1 Aralık 2012 Cumartesi

My Week with Fashion. (Part 1)

Hepinizi çok özledim.

Evet bugün böyle girmek istedim konuya. Çünkü siz beni okudukça ben size bağlanıyorum. İnsanların bu blogu biliyor olmasını bilmek, bunu tatmak çok ayrı bir şey. Sonuçta sizler beni okumazsanız benim blogumun da anlamı kalmaz bloggerlığımın da.

İlk başta çok toydum açıkçası. Zaten blogspotu bu toyluğu attıktan sonra devreye soktum. Malum kendi stilimi bulmam yaklaşık dört koca senemi aldı. Hipster da oldum Tiki de oldum Nerd de oldum Punk da oldum... Ama şimdi çok mutluyum. En azından her geçen gün biraz daha  profesyonelleşiyorum bu konuda.  Bu işi gerçekten ciddiye alıyorsanız işiniz çok zor. Sürekli bir şeyleri takip etmek, trendlerden haberdar olmak, en yeniyi en stili seçebilmek zor. Fakat insan bunun tadına bir kere varınca bir daha da bırakamıyor. Ki benim bu işi bu kadar sevmem de beni destekleyen bir çevremin olmasının payı büyük. Eğer ben biraz daha devam edersem salya sümük ağlayacak, hıçkırıklarda boğulucam. Kısacası sizleri çok seviyor, sevdamı dağlara yazıyorum.

Bu ay aşure ayı. En sevdiğim ay yani. Bir haftadır kaç tencere aşure yedim ben de bilmiyorum ama oy ki ne oy. Bir de Aynur Aydın, Ayrılıklar Mevsimi'ne klip çekmiş oturup oturup onu dinliyorum hele yağmurlu havalara birebir bu parça. Dünyanın en büyük reklamcılarından Jacques Seguela'nın "Anneme Reklamcı Olduğumu Söylemeyin. O Beni Bir Genelevde Piyanist Sanıyor." kitabına ise bayıldım. Çok severek deli gibi okuyorum. İleride yapacağım iş kesinlikle reklam ben bunu anladım. Yalnız kitapta okuduğuma göre Salvador Dali baya sapıkmış. Iyy hayvan yhaaa .s.s Unutmadan da Ziynet Sali'nin Herşey Güzel Olacak klibini izleyip ağlıyorum sonra Demet Akalın'ın Giderli Şarkılar adlı parçasıyla kopuyorum. Anne ben manik depresif oldum....

My Week with Fashion'da size bundan sonra belli aralıklarda bu bölümden seslenicem. Bu aralar nereye gittim, ne yedim, ne içtim, neyi beğendim, neyi izledim. Hepsi bu bölümde! Bölümün ismini çok sevdiğim ve çok etkilendiğim "My Week with Marilyn" adlı filmden çaldım. Bu kadar çalıp çırpıyorum bu isimleri falan yemin ediyorum bana patent davası açsalar böbreklerime kadar alırlar. Na buraya da yazıyorum.

 

Geçen şu iki bilekliği aldım. İkisine de bayıldım. Çapa bileklikler zaten çok güzel çok yalanmalık ee kurukafalar da çok öpülmelik olunca tadından yenmiyor. Herkeste olmalı herkes yalamalı. 


 

Hafta sonu yakın arkadaşlarımla Bostanlı Sir Winston'da güzel bir akşam yemeği yedik. Özellikle Chicken Fingers ve Ceaser Salata, Sir Winston'daki favorilerim. Eğer benim gibi yorucu bir sınav dönemindeyseniz, önünüzde aşmanız gereken hedefler ve ulaşmanız gereken idealler varsa arada sırada böyle dışarı çıkmak, aktivitelerde bulunmak çok iyi geliyor insana. Olur da sorarsanız kot gömleğimi Zara'dan, hırkamı da yurtdışından aldım. Ha yanımdaki hatunun da stilini çok beğeniyorum. Eklemek istiyorum.  

 

Daha sonra o gece eve döndüğümde önümde daha ne kadar yol olduğunu gördüm. Bunlar test kitaplarımın sadece birazı. Yani buz dağının görünen kısmı. Ahh ahh. Yareppim al canımı ya valla al canımı. 

 

Hazır derslerden bahsetmişken dersaneden de çok sıkıldığımı belirtmek isterim. Diyorum ki bir Eşit Ağırlık öğrencisine bana kalırsa Matematik ve Geometri dışında hiçbir şey katmıyor dersane. Boşuna zaman kaybı cidden. Hatta şu YGS için koydukları fen derslerine sırf sohbet muhabbet için gidiyorum lan. İçimi ufunetler bastı ya, yettinissss. 


Geçen gün de SokaktaNeModa tarafından Günün Stili seçilmişim hepsini buradan kucak dolusu öpüyor, yayında ve yapımda emeği geçen herkesi mıncırıyorum. Ama sorun şu ki bu en iğrenç fotoğrafı nasıl Günün Stili seçmişler hayret. Bu fotoğrafın şöyle problemleri var. Bir kere aynadan çekmişim abi daha ne olsun. Hayır onu geçtim zaten yüzüm görünmüyor çünkü yüzümü kesmiştim rfojrpg. Alnımda ikinci bir Ali Rıza çıkmıştı o yüzden böyle bir durumla karşılaşmştık. Neyse ya siz benim apaçiliğime güle durun ben bir çay koyup gelicem.  


 

Bu arada bugün Melike'nin topuklu botlatına bayıldım. Gerek rengi gerek tüyleri çok güzel. Aslında bu botlar geçen sene moda olmuştu ama bize gelişi her zamanki biraz geç oldu. Ama geç olsun güç olmasın yavrularım ya. Yanlış hatırlamıyorsam şu güzel topuklu botlar Hotiç'ten.




 


Karşıyaka'da oturan arkadaşlar bilecektir. Çarşıda Migros Sokağı diye nitelendirdiğimiz sokakta açıldı Smootfh Coffee. Çok da olmadı açılalı ama ben bayıldım. Kahve Diyarıymış yok efendim Starbucksmış falan hikaye sen bırah bırah palevere sıhma bana bırah. Latteye bayılan bir adam olarak hayatımda en içtiğim en iyi lattelerden biriydi diyebilirim. Mekan küçük ama çok şirin. Hizmet on numara. Kalite ise beş yıldız. Hepinize öneriyorum Smooth'u. 


 

Size bu haftalık sivilcem ve ben Smooth Cafe ve arkadaki Tefal reklamıyla veda ediyor bir sonraki yazımda  görüşmek üzere esenlikler diliyoruz. Hadi allaha emanet göte mukayet canlarım.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder