29 Aralık 2012 Cumartesi

Happy New Year

Zaman fazlasıyla hızlı akıyor, bakın bize ayrılan bir senenin daha sonuna geldik. :)

Sevgili okur biliyorum ki beni özledin. Ben de seni çok özledim. Ama maalesef çok aktif olamıyorum. Yoğun bir koşuşturmaca içerisindeyim. Şu YGS geçsin hele LYS bitsin sana söz veriyorum bir daha asla ayrılmıycaz. Yeminlen kız.

Hayatımın en stresli dönemlerinden birini yaşıyorum. Üstümdeki yük o kadar büyük ki bir gün taşıyamayıp onu bırakmaktan gerçekten çok korkuyorum. Hayatım test kitapları, deneme sınavları ve dersler arasında koşup giderken iyi ki bu bloga sahibim diyorum. Çünkü burası benim kaçış yerim. En azından beni dinleyen sen varsın. Ne desem "he" deyip geçmiyorsun, dinlemeye daha doğrusu okumaya devam ediyorsun. Sen okudukça ben mutlu oluyorum. Sonuçta ben bu blogu sen oku diye yazıyorum. Haksız mıyım?

Bu kadar muhabbet yeter. Yeni yıla girerken sana gittiğim mekanlardan, yaptığım hazırlıklardan, aldığım hediyelerden bahsedicem biraz. Biliyorum biraz geç bir Yeni Yıl postu oldu ama önümüzde birkaç gün daha var. Hala bir planın yoksa veya alacak bir hediye bulamadıysan yazının sonuna kadar bekle derim. Belki işine yarayacak bir şeyler bulursun haksız mıyım. Elbette değilim amk.

 
Sweater: Pull and Bear/ Jeans: Diesel/ Çanta: Koton/ Saat: Lacoste

 
T-shirt: Zara/ Hırka: Bershka/ Kemer: Bershka/ Postal: Collezione

 
Kazak: Terranova/ Pantolon: HE by Mango 

Serbest kıyafet olayı açıkçası hiç de tahmin ettiğim gibi değil .Daha doğrusu bok gibi. Abi her gün ne giyicem diye düşünmekten çıldırmak üzereyim. Dersaneye ayrı okula ayrı. Gerçekten üniformanın değerini şimdi anladım. Bir de çok mağdurum kanka. Mağdurum da mağdurum yani. Abi kocaman götlü kızlar tayt giyiyor, skinny jeans giyiyor. Böyle bir şey olabilir mi yani. Stadyum götüne efendime söyleyeyim Roberto Carlos baldırlarına aldırış etmeden sen o taytı nasıl giyiyorsun sevgili Kezban? Peki ya okula eşofmanlarla gelenler. Onlar ise tam bir fiyasko. Hadi kızları geçtim ama erkekler. Bir erkek koca götlüyse ve takım taklavat yerindeyse dışarıda eşofman giymemeli. Çünkü tam bir görüntü kirliliğine neden oluyor. Bir de bir zahmet şu çakma Abercrombie, GAP eşofmanlardan kurtulun arkadaşlar. Bu "çakmacı mısın pis fakir" olayı değil ha sakın yanlış anlamayın. Hani şu etiketine para vermek dediğimiz olay var ya o çakma mallarda da geçerli. Sen o çok dandik eşofman altına 30 lira veriyorsun sırf Gap çakması olduğu için.Yani sen yine Gap yazısına para vermiş oluyorsun. Ama o 30 liraya daha güzel bir eşofman altı alabilirsin. Ayrıca şöyle söyliyim Versace'ın o dallı budaklı tişörtlerine 350 lira vereceğime pazardan çakma Tommy almayı yeğlerim ama kumaşı güzel olmak şartıyla jıfgotg. Ha unutmadan, herkes saks mavisi ve bordo skinny giyer olmuş. Bizim okulda her 10 kişiden 8i böyle yani. Yok yok ben üniformamı geri istiyorum abi! 



 

Bu aralar yakın arkadaşım Fulya'yla öğle aralarında değişik şeyler tatmak istiyoruz. Elbette değişik de mekanlara gitmek. Çünkü insan sürekli belli rutinlerden gerçekten bunalıyor. Arada böyle şeyler yapmak hoş oluyor. Üstte gördüğünüz hamburger Ege Park Mavişehir'de "Friends&Burgers"ten. Hem lezzet harika hem fiyatlar da uygun. Mekanın dizaynı ise tam bloggerlar için. Menülere ise bayıldım. Orta Boy için "seviyorum" Büyük Boy içinse "çok seviyorum" diyorsunuz. Bence orijinal bir fikir! Şu üstteki "seviyorum" Rocfor Burger ise favorim. Aşağıya geldiğimizde ise İzmir'in ünlü pastanelerinden 06'nın muhteşem Sezar Salatası karşınızda. 06'nın bir pastane olarak yemek işine girmesine önce ne kadar ön yargılı baksam da Tavuklu Sezar'ı yiyince kendimden geçtim ve beş yıldızı çaktım aga.


 

Bu aralar alışveriş tutkum durdurak bilmeden devam etmekte. Şu iki parça bu ay aldıklarımdan en sevdiğim ikili oldu. Sürekli uyanık kalmak ve test çözmek durumunda olduğum için bolca çay, kahve tüketiyorum. Önceki termosum "Katy Perry" temalıydı. Çok seviyordum ama yeteri kadar fonksiyonel değildi. Bu yüzden yolum tekrar Starbucks'a düştü ve şu yeni yıla yakışır kırmızı termosu aldım. Yaklaşık 330 ml alan bu termos iki kat çelik olduğu için çayı, kahveyi 2, 3 saat sıcacık tutabiliyor. Ben de bütün gün rahat rahat takılıyorum. Oh mis oh kebap.  Aşağıya geldiğimizde ise benim biricik ev botlarımı görüyoruz. Markafoni üzerinden Twigy'den sipariş ettiğim bu ev botlarına bayıldım. Hem çok rahat hem de çok güzeller. Kansızlık nedeniyle sürekli ayakları donan biri olduğum için bunlar adeta kurtarıcım oldu. Evet 43 numara ev botu her ne kadar bebek mezarı gibi dursa da benim vazgeçilmezim. Sanırım siyahından da babama almam gerekecek fgojgobjph. 

 
Çanta-Hırka: Koton/ Tişört: Bershka

Yarabbim şu hediyelerin güzelliğine bakın. Yeni yılı işte bu yüzden seviyorum. Çünkü ucunda hediyeler var. Bunlar hediyelerin bir kısmı diğer kısmını daha fotoğraflamadım ama en yakın zamanda onları da göstericem sizlere. Şimdi olum hediye almak iyi güzel de hediye vermek daha fena. Ulan arkadaşlarıma alacağım hediyeler için ömrüm çürüdü amk. Heralde bir on sene gitmiştir şu fani hayatımdan. Yok valla her ne olursa olsun senede bir olması güzel bu işin. Fazlası zarar yani. Ama şu hediyelerin güzelliğine bakın amk. Valla amk billa amk. Çantanın renginin postallarımla uyumluluğundan tut, tişörtün üzerindeki çengelli iğneler ve kurukafaya hepsi beni benden etti. Yani amı götü dağıttım sevinçten. Buradan bana hediye alan, almak isteyen, almayı düşünen herkese kucak dolusu sevgiler. Yalarım!





Fotoğrafların genel temasından anlayacağınız üzere gittikçe bir terzi yamağı olma yolunda ilerliyorum. Şaka bir yana şu DIY dedikleri yani bildiğimiz dikiş nakış işini yavaş yavaş çözüyor olmam iyi oldu. Yoksa bu moda aşkına dağ olsa dayanmaz. Bir gün kredi kartı ekstresi yüzünden babam delirecek ve taşaklarımı ben uyurken ibret-i alem olsun diye kesecek adım gibi eminim. Beni en yakın zamanda üçüncü sayfa haberlerinde şöyle bulabilirsiniz. "ART (17), babası AST (46) tarafından yoğun, ağır, kabarık adeta kol gibi kredi kartı ekstresi yüzünden taşakları kesilerek gözleri yerinden yemek kaşığıyla çıkartılıp gelinlik giydirilmek suretiyle çalılıklara atılmış şekilde ölü bulundu. R.I.P" Her an her şey olabilir bakınız şekil A babama bile güvenmem. Gelelim üstteki zımbırtılara. İlk fotoğraftaki tişörtümü iki sene önce Tommy'den almıştım. Ama çok demode olduğu için ona bir şekil verip kollarını kestim, yakasını açtım ve yanlardan daralttım. Böylece çok salaş çok güzel bir atlet yaptım. İkinci fotoğrafta Cemreciğim bana zımbalı bileklik yapmayı öğretti ama bence çok Koreli gay şarkıcılara benzediğim için tasvip etmedim, bence dinimizce vacip değil böyle şeyler. Üç ve dördüncü fotoğraflarda ise gidip bijuteriden aldığım piramit zımbaları kot gömlek yakalarına ve kazak apoletlerine işte böyle zımbaladım. Hem zımbasız kalmadım hem de işimi 3 liraya hallettim. Babacım gördüğün gibi çok tutumluyum :)))) 


Gördüğünüz gibi yeni yıla böyle hazırlanıyorum. Ha yılbaşı planın ne diye soracak olursanız arkadaşlarımla birlikte olacağım. Ama emin olun ailemle mi kalsam diye de çelişkideyim yani. Eğer yılbaşı gecesi için giyecek kıyafetiniz daha doğrusu uygulayacak fikriniz yoksa bir tık kadar uzağınızdayım, unutmayın. Ali Rıza Chanelgil adlı hesabımdan yani twitterdan bana ulaşabilirsiniz. Ha unutmadan yan tarafta sizler için bir anket hazırladım, görüşlerinizi merak ediyorum.

2013 hepimize mutluluk, aşk, para, sağlık, başarı ve daha nicelerini getirsin. Çünkü hepimiz bunları fazlasıyla hak ediyoruz! Hepinize mutlu yıllar :)





7 Aralık 2012 Cuma

De La Serbest Kıyafet

Sevgili aşklarım, naber?

Evet yazımın başlığından anlayacağınız üzere ben de serbest kıyafete geçtim. İlk duyduğumda "aman ya ne bok yiyosa yesinler ben zaten seneye üniversiteye gidicem benden sonra tufan kimin umrunda" demiştim ama gördüm ki yürütmelik bazı okullarda bu seneden uygulanmaya başlamış dedim bizim neyimiz eksik? Yanıma yardakçıları toplayıp okul idaresine yaptığım baskınlar sonucu biz de serbest kıyafete adım atmış bulunduk. İlk başta açıkçası tepki gösterdim serbest kıyafete. Malum gelir dağılımının bu denli bozuk olduğu bir ülkede babası milyoner olan ile babası aç gezen aynı sınıfta okuyor. Hayır bunları abartmıyorum bunlar cidden var olan örnekler. Ama daha sonra insanların belki de bu sayede kıyafete göre adam yargılamak veya zengin-fakir ayrımına girmek ve en önemlisi de fakirliğin kötü bir şey olmadığının da farkına varılmalı. Aman ya valla bakın benden beklenmeyecek kadar toplumsal konulara falan değindim yeminle bak daraldım.

Bugün ilk gündü. Ama koskoca 12. sınıflardan sadece 10 kişi serbest giyinmişti. Oysa ki ben bugün pembe eşofmanlı ne bileyim üstüne yeşil gömlekli altına mor ugglı kızlar bekledim ama yoktular. Oysaki o kızların gizliden fotoğraflarını çekip burada ifşa edecek ibret-i alem olarak sizlere sunacaktım. Ama nasip kısmet değilmiş yavru kuşlarım. Bugün herkes gayet normaldi. İlerleyen günlerde azıtanları sizlerle paylaşacağım miniklerim. Aslında üniforma şöyle bir bakarsan iyiydi. Böyle çok college takılıyorduk falan iyi oluyordu ama o okul pantolonu kışın götümüzü dondururken yazın götümüzü pişiriyordu. Bir bakıma iyi oldu bir bakıma kötü oldu dediğim gibi. Fakat aldığım duyumlara göre kolejler bu yönetmeliğe geçmicekmiş. Tabi kolejliler ya hani şekiller ya hanii hıamıınaaaa.

Evet aslında okula ne giyicem sorunu çıktı. Özellikle benim gibi kıyafet takıntılı bir adamsanız boku yediniz. Utanmasam stilist bile tutarım valla çok kararsızım önümüzdeki günler için. Ama allahtan lookbook var. Orada deneyimli gavur piçleri okula nasıl gidiyor görüp görüp uygulucam. Ee adamlar artık profesyonel olmuş abi sonuçta. O yüzden hemen güzel takipçilerimle hem fikirlerimi paylaşayım hem de onlara önerileri, örnekleri derleyeyim, toplayayım vereyim dedim.

  
Kaban: Terranova / Kazak: Koton / Pantolon: GAP / Ayakkabı: Collezione

Ben ilk gün böyleydim. Rahat siyah bir kot üstüne kahverengi bir kazak altına da kahverengi postalımı attırdım çıktım. Ama önümüzdeki günler için çok kararsızım yarebbülalemin.  

 

Annem şu piç ne güzel giyinmiş bir bakın hele. Hem rahat hem şık hem de çok okula uygun. Şapkanı yerim kız senin zilli.

 
  
Postalına ve bez çantasına bayıldım. Pantolon da çok güzel. Genel hal güzel. Bakın işte gavur yapıyor.

 

Ben kendi adıma konuşayım okula bez çantayla gitsem arkadan yemeyeceğim laf kalmaz. O yüzden bez çantayı siktir ediyor geri kalanı alıyoruz.

 

Boru atkısı olsun postalları olsun efendime söyleyeyim mahzun mahzun bakışları olsun bir bütün olmuş. Ama kazağı bok gibi. Üzgünüm.

 

Hala siyah converse kaldı mı abi diyordum ki harbiden kalmış. Şu converse yerine bir bot ne bileyim bir snickers olsaydı daha güzel olurdu. Olmaz mıydı?

 

Çantan süper, gömleğin süper. Ama pantolon olsun hırka olsun ayakkabılar olsun çok fena. Hele o bacaklar nedir abi. Hadise'nin bacakları da zayıflayınca böyle oldu abi. Oysa ki önceden ne güzeldi. Böyle şlap şlap yapıştırmalık. Oyyy. 

 

Bu da komşumuzun kızı Macide rjpjfgtpghg. Şaka bir yana abi bu nedir sırf bunu ibret-i alem olsun diye koydum. Keşke bir leopar şal da alsaydın be yavrum enerjini dengelerdi. Ayrıca o saçlar toplancak kızım aaaa!


 

Bu sefer mokasen ve american college sweaterları bir arada görüyoruz. Hepsi bayıldığım parçalar. İkisini de çok güzel kombinlemişsin kanka. Ama ayakların doncak len çocuğun olmaz valla taşaktan yersen soğuğu.


Arkadaşlar bence bu çocuk Şırnaklı. Resmen bir Şırnaklı tipi var. Lookbook'ta Amsterdam diyor ama inanmıyorum resmen Şırnak lan orası. Arkaplan falan. Ama çantası çok güzelmiş. Yani bizimlasın Mahmut.

 

Bu okula giyilebilecek bir look mu bilemem ama ben kazağı çok sevdim. Eğer ben biraz daha dal taşak serersem giyerim sanırım. Çünkü bana her yer sokak düğünü bana her yer sünnet düğünü.

  

Taytını sevdim çıkar onu bebeğim hadi gel bize gidelim. Bu taytı giyip Türkiye sınırları çerçevesinde okula gidebilecek bir babayiğit varsa giysin, gitsin. Gün sonunda hiçbir tepki almadan dönmüş olursa kendini mesih ilan etsin. Söyleyeceklerim bu kadar. 


Son olarak da şu otsiki diş abiyi de çok beğendiğimi bildirmek istiyorum. Gömlek, bere, ayakkabı, hırka... Uyumun amına koymuşsun kanka.

Kankalarım sonuç olarak bu sene postalı, nördik hırkaları, college sweaterları, bereleri, atkıları, büyük büyük çantaları gardırobumuzdan eksik etmeyelim! Hepinize seksli günler diliyorum. Ay ben gülerim...



1 Aralık 2012 Cumartesi

My Week with Fashion. (Part 1)

Hepinizi çok özledim.

Evet bugün böyle girmek istedim konuya. Çünkü siz beni okudukça ben size bağlanıyorum. İnsanların bu blogu biliyor olmasını bilmek, bunu tatmak çok ayrı bir şey. Sonuçta sizler beni okumazsanız benim blogumun da anlamı kalmaz bloggerlığımın da.

İlk başta çok toydum açıkçası. Zaten blogspotu bu toyluğu attıktan sonra devreye soktum. Malum kendi stilimi bulmam yaklaşık dört koca senemi aldı. Hipster da oldum Tiki de oldum Nerd de oldum Punk da oldum... Ama şimdi çok mutluyum. En azından her geçen gün biraz daha  profesyonelleşiyorum bu konuda.  Bu işi gerçekten ciddiye alıyorsanız işiniz çok zor. Sürekli bir şeyleri takip etmek, trendlerden haberdar olmak, en yeniyi en stili seçebilmek zor. Fakat insan bunun tadına bir kere varınca bir daha da bırakamıyor. Ki benim bu işi bu kadar sevmem de beni destekleyen bir çevremin olmasının payı büyük. Eğer ben biraz daha devam edersem salya sümük ağlayacak, hıçkırıklarda boğulucam. Kısacası sizleri çok seviyor, sevdamı dağlara yazıyorum.

Bu ay aşure ayı. En sevdiğim ay yani. Bir haftadır kaç tencere aşure yedim ben de bilmiyorum ama oy ki ne oy. Bir de Aynur Aydın, Ayrılıklar Mevsimi'ne klip çekmiş oturup oturup onu dinliyorum hele yağmurlu havalara birebir bu parça. Dünyanın en büyük reklamcılarından Jacques Seguela'nın "Anneme Reklamcı Olduğumu Söylemeyin. O Beni Bir Genelevde Piyanist Sanıyor." kitabına ise bayıldım. Çok severek deli gibi okuyorum. İleride yapacağım iş kesinlikle reklam ben bunu anladım. Yalnız kitapta okuduğuma göre Salvador Dali baya sapıkmış. Iyy hayvan yhaaa .s.s Unutmadan da Ziynet Sali'nin Herşey Güzel Olacak klibini izleyip ağlıyorum sonra Demet Akalın'ın Giderli Şarkılar adlı parçasıyla kopuyorum. Anne ben manik depresif oldum....

My Week with Fashion'da size bundan sonra belli aralıklarda bu bölümden seslenicem. Bu aralar nereye gittim, ne yedim, ne içtim, neyi beğendim, neyi izledim. Hepsi bu bölümde! Bölümün ismini çok sevdiğim ve çok etkilendiğim "My Week with Marilyn" adlı filmden çaldım. Bu kadar çalıp çırpıyorum bu isimleri falan yemin ediyorum bana patent davası açsalar böbreklerime kadar alırlar. Na buraya da yazıyorum.

 

Geçen şu iki bilekliği aldım. İkisine de bayıldım. Çapa bileklikler zaten çok güzel çok yalanmalık ee kurukafalar da çok öpülmelik olunca tadından yenmiyor. Herkeste olmalı herkes yalamalı. 


 

Hafta sonu yakın arkadaşlarımla Bostanlı Sir Winston'da güzel bir akşam yemeği yedik. Özellikle Chicken Fingers ve Ceaser Salata, Sir Winston'daki favorilerim. Eğer benim gibi yorucu bir sınav dönemindeyseniz, önünüzde aşmanız gereken hedefler ve ulaşmanız gereken idealler varsa arada sırada böyle dışarı çıkmak, aktivitelerde bulunmak çok iyi geliyor insana. Olur da sorarsanız kot gömleğimi Zara'dan, hırkamı da yurtdışından aldım. Ha yanımdaki hatunun da stilini çok beğeniyorum. Eklemek istiyorum.  

 

Daha sonra o gece eve döndüğümde önümde daha ne kadar yol olduğunu gördüm. Bunlar test kitaplarımın sadece birazı. Yani buz dağının görünen kısmı. Ahh ahh. Yareppim al canımı ya valla al canımı. 

 

Hazır derslerden bahsetmişken dersaneden de çok sıkıldığımı belirtmek isterim. Diyorum ki bir Eşit Ağırlık öğrencisine bana kalırsa Matematik ve Geometri dışında hiçbir şey katmıyor dersane. Boşuna zaman kaybı cidden. Hatta şu YGS için koydukları fen derslerine sırf sohbet muhabbet için gidiyorum lan. İçimi ufunetler bastı ya, yettinissss. 


Geçen gün de SokaktaNeModa tarafından Günün Stili seçilmişim hepsini buradan kucak dolusu öpüyor, yayında ve yapımda emeği geçen herkesi mıncırıyorum. Ama sorun şu ki bu en iğrenç fotoğrafı nasıl Günün Stili seçmişler hayret. Bu fotoğrafın şöyle problemleri var. Bir kere aynadan çekmişim abi daha ne olsun. Hayır onu geçtim zaten yüzüm görünmüyor çünkü yüzümü kesmiştim rfojrpg. Alnımda ikinci bir Ali Rıza çıkmıştı o yüzden böyle bir durumla karşılaşmştık. Neyse ya siz benim apaçiliğime güle durun ben bir çay koyup gelicem.  


 

Bu arada bugün Melike'nin topuklu botlatına bayıldım. Gerek rengi gerek tüyleri çok güzel. Aslında bu botlar geçen sene moda olmuştu ama bize gelişi her zamanki biraz geç oldu. Ama geç olsun güç olmasın yavrularım ya. Yanlış hatırlamıyorsam şu güzel topuklu botlar Hotiç'ten.




 


Karşıyaka'da oturan arkadaşlar bilecektir. Çarşıda Migros Sokağı diye nitelendirdiğimiz sokakta açıldı Smootfh Coffee. Çok da olmadı açılalı ama ben bayıldım. Kahve Diyarıymış yok efendim Starbucksmış falan hikaye sen bırah bırah palevere sıhma bana bırah. Latteye bayılan bir adam olarak hayatımda en içtiğim en iyi lattelerden biriydi diyebilirim. Mekan küçük ama çok şirin. Hizmet on numara. Kalite ise beş yıldız. Hepinize öneriyorum Smooth'u. 


 

Size bu haftalık sivilcem ve ben Smooth Cafe ve arkadaki Tefal reklamıyla veda ediyor bir sonraki yazımda  görüşmek üzere esenlikler diliyoruz. Hadi allaha emanet göte mukayet canlarım.