkadaşının doğum gününe postaladıktan sonra diğer aşklarım Öykü ve Kaan ile Kadıköy My Chef'te buluştuk. Öykü, Sabancı'da okuduğundan ben yarım saate gelir diye düşünmüştüm. Hatun trafik yüzünden iki saatte geldi.  Kaan ise İzmir'den geldiği için Sabiha Gökçen'den Kadıköy'e bir saatte falan anca geldi. Hayır yani bu ne saçma bir trafik ya. Dört günde allah canımı alsın iki yaş yaşlandım. Ben Karşıyaka'dan Balçova'ya bir buçuk saatte gidiyorum diye ağlıyordum ki Taksim'den Kadıköy'e tam tamına bir saat kırk beş dakikada gelince halime şükrettim. Neyse arkadaşlarımla hem özlem giderip hem de Kadıköy My Chef'te harika bir yemek yedik. On numara beş yıldızdı yani. Helal.


Tabii üç senedir çok yakın arkadaş olunca böyle kafayı yememek elde değil. Sıkıntıdan evde Aşk-ı Memnu fotoğrafları çektik. Çünkü işsiziz. Sabahtan Bağdat Caddesi'nde ismi Namlı olan ve kol gibi fiyatları olan saçma sapan bir kahvaltıcıyı aradığımızdan en son sinir krizi geçirip bu hale geldik. Çük kadar kahvaltıya yemin ederim kol kadar hesap ödedik ya haramoski zıkkımoski olsun inşallah. Tabii Bağdat Caddesi'nde nasıl kendi benliğimi bulduğumdan bahsetmeme gerek bile yok. Eğer İzmir'deki şu çakma cadde olmaya çalışan Gül Sokak biraz daha böyle göt gibi kalırsa ömür billah Alsancak'a adım atmam bak yemin verdim. Of ulan arkadaşlarımı ne kadar özlemişim ya şu an şu saçma sapan fotoğraflara bakarak bunu anlıyorum. Hepsi ayrı ayrı bebeğim ayrı ayrı canım.


Güneş batarken ardından tepelerin veda vakti geldi teletabilerin maalesef. O harika dört günü tabii ki bir eller havaya olmadan sonlandıramazdık. Taksim Mürekkep'e gidip bir güzel kurtlarımızı döktük. Yalnız mekan o kadar basık o kadar kalabalıktı ki benim beynim resmen üçüncü dakikada amıştı. Gecenin ilerleyen saatlerinde etrafta herkesin ayaküstü halvete girmesiyle bu işler için yaşlandığımı fark ettim. Hele ki tam arkadaki çiftin sırtıma dayanarak sevişmesi bardağı taşıran son damla oldu. O an düşündüm banka soymayı, ulu orta soyunmayı yani. Yok anam zaten İzmir'de de gece hayatını sevmezdim İstanbul'da hiç katlanamadım bunu anladım. Siz benim söylendiğime bakmayın harika bir dört gündü. Tabii bu sabah hangover olarak nerdeyse uçağı kaçırıyor olmam ve de iğrenç baş ağrılarıyla uçak zımbırtılarıyla uğraşmak da var işin ucunda. Ama olsun arada böyle kaçamaklar lazım. Pamela'dan nasihat alarak "İstanbul seni hapsetmiş eski bir banda kaydetmiş." diyerek evime dönmüş bulundum. İstanbul sen mi büyüksün ben mi klişesine cevabım TABİİ Kİ İSTANBUL. 

Saygılar.

30 Kasım 2013 Cumartesi

Jeans Giyme Kılavuzu. #1

Hello bitches, this is Ali Rıza calling.

Giyim, kuşam herkes için artık büyük bir nokta. Araştırmalar kariyerinizin şekillenmesinde dahi dış görünüşün yüzde 10a yakın bir payı olduğunu gösteriyor. Kariyerinizde bile bu kadar etkiliyken elbette sosyal hayatınızda da etkisi büyük. Bugün sizlerle beş farklı kesim kotun nasıl giyilebileceğini veyahut kimlerin giyebileceğini öğrenip ona göre bir stil haritası oluşturalım istiyorum.

I. Flare 



Flare yani halk arasında bilinen ismiyle İspanyol Kesim. 70li yılların belki de en baba modasıydı İspanyol Paça pantolonlar. Anne, babalarımızın en güzel anılarına şahit olan bu kesim günümüzde karşımıza sadece kot pantolonlarda çıkmakta. 70lerde Chinolarda etkisini gösteren bu kesim günümüzde Jeans versiyonlarla sahnelerde. 2000lerde kadınlar arasında tekrar moda olup günümüzde erkek modelleri yapılmış olsa da çok da rağbet görmeyen modeli orantısız kalın üst bacaklılar, çarpık alt bacaklılar bu kusurlarını örtmek için giyebilir. Genelde altına bez tarzı zarif ayakkabıların giyilmesi uygundur.

II. Straight



Straight yani halk arasında bilinen ismiyle Düz Kesim. Bugüne kadar en çok tutulan kesim olan Straight genelde hem en kolaya kaçılan hem de giyildiğinde hata oranı en yüksek. Günümüzde etkisini yavaştan yitirmeye başlayan Straight Kesimler hala ve hala en çok tercih edilen klasik modelleri süslüyor. İnce bacaklıların, küçük popoluların giymesini önermediğim Straight Kesim kotlarda paça boyu, ağ düşüklüğü ise en önemli konulardan. Eğer alt bedeniniz gerçekten zayıfsa pantolonun içinde kaybolabilirsiniz. Biçimsiz popolular, kalın bacaklılar, çarpık bacaklılar için ise en uygun kesim. Genelde altına çizme, supra vb. dışında tüm ayakkabılar giyilebilir. 

III. Slim 


Slim yani halk arasında bilinen ismiyle Fit Kesim. 2010 sonrası en çok rağbet gören, az ama öz türeyen, en kurtarıcı kesim olarak görüyorum Slim Kesimleri. Hem pastam dursun hem karnım doysuncular için birebir olan kesim genelde ne çok dar olsun ne de çok düz olsuncuların tercihi. Kalın bacaklılar, düzgün bacaklılar, normal ve şekilli popoluların giyebileceği model hem iddialı hem de bir o kadar sade. Bunun yanı sıra ince bacaklı olup dar kesimlerle daha da ince görünmemek isteyenlerin de giyebileceği bir kesim. Günümüzde neredeyse her markanın çıkardığı Slim Kesim her erkeğin gardırobunda bulunmalı. Slim Kesim bir kot her türlü ayakkabıyla giyilebilir.

IV. Skinny


Skinny yani halk arasında bilinen ismiyle Dar Kesim. Yakın zamanda erkekler için üretilmeye başlanan Skinny Kesim en hızlı büyüyen trend olma yolunda ilerliyor. İlk başlarda punk, rock, metal akımlarında gördüğümüz skinny bugünlerde hipster, grunge gibi akımlarla iyice rağbet görmeye başladı. Hatta ve hatta artık takım elbiselerde dahil görmeye başladığımız bu kesim hem çok iddialı hem de günümüzün en şık kot kesimi. Genelde ince bacaklılar, şekilli popolular, düzgün alt bedenli kişilerin giymesi gereken iddialı bir kesim olan skinny kesimi kalın bacaklıların, büyük popoluların, orantısız alt-üst bacaklıların, çarpık bacaklıların giymemesi ise daha makbul. Altına çok kaba olmadığı sürece istenen her türlü ayakkabı giyilebilir.

V. Super Skinny


Super Skinny yani halk arasında bilinen ismiyle Ultra Dar Kesim. Son birkaç senedir hatta ve hatta geçen sene başlayıp bu sene yayılan kesim taytları andırdığı ve çok dar olduğu için genelde feminen bulunmakta. En azından ben de feminen buluyorum. Çok ama çok iddialı olan bu kesimi genelde çok ince bacaklıların, küçük popoluların giymesi uygun. Aksi takdirlerde zaten içine sığamayacaksınız kotun. Bir çoğu elastik olarak üretilen Ultra Dar Kesim, altına ince ve  hafif ayakkabılar giyildiğinde daha iyi bir görünüm sağlayacaktır.

Bütün görseller ASOS'tan alınmıştır.

28 Kasım 2013 Perşembe

Kampüs'ten bildiriyorum. #1

Hello bitches, this is Ali Rıza calling.

Sonunda hazırlıkta bir basamak atlamış oldum ve ilk kurum olan BST Level'i bitirdim hem de benden hiç beklenmeyecek çok yüksek bir puanla. Biraz çalışsaymışım tam puanla geçecekmişim yani o derece düşünün artık. Şimdi önümde bir haftalık bir tatil var bu yüzden de rotam İstanbul olacak. Hazır İstanbul'a gitmeden size şöyle bir post hazırlayayım dedim. Bundan sonra da "Kampüs'ten bildiriyorum" adlı bir yazı dizisi halinde yediğimi, içtiğimi ara sıra sizinle paylaşıp derşarj olucam. If you're ready, let's start it!


Kim demiş okul sıkıcı diye. Bakın aralarda bile ne kadar eğleniyorum. Her daim eller havaya modumdan okulda bile hiçbir şey kaybetmiyorum.


Size okulumuzdan değişik manzaralar sunmak istiyorum. Üniversite Tanıtım Komitesi gibiyim reklam yapa yapa bir hal oldum.


Okulumuza Starbucks açılacağına göre artık aralarda sırf kahve içmek için arabayla ta Agora'ya gitmemize gerek kalmadı. Ama öğleden sonra kahvesiz de hiç ders çekilmiyor abi. Çok afedersiniz osura osura uyuyoruz yoksa.


Ve de bugün okulumuzda düzenlenen "Trivia Quiz for BST and CST Levels" adlı yarışmada grup olarak birinciliği göğüsledik ve bu kuru jübile yaparak zirvede bıraktım. Çünkü her şeyi tadında bırakmak lazım arkadaşlar.


Benim şu antin kuntin çaylara olan merakımı hepiniz iyi biliyorsunuz ve şimdi de şu beyaz çay olaylarına taktım. Kipalarda üç buçuk lira gibi bir fiyata bulabileceğiniz bu yarım litrelik meyveli beyaz çaylar hem çok güzel hem de sağlıklı. Sırf şu şişesi için alınır yani. Sizin de böyle çay önerileriniz varsa lütfen bana yazın.


Bu ara okuyup bitirdiğim iki kitap var bir de. İlki "Kızım Amy" diğeri ise "Ay Hadi İnşallah". Kızım Amy'i alalı çok olmuştu ama çok sürüklemediği için beni zar zor bitirdim ama Amy'nin aşk uğruna yaptıklarını görünce insan bir kötü olmuyor değil yani. Büyük kadınmış rahmetli. Ay Hadi İnşallah ise Pucca'nın dördüncü kitabı. Diğer üçü kadar sürükleyici değil ama yine de çerez niyetine gidiyor yalan yok.


Pretty Little Liars, yeni başladığım dizilerden. Büyük bir fan kitlesi olduğundan ben de kaale alıp izleyeyim dedim. Beş tane küçük orospudan başları olan asıl orospu esrarengiz bir şekilde ölünce diğer dört orospuya olanların ekrana geldiği bir dizi. Öncelikle dizinin 45 dakika olması yüzünden ufunet geçiriyorum çok sıkılıyorum. İkincisi de dizide yoğun bir ergenlik ve yoğun bir orospuluk olduğundan çok sinirleniyorum izlerken. Daha ilk sezonunda olduğum dizi "orospuluk, sinsilik, yalancılık, gavatlık" sevenler için birebir.


2 Broke Girls ise son zamanlarda beni anıra anıra güldüren tek komedi. Ben bu diziyi neden sevdim diye düşünürken arkasında Sex and The City'nin yaratıcılarının olduğunu görünce nedenini anladım. Vasat bir lokantada ortalama bir garson olan Max ile sayılı zenginlerden olup babası iflas edince ortada piç gibi kalan Caroline'ın yollarının kesişmesi dizimizin asıl konusu. IMDB'sine aldırmayın derim, bu diziye deli gibi güleceksiniz!


Son olarak da hiç sevemediğim Zoey Deschanel'i belki severim diye başladığım New Girl var. Arkadaşlar ikinci sezonun ortasındayım ama Zoey'i hala sevemedim. Bir basiretsiz bir kaknem geliyor bu kız bana. Öğretmen Jess'in üç erkekle aynı evi paylaştığı dizimiz sit-com kategorisinde ortalama bir dizi bana kalırsa. Değişik bir konu, keskin karakterler mevcut. Fakat bazı karakterlerde sorun var. Mesela ben Schmidt'in gay mi yoksa karı kız düşkünü mü olduğunu hala çözemedim. Onun dışında diğer herkes söylediğim gibi çok karakteristik.


Son olarak da en bu aralar her gün dinlediğim albümden bahsetmek istiyorum. Erdem Kınay Proje 2, Türkiye'de ciddi anlamda şu ana kadar yapılmış en iyi club albümlerinden. Demet Akalın, Aynur Aydın, Bengü, Murat Boz gibi çok sağlam dört adama yer verilen albümde bir de Sibel Can gerçeği var ki akıllara durgunluk veriyor. Öyle arabesk bir hatun nasıl olur da bu kadar iyi disko pop söyler diyor insan. Merve Özbey denen ılık sesli karıyı da sevemedim açık söyliyim. Eğer dinlemediyseniz bu albümü muhakkak dinlemelisiniz.



Siz bu aralar neler yaptınız?