28 Eylül 2012 Cuma

Bye bye loveness, bye bye summerness…


 Bu başlıktaki kelime oyununu neden yaptım bilmiyorum. Ama her yazı için orijinal bir isim bulucam diye uğraşırsam benim tüm hayatımı buna odaklamam gerekir sevgili okur. Ha bu arada selam :) 

 Okulun şu ikinci haftasını da geride bıraktık. Yani kısacası azı gitti çoğu kaldı. Bu da müdüründen hademesine, ineğinden kıromançisine herkesi doya doya göreceğimiz 8 ay ve 2 haftamız var demektir. Ne mutlu bizlere, ay ay ay. Şaka bir yana eğer bu okul bir an evvel bitmezse ya ben ölücem ya da öldürücem. Your choice. Die or Stay? OK? 

 Bu hafta da facebook hesabımdaki 500e yakın okul arkadaşım yazılarımdan nasiplerini alamadıklarından olsa gerek çok fenaydılar.  Ayrıntıya girmek istemiyorum çünkü içimi ufunetler basıyor düşündükçe. Umarım sevgili (!) schoolmatelerim bloğumu daha sıkı takip eder bundan sonra. 

 Size birkaç yazı öncesinde bu yaz en çok Tomslarımı sevdiğimi söylemiştim. İşte şimdi de tam da buna değineceğim. Bu yaz neler trend oldu? Neleri giydik? Neleri sevdim? Nelere bakıp bakıp soluğu tuvalette aldım? Hepsi ve daha fazlası tam da bu yazıda.

 
Espadriller benim bebeklerim. Gerçekten bebeklerim. Espadril dünyasının lideri Toms olsa da neredeyse her marka kendi espadrilini piyasaya sürdü bu sene. Bir bez parçasına o kadar para mı lan diyen beyler ise Mudo, Jimmy Key gibi markaları tercih etti. Tomslarımla ilk başta yürümekte ne kadar zorlansam da daha sonra hem rahatlığı hem şıklığı ile gönlümün sultanı oldu. Umarım espadriller on sene daha moda olur.  


 
Mokasenler babalarımıza çok şey çağrıştırıyor olabilir ama bana sadece Sperry’i akla getiriyor. Aslında ben de Sperry alacaktım ama hem herkesin ayağında oluşu hem de bu sene aldığım gerekli gereksiz ayakkabılar makosenlere sahip olmama engel oldu. Ama bu tekneci ayakkabıları öyle bir nostalji harikası ki ister üstüne büstiyer giy istersen kombinezon giy yine de seni çok şık gösteriyor. Canım ya, öperim. 

  


Birkenstock gerçekten bu yazın en büyük kurtarıcısıydı benim için. Plaja mı gidiyorsun? Birkenstock. Akşam dışarı mı çıkacaksın? Birkenstock. Alışverişe mi? Birkenstock. Almanların araba ve porno konusunda ne kadar iyi olduklarını biliyordum ama bu terlik işini de çok iyi yürütmüşler. Giydikten bir süre sonra ayağınızın tam şeklini alan mantar tabanlı bu terlikleri çok sevdim. Siz de sevin. Gidin bir tane alın. Varsa ona çok iyi bakın.  


 

Seni gören kalp tank tank atıyor gibi bir espri yapmak istedim şu an. Çünkü ecnebilerin tank diye nitelendirdiği şu atletleri çok ama çok seviyorum. Sanırım bir köyü giydirebilecek kadar atlete sahibim. Evet böyle şeyleri seviyorum çünkü erkek modasına renk ve çeşitlilik katıyor. Erkeğiz diye kırk derece sıcakta dahi polo giymek zorunda mıyız lan? Gideriz atletimizi giyeriz püfür püfür. Zaten götümüzden ter damlıyor, zaten gerginiz… Ama atletler biraz sıkıntılı beyler. En azından vücudunuza güvenmiyorsanız bu atletleri tercih etmeyin derim.  

 

Bu tişörtleri nasıl tanımlayacağım hakkında bir bilgim yok gerçekten. Ben daha çok toz bezi tişörtleri diyorum bunlara. Çünkü kumaşları bana toz bezini hatırlatıyor. Ama çok çok çok rahatlar. Böyle sıcak yaz günlerinde alttan alttan alttan esiyor lan. Böyle içimde ufak kıpırtılar falan oluyor. Uuu beybi. Neyse yazı çok kötü bir yere gitmeye başladı farkındaysanız, o yüzden topluyorum. Bu tişörtlerin de geniş ve açık boğazlıları makbuldür. Sizleri de çok özleyeceğim…  

  

Retro akımını her zaman çok sevmişimdir. Bunu mokasenlerden de anlıyoruz. Özellikle gemi çapası desenli ve bisiklet desenli gömlekleri çok sevdim. Bunları Mudo’da bulabilirdiniz diyemeyeceğim hala daha var. Hem de indirimde. Gidin bitmeden alın. Modada retroya dönüş oldukça ben mutlu oluyorum, ben mutlu oldukça da ben mutlu oluyorum. Şu an yalnızlığıma üzüldüm ha. Offf.   





Oldum olası bol cepli şeyleri sevmem. Pantolon, şort gibi parçalarda olabildiğince sade olunmasını savunuyorum. O yüzden de bu sene şu bol cepli ekoseli şortların out, renkli skinny şortların in olması endorfinimi tavan yaptırdı. Lacivert, kahverengi, sarı, gri.. Hepsini çok severek giydim ve hala da giyiyorum. Çünkü şu götünü yediğimin İzmirinde hala ve hala yaz. Hala çok sıcak ve hala götümüzden ter damlıyor. Hazır HE by Mango, Zara yaz indirimine girmişken yeşil, pembe, mavi şu skinny şortlardan edinin derim.  



  

Gözlük konusunda çok takıntılı olduğum doğrudur. Ben İngilterede yaşıyor olsaydım da yılda 10 gün güneş görüyor olsaydım da yine bütün sene güneş gözlüğüyle gezerdim. Çünkü seviyorum ulan. Ha işte şu Cats model denen güneş gözlükleri de bu sene çok trenddi. Özellikle Ray-Ban bu konuda yine ipi göğüsledi. Onu Tommy Hilfiger, Lacoste, Police, Vogue takip etti. Bana hiç yakışmasa da ben onları çok sevdim. Güzellerim…. 

Sanırım ben bu sene bütün trendleri sevmişim. Bakın bu yüzyılda bir olan bir olay. Güneş tutulmasından bile daha nadir rastların böyle bir duruma. Kıymetini bilin.






21 Eylül 2012 Cuma

Zımbala Behçet

Sevgili gönül dostlarım,

Okulların ilk haftasını geride bıraktık. Ve kapanmasına yaklaşık 8 ay 3 hafta kalan okullarımızdan 2 günlüğüne de olsa kurtulduk. Bu hafta o kadar yoruldum o kadar yoruldum ki hayatıma harakiri ile son verebilirdim. Bu kadar da açık ve net konuşuyorum bakın. Okula gidip bütün gün test çözmenin yanı sıra abudik gubidik insanlarla muhatap olmak zorunluluğu ise cabası. Bunun dışında okulun en kötü tarafı da moda zevkinden yoksun direkt zevkten yoksun insanlar ile aynı çatı altında 4. senemi geçiriyor olmam. Yani birazdan size anlatacaklarım o kadar ibret verici olacak ki lütfen bu yazıyı çocukların ve evde şu an muhtemel brazzerstan porno izleyen yeni yetme ergenlerin ruh sağlığı için onlardan uzak tutunuz. Bu yasal bir uyarıdır bebeklerim.

Okulun ilk günü gayet fashionista bir halde okula gittim. Okulun durumu o kadar vahim ki en sade halimle bile fashionistaydım o derece. Daha kapıdan girer girmez karşıma çıkan polosu 3 beden büyük pantolonu 2 beden küçük tiplerin yanı sıra okula değil de sokak düğününe gidiyor gibi giyinen lise 1leri görünce bir sigara yakıp mutluluklar diledim sevgili okurlarım. Onun yanı sıra okul pantolonunun altına koşu ayakkabısı efendime söyleyeyim basketbol ayakkabısı giyen erkek arkadaşlarımız ve okul eteğini asimetrik olarak kıvıran, o yarım mini yarım diz altı eteğin altına hala ve hala superstar giyen kızları görünce ise sigarayı üstlerinde söndürdüm.
Ben de isterim okulum Gossip Girl gibi olsun ama maalesef olmuyor. Bu yurt dışındaki okul modasına ise başka bir yazımda değineceğim hatırlatın. Kısacası okul modası buysa Coco Chanel benim arkadaş der konuma geri dönerim.

Zımbala Behçet Zımbala.

Size devamlı olarak yeni trendlerden bahsediyorum. Ve bu yazımda da çok beğenerek takip ettiğim zımba yani studs modasından bahsedeceğim. Bu zımba modası geçen seneden beri dünyada var olurken bize gelişi anca bu sene oldu. Ama lafı bile var geç olsun güç olmasın. Diyeceksiniz ki sevgili Ali bu zımbalı bileklikleri falan biz 8. sınıfta takıyorduk. O zaman dışarıda punkçı evde Gökhan Özenciydik. Biz önce başladık bu işe heheheyt. Ama sevgili okur, öyle değil. Dediğin gibi 8. sınıfta dışarıda punk evde Hande Yener dinlediğim zamanlarda ben de zımbalı bileklikler olsun ekoseli pantolonlar olsun giydim. Ama hepsi birer hataydı ve hatasız kul olmaz. O yüzden bunları unutup bu güzel zımbalı kıyafetlere geri dönüyoruuuz!

 

Bu güzel zımbalı deri ceketler Zara'dan. Şu an fiyatları Ali Ağaoğlu'ndan alacağınız bir evin taksiti kadar olsa da siz biraz bekleyin indirime girsin. Sağ resimde gördüğümüz gibi içine düz bir tişört giyerek bu ceketleri kullanabiliriz. Ben o siyah gömleği hiç yakıştıramadım doğrusu. Ha unutmadan eğer zımbalı bir parça varsa üzerinizde diğer bütün parçaları olabildiğince sade kullanın. Çünkü zımba zaten çok ağır bir ayrıntı. Kombini boğmayın yakışıklılar.


Arkadaşlar ben mezuniyetimde giyeceğim blazerı buldum. Valla da bu cidden bu yeminle bu. Eee bu işe soyunmuş bir blogger olarak mezuniyete de takım elbise giyecek halim yok tabi. Ha size bir uyarı tekrardan blazerınızı alırken 3 şeye dikkat edin. Öncelikle blazer omuzlarınızdan biraz daha geniş olmalı. Çük gibi durmamalı. Ayrıca blazer ile tişörtünüzün arasına yumruğunuz girmeli. Son olarak da ellerinizi havaya kaldırdığınızda blazerınızdan kol saatiniz görünmeli. Hadi bakın yine iyisiniz.

 

Sen benim yedi kat göklerdeki sevgiliiim... O kadar güzel bir kazak ki bu bunu alır üstümden ebediyen çıkarmam. Okula dahi giyerim yeminle. Ama son senemde disiplin kuruluna gitmek istemediğimden bunu bir düşünmem gerek. Neyse... Bu kazak da Zara'dan beyler. Ama unutmayın. Eğer omuz şeritlerinde zımbalar olan bir kazak giyiyorsanız omuzlarınıza tam oturan bir kazak olmalı. Yoksa bir boka benzemez. Yazık onca paraya yazık.


Bu aksesuarlar da yine Zara kardeşimizden. Zara maşallah bu sene zımba olayını aşmış ki ne aşmış. Helal olsun valla. Yukarıda gördüğümüz aksesuarları da fashionista beylere öneriyorum. Alın, giyin beyler. Size sondaki çanta ile ilgili bir açıklama yapacağım öncelikle. Sondaki bir çanta. Bayanların portföy dediği türden. Bu sene erkeklerde de moda olacak sanırım. Ama derginizi, ipadinizi koyabileceğiniz bu çantalar fena da değil gibi. Ben önce çantayı alayım sonra ipadi alırım diye düşünüyorum ve size bol zımbalı günler diliyorum.

Zımbalamasyon, bu benim misyon.

16 Eylül 2012 Pazar

Liseli vardı ya o liseli.

Sevgili liseli kardeşlerim, 


Malumunuz yarın okullar açılıyor. Okul zili yarın son kez çalacak benim için. En azından üniversite zili “on yılda her savaşta on yılda on beş milyon genç…” diye allah allah damarlarımızdaki milliyetçi kanı her teneffüs tavan yaptıran bir melodi değildir sanırım. Her yerde “okulda erkeklere saç özgürlüğü”  diye gezinen hemcinslerim onun yerine kıyafet özgürlüğü dese şu an refah seviyesine ulaşmış bir ülke olabilirdik. Hayır yani saç serbest olunca gelinlik topuz falan mı yaptırcaksınız birader neyin amacı bu? Biliyorum konu çok dağıldı ve siz de benden bir  “okul yolu düz gider, çocuklar bayram eder” postu bekliyorsunuz. Ve ben de sizleri kırmıyor böyle bir postu yapıyorum, yapıyorum, yaptım gitti! 

İstersen Lady Elizabeth İmam Hatip Lisesi’nde oku her okulda sıkı kıyafet yönetmeliği var. Hayır yani ben turuncu kazak giyip gelsem kaç yazar sevgili idareciler? Ne yani? Siz zevksizseniz ben ne yapayım? Bakın ben yine sinirleniyorum bu yüzden konumuza dönelim. Sizler için neler giyelim bu sene neler moda ne yapalım ne edelim önerilerinde bulunacağım birazdan. Okul forması bordo polo ve siyah skinny pantolon olan birinden anca bu kadar arkadaş. Zorlamayalım, alttakilerle yetinelim! 

  

American College Sweaterlar bu sene çok moda. Geçen dönemin sonlarına doğru yavaş yavaş çıkan fakat bizim de o aralar götümüzün piştiğini düşünürsek tam adapte olamadığımız bu sweaterlardan herkes birer tane alıyor dolabına koyuyor. Düğmeli, düğmesiz fark etmez. Ben geçen kış Üsküp’ten gri bir tane almıştım. Üzerinde “Yankees” yazıyor hatta. Hey gidi hey. Renk seçimleri yeşilden mora kadar farklılık gösterebilir. İşin ucunu kaçırıp pembeli mavili falan almayın yoksa onur kurulu yolu gözükür alim allah. 

 

Knitwear mı dersiniz Cardigan mı dersiniz Sütyen mi dersiniz bilemem ama bu hırkalar çok güzel. Hem de çok kullanışlı. İzmir gibi donamadığımız bir ilde yaşıyorsanız yani benimle aynı kaderi paylaşıyorsanız bunlardan bolca edinin. Bende yaklaşık 10-15 tane var sanırım. Renk seçimi size kalmış. Ama hiçbir rengi sırıtmıyor neredeyse. 

  

Trençkotları, parkaları, kaşe kabanları severim. Laciverti olsun kremi olsun falan. Ama herkese de olmuyor be abicim. Hayır yani adamlar kendini Ezel zannediyor Kenan İmirzalıoğlu zannediyor bunu giyince. Ama bilmiyor ki karşıdan tam bir İsmail Türüt olmuş. Bunları giyebilmek için en az 1.80 boy lazım 110 genişliğinde omuz lazım. Bunlardan veya trençkotlardan alıyoruz dolabımıza koyuyoruz. Ben de bir adet lacivert kaşe var. Geçen sene Terranova’dan almıştım. Yine onu giyerim heralde tonla para vermiştim ya. Fakirlik işte n’aparsın. Sıkıldıkça giyiyoruz bebeklerim. 


 

Rucksackler olsun Postacı Çantaları olsun Ozpakler olsun hepsi bebeklerim. İzmir’de yaşamayanlar Ozpack’i bilmeyebilir hemen kısa özet vereyim. Ozpack kitaplarınızı bir arada tutan kumaş bir klasör. Ama İzmir’de çok ünlü. O sikindirik şeye 30 lira veriyoruz öyle ünlü. Çantalara dönecek olursak bu sene Rucksackler çok moda.  Hatta o kadar moda ki bu sene Rucksack kusucaz gibi. Şu an çok fahiş fiyatlarda da olsalar yakında düşerler merak etmeyin. Veya daha klasik bir postacı çantası edinin. Evrak çantası görünümlü ama okul çantası. Hmm. Veya bu sene Avrupa’da moda olan bez çantalardan alın. Delikanlı adamın cesaretini gösterin. Ama arkanızdan “kadir karı gibi olmuş la hehe” derlerse bana gelmeyin bozuşuruz. Ama yalvarırım şu Eastpack çantalardan Adidas’ın Nike’ın bokum sırt çantalarından kurtulun. Allahın adını verdim bak.



  

Ayakkabılara geldiğimizde ise çok rica edicem okulun en zengin en popi dalyarağı gidip Timberland bot giyiyor diye hepiniz o bottan almayın. Gidip Timberland alsanız neyse Polaris falan alıyorsunuz bir boka da benzemiyor. Bak yine çok sinirlendim. Her ne sikimse pantolonunuz bildiğimiz dandik kumaş pantolonlardansa ve bolsa size asla bez ayakkabı önermem. Hiçbirini önermem hem de. Ama benimki gibi dar kesimse veya ona yakınsa Supergalar bu sene çok moda. Kedsler de bir o kadar güzel. Renk renk. Alın bir tane giyin. Kışlık olarak da Snickers veya Skate Shoes dediğimiz şu ayakkabılar bu sene çok moda. En az bir çift olsun elinizde. Bilekli veya bileksiz seçim size kalmış.  Mavi, yeşil, pembe, turuncu, sarı. Doesn’t matter! Uyarı: Hala superstar giyen kıromançilerden, okula dahi makosen giymeye çalışan ortam çocuklarından ve üniformanın altına saçma sapan koşu ayakkabısı basketbol ayakkabısı giyen moda düşmanlarından uzak durunuz! En son da Timberland olmadıkça bot seçiminde serbestsiniz beyler. Ama gidip şöyle yeşil falan da almayın. Ha bu bloğu okuyup da gidip hala kundura giyen varsa gördüğüm yerde mıhlarım bildireyim. 


Bu post sizi bir 4 sene götürür. Hehehe. Şaka yaptım. Ayrıca hehehe ne ya.  Oksimoron gülüşü resmen.

15 Eylül 2012 Cumartesi

Dünya Ne Giyiyor?

Herkese merhaba!

Yoğun bir dönemi atlattım diyelim. Şöyle arada nefes almaya zaman bulmuşken yazın bittiğini fark ettim. Gerçekten koskoca 3 ay göz açıp kapayıncaya kadar geçti. Özellikle benim için çok verimli bir tatil oldu. Bütün gün bilgisayar başında oturmadığım, sıkıntıdan sezon sezon dizi izlemediğim bir yazdı. Darısı önümüzdeki yaza.

Ben bu yaz en çok Tomslarımı sevdim. Sanıyorum tüm dünya da benimle aynı fikirdeydi. Modada retroya dönüşün olduğu bu yaz makosenler, bisiklet desenli gömlekler, skinny şortlar, espadriller çok sevildi. Bunun yanı sıra atletler, keds model gözlükler de yepyeni ayrıntılar oldu. Erkeklerin gardıroplarına renk katmaya devam ettiğini kırmızı, pembe, sarı şortlardan fazlasıyla anladık. Poloların, ekoseli şortların out olması ise olayın başka bir boyutu.

Sizinle bütün yaz ne giydiğimi neler yaptığımı paylaştım. Peki bu yaz dünyanın dört bir yanında neler giyildi neler moda oldu? İşte sizler için birkaç örnek.

Gardırobunuzda yer açın. Sonbahar yaklaşıyor.

Görüşmek üzere! :)

 
Belgrad (Sırbistan)

 
Brasil (Brezilya)

 
Londra (İngiltere)

 
İstanbul (Türkiye)

 
Los Angeles (ABD)

 
Vilnius (Litvanya)

 
Prag (Çek Cumhuriyeti)

 
İzmir (Türkiye)

 
İslamabad (Pakistan)

8 Eylül 2012 Cumartesi

Erkeğin 9 Kurtarıcısı


Erkeğiz giyimimiz kuşamımız kolay giy bir gömlek çık olayı bir yere kadar tamam ama bayanlar kadar erkeklerin de birkaç püf noktası olmalı. Bunları vermek de biz bloggerların görevi. Aşağıda sizler için 9 tane kurtarıcı listeledim beyler. Biri bile gardırobunuzda eksikse yarın hemen tamamlayın, yarı yolda kalmayın derim! 

 
Beyaz Converse:  Özellikle kot pantolonla büyük bir kurtarıcı olan beyaz converse şortla da giyileceğinden bileksiz olursa daha makbuldür.
 
Buz Rengi Kot:  Üstünüze açık renk de koyu renk de giyseniz buz kot hepsiyle iyi duracaktır.
  
Babet Çorap: Erkek adam babet çorap mı giyer demeyin. Tomsunuzda, Superganızda, Kedsinizde oluşacak kötü görüntüyü önlemek için babet çorap şart.


 
Knit: Hırka desem kalın triko desem düğmesiz olacağı için yabancıların knit dediği şu ince ve düğmeli hırkalar büyük kurtarıcı. Sabah üstünüze geçirin öğlen çantanıza koyun akşam tekrar giyin. 


  Siyah V Yaka Tişört: Altına ne giydiğin fark etmez. Tişörtünü giy ve sokağa çık. Ama dikkat et tişört omuzlarına tam oturmalı.


  
Wayfarer:  Rayban’ın bugüne kadar yaptığı en başarılı tasarım diyebileceğim Wayfarer herkes için ideal. Her türlü yüze uyan Wayfarerınızı mutlaka eksik etmeyin.
   
Postacı Çantası: Okul, dersane, ders, günübirlik tatil... Orta boy bir postacı çanta sizi asla yarı yolda bırakmaz.


  
Kareli Gömlek: Son zamanlarda çok popüler olan kareli gömleklerden herkes gardırobunda bir tane bulundurmalı.  Karenin rengi büyüklüğü sana kalmış.


 
 Trençkot:  Trençkotunuz mutlaka olmalı. Sadece boyuna dikkat edin. Ha unutmadan kabanınız ile aranıza yumruğunuz girmeli. Genişliğini öyle ayarlayın.